Ramazan’ın barıştıramadığı küsleri, bayram barıştırır mı?

YORUM | AHMET KURUCAN

Sanırım önümüzdeki 3-5 gün içinde en çok kullanılacak cümlelerden biridir ‘bayramınız mübarek olsun!”

Olsun.

Ama nasıl olacak?

Olsun demekle oluyor mu?

Bu cümle ağızdan çıkınca bayram hemen bereketli mi oluyor?

Sihirli bir cümle mi bu yani?

Bir başka soru, bayramdan kastımız üç günü içine alan bir zaman dilimi ise, o zaten mübarek değil mi?

Zati itibariyle olmasa da Allah’ın o zamana vermiş olduğu itibari değer itibariyle mübarektir bayram ve bayram günleri.

Zamanın sahibi Allah bu zaman dilimine ayrıcalık tanımış.

Kadir gecesine, Zilhicce ayının ilk 10 gününe, Ramazan ayının tamamına tanıdığı gibi.

Madem öyle, o zaman “Bayramınız mübarek olsun!” demenin ne anlamı var.

Konu anlaşıldı.

İlave sorularla daha ileri gidip zihinleri dağıtmadan toparlayalım; bayramı içinde barındıran zaman, itibarî değer itibariyle her ne kadar mübarek olsa da asıl onu mübarek yapacak olan o zamanı yaşayan insandır.

O insanın özgür iradesiyle yapacağı insanî, İslami, ahlaki özelliklere sahip tercihleri ve davranışlarıdır.

Öyleyse şu tespiti çok rahatlıkla yapabiliriz; bayramı hakiki anlamda mübarek kılma insana düşen bir yükümlülüktür.

Tabii ki öyledir.

Mesela; çocukluğumuzdan beri duyduğumuz şeydir, bayramda küsler barışır.

İyi de bayram geldi diye küsler kendiliğinden barışmaz ki!

Ama bayram vesilesi ile küsler iradi tercihleri ile bir araya gelir ve barışır.

Pekâlâ ya barışmıyorlarsa hatta bayramda kavga edip küskünlüklerini kemikleştiriyorlarsa bayramın mübarek olması nerede kaldı şimdi?

Bir başka misal, bayramda büyüklerin elleri öpülür, hal ve hatırları sorulur, yalnızlıklarını bir nebze olsun giderilir, akraba ziyareti yapılır.

İnsanlar bayrama rağmen bütün bunları yapmıyorsa ne olacak?

Gördüğünüz gibi keramet bayramda değil, insanda.

İnsanın bayramı vesile kılarak atacağı adımlarda.

O adımlar, o davranışlar bayramı mübarek yapacak.

Söz buraya gelmişken daha öte bir şey söyleyebilirim, malum Ramazan’da tıpkı bayram gibi mübarek bir zaman dilimi.

Üstelik orucu, teravihi, zekâtı, sadakası ile kendini sürekli hissettiren ve kişiyi yaptığı bu ibadetleriyle Allah’a her zamankinden daha çok yaklaştıran bir özelliğe sahip.

İçkin bir ilişki kuruyor kul Allah ile bu ayda.

İşte bu aşkın ve içkin ilişkinin zirve yaptığı ay içinde yapılmayan, yapılamayan davranışların ben bayramda yapılabileceğine inanamıyorum.

Yukarıdaki misaller üzerinden söyleyeyim; Ramazan’ın barıştıramadığı küsleri bayram barıştıramaz.

Ramazan’ın ziyaret ettiremediği büyükleri bayram ettiremez.

Ettiriyorsa şayet burada dinin kültüre değil, kültürün dine hakimiyetinden söz etmek zorundayız.

Neden böyle diyorum?

Çünkü bayram bir manada bir ay boyunca devam eden Allah ile kurduğumuz yoğun içkin ilişkinin bittiği gündür.

Orucun, teravihin, mukabelenin olmadığı, bunların yerine yeme-içme, gezme ve eğlenme başta olmak üzere dünyevileşmeye yönelik kapıların ardına kadar açıldığı bir atmosfere girilmiştir.

Bu açıdan bakıldığında bayramı mübarek kılma için harcanacak iradî çaba Ramazan’a nispetle daha çok olmalıdır.

Hasılı; “bayramınız mübarek olsun!” denir denmesine de asıl bayramı mübarek yapma insanın kendi elindedir.

Bu zaviyeden “bayramınız mübarek olsun!” cümlesi bir olguyu değil bir algıyı, bir temenniyi, bir duayı ifade eder.

Öyleyse bu duayı yapmama ve bu temenniyi dile getirmeme müsaade edin: bayramınız mübarek olsun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin