Rektör bey diyeceksiniz!

YORUM | ALPER ENDER FIRAT 

Boğaziçi Üniversitesindeki protestoları izleyene kadar atanmış Rektör Melih Bulu’nun istifa etmek gibi bir seçeneğinin bulunmadığını, tek inisiyatif sahibinin Recep T. Erdoğanda olduğunu o istemeden istifa edemeyeceğini sanıyordum. Kendi iradesi dışındaki bir istifanın Erdoğan’ı çok kızdıracağını bildiği için, bedel ödememek için istifa edemeyeceğini düşünüyordum.

Öyle ya, belli bir eğitim almış, dünya görmüş hayata belli bilinçle baktığı düşünülen birinin böylesine istenmediği, tahkir edildiği yerde durmayacağını düşünürdü herkes. Melih Bulu’nun iki ateş arasında kaldığı zannıyla acıma hissi bile duymaya başlamıştım. Ta ki Bulu piyasaya çıkana kadar.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Melih Bulu arzı endam edince hakkında çok fazla hüsnüzanna kapıldığımı anladım.

Öyle görünüyor ki istifa etmemek, ne pahasına olursa olsun o koltukta kalmak herkesten çok kendi tercihi. Hatta koltuktan Recep T. Erdoğan bile kolay kolay kaldıramaz gibi görünüyor.

Karşımızda kariyere ve koltuğa iman etmiş, makamın gücüyle kendisine kimlik inşa edecek bir yurdum insanı var. O aslında AKP’li değil, CHP’li ya da MHP’li de değil. O sadece esen rüzgardan yana. O yelkenini şişirecek rüzgar ne taraftan esiyorsa o tarafın adamı.

Zaten kendisi de anlatıyor, siyasete CHP’yle atılıyor, sonra Liberal, en son AKP’li oluyor. Geleceğin CHPde olduğuna inandığında CHP’li, iyi teklif aldığı zaman Liberal Demokrat, yeni dönemin AKPde olduğunu anladığında hemen bir AKP neferi! Hatta sosyal medyada AKP karşıtlarına haddini bildiren bir akıncı!

Onun için CHP’nin, AKP’nin, Liberal Demokratların ya da askeri bir cuntanın iktidarda olmasının zerre kadar önemi yok. O bu iktidarların kendisini nereye taşıyacağıyla ilgili. 

Hayatının fırsatı eline geçmişken, birkaç çocuğun protestosuyla böyle bir fırsatı kaçıracak değil. Protestocuların seküler bir kesim olduğuna inandığı için hemen siyasete CHP’de başladığının altını kalınca çiziyor ve ekliyor: “Ben hard rock ve Metallica dinlerim.”

Birazdan Kemalistlerin benim dedem hocaydı dedikleri gibi, benim dedem sıkı bir ateistti diyecek, nasıl laik ve seküler bir kökten geldiğini anlatacak diye bekliyor insan.

Koltuğu veren Cumhur ittifakının tabanına da mesaj göndermeyi ihmal etmiyor. “Devlet ‘bana böyle bir teknoloji lazım’ derse, biz onu altı ayda üretiriz.” Sallamak bedava altı ay sonra ne oldu diye kimsenin sormayacağını biliyor nasıl olsa. 

Binlerce öğrenci ve akademisyen şiddetle protesto ediyor ama Bulu, kendisini tanıyınca seveceklerinden çok emin. “Okuldaki akademisyenlerle diyalog halindeyim, tanıdıkça anlayacaklar benim bu kültürden geldiğimi.”

Hakkı olmayanı zorla almanın hiçbir ahlaki ve vicdanı kaygısını taşımadan tecavüz ettiklerinin kendisini seveceğinden emin bir pişkin.

Tam istediği bir tipoloji olması bakımından Melih Bulu’yu keşfedip önüne getireni Erdoğan’ın tebrik etmesi gerekir. Sürekli bir şey olmak için sağa sola saldıran, fark edilmek, ilerlemek isteyen kariyer delisi… Recep’in verdiği koltuğu canıyla başıyla koruyacak dünya ayağa kalksa ve yüzüne tükürse yine de ‘yarabbi şükür’ deyip koltuktan kalkmayacak bir tip.

Melih Bulu, Türkiye’de çok yaygın bir insan tipini anlatıyor olması bakımından önemli. Rüzgar hangi yönden şiddetli esiyorsa yönünü o tarafa çeviren bu tipleri her yerde çokça görmek mümkün.

Aslında Üniversitelerde rejim değil bilim kral olsaydı, rektörlük atamaları bu kadar önemsenmezdi. Rektör olmak bir şirkete müdür atamaktan öteye geçmezdi.

Boğaziçi Üniversitesi de arabesk bir bölgede demokrasicilik oyunu oynuyor aslında. Üniversite öğrenci ve öğretim üyeleri, anti demokratik olan atamaya değil, kendilerinden olmayan birinin atanmasına karşı çıkıyor. Erdoğan, demokrasiyi rafa kaldırmasına rağmen onlardan birisini atasaydı sorun olmayacaktı. Eğer bunu sorun olarak görselerdi daha önceki rektör atamasına ve diğer üniversitelerdeki atamalara karşı çıkarlardı.

Boğaziçi üniversitesinin akademik itibarının da ayrıca tartışmak gerekir. Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesinde intihalle akademik kariyer yapıyor ama yıllarca bu hırsızlık fark edilmiyor. Rektör olarak atanmasaydı bu hırsızlığı hiçbir zaman bilinmeyecekti. Üniversitede daha kaç tane fark edilmeyen akademik hırsızlık ürünü tez var bilmiyoruz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin