Pek acayip bir MİT operasyonu ve beşikteki bebekler

Yorum | Bülent Keneş | @bkenes

İnsan köklü kurumların düştüğü bu tuhaf halleri, koca ülkenin üç kuruşluk itibarını iki paralık eden bu tür skandalları, ucuz kahramanlık peşinde eli ayağı çarşafa dolaşmış kepazelikleri duyunca, “Hadi büyüklük yine bizde kalsın. Gerçek teröristlerle aşık atmaya kalkıp el-aleme kepaze olmayın! Sırf ülkeyi rezil etmemeniz adına operasyon yapacaksınız bari gelin yine bizim gibilere yapın!” diyesi geliyor.

Hakikaten bırakın kardeşim terör örgütü PKK ile uğraşmayı. Gerçek terör örgütleri ile uğraşayım derken rezil olmalara doymadınız mı hala? Siz en iyisi mi hep Hizmet Hareketi’nin gariban gönüllüleri ile uğraşın. Elinizde otomatik silahlar, afilli üniformalar, kapıda zırhlılar, gözlerde güneş gözlükleri, kameralar, flaşlarla en kahraman Rıdvan pozlarında hep onlara operasyon yapın.

SÜPER GÜVENLİ, SIFIR RİSKLİ, BAŞARI GARANTİLİ KAHRAMANLIK İŞİ

Nasıl olsa bu işte çok ustalaştınız. İyice tadını çıkarın. Biliyoruz ki bu tür operasyonlar için hem azgın bir iştihanız hem de arkanızda müthiş teşvikçileriniz var. Hem bakın, gariban Hizmet sempatizanlarına yönelik kahramanca operasyonlarınızın hiçbir riski de bulunmuyor. Tam dört yıldır gece-gündüz, yaz-kış, bayram-seyran demeden her Allah’ın günü binlerce operasyon düzenlediniz de, hayırseverlerin en azılılarından on binlercesini derdest ettiniz de bir tekinizin burnu mu kanadı? Süper güvenli, başarısı mutlak garantili, sıfır riskli mis gibi kahramanlık işi işte size… Neyinize yetmiyor?

Gerçek teröristlerle uğraşacak kadar manyak mısınız, oğlum? Dünyalar lideri Reisiniz mis gibi imkân sunmuş. Niye el pençe temenna edip, yatıp kalkıp kendisine dua edip, minnet üzerine minnet duyup bu imkânı köküne kadar kullanmıyorsunuz? Yahu hakikaten salaklığın ne lüzumu var? Onca riske niye giriyorsunuz? Canınızı tehlikeye atıp, bir de başınıza çuval geçirttirip niye güzelim ülkenin yüz karası, cümle alemin maskarası oluyorsunuz?

Bugüne kadar kimsenin tavuğuna “kışşş!..” bile dememiş, bundan sonra da demeyecek olan; siz kapılarını kırıncaya kadar polise, karakola, mahkemeye yolu düşmemiş; eğitim, hayır ve iyilikten başka derdi olmamış yüzbinlerce masum insandan hala yüzlercesi bak oracıkta duruyor. Ne diye dertsiz başınızı derde sokuyor, haramiler şahı Reisininiz size bahşettiği boş beleş kahramanlık imkanlarını kariyer merdiveninize sağlam birer basamak yapmıyorsunuz?

BOŞ BELEŞ KAHRAMANLIK DESTANLARI, ALKIŞLAR, PAYELER…

Sayesinde zulüm ve alçaklık işinde bakın o kadar tecrübe edinip ustalaştınız. Eee artık her şeyi de ondan beklemeyin. Hadi ama, bugüne kadar yaptığınız alçaklıklardan daha fazlasını da yapabilirsiniz… Sakın ha çekinmeyin, size sıfır risk, sıfır tehdit oluşturan masum insanlar için daha büyük, çok daha büyük suçlar uydurun. Akla hayale gelmedik iftiralar atın. İftira ve suç uydurmakta kıran kırana birbirinizle yarışın. Takdir edersiniz ki uydurulacak suçlar, atılacak iftiralar ne kadar büyük ve bir o kadar da aptalca olursa daha bir makbule geçiyor. Sonra gelsin tek çizik alma riskiniz olmadığı “FETÖ’yle ölümüne mücadele” (Vaoooovvvv…) gibi afilli söylemler, büyük büyük operasyonlar ve boş beleş kahramanlık destanları… Alkışlar, terfiler, payeler, ödüller…

Manyak mısınız o’lum? Bir ayağı çukurdaki ahiretliklerden beşikteki yeni doğmuş bebeklere varıncaya kadar önünüze konulmuş ballı imkanı niye değerlendirmiyorsunuz? Her birini tek tek arkadan kelepçeleyip kameralar önünde alayişli pozlarla, o alçaklara mahsus sırıtık suratlarla niye içeri atmıyorsunuz? Yahu sizin neyinize ta Süleymaniyelere gidip yılların terör örgütü PKK’ya operasyon düzenlemek? Hizmet Hareketi’nin bugüne kadar eline tek bir çakı bile almamış en azılı “teröristleri” mis gibi orada duruyorken çapınız ne ki dertsiz başınıza dert alıp kafanızı bir de çuvala sokturuyorsunuz? Hakikaten manyak mısınız o’lum siz?

Ahmaklığın artık lüzumu yok, gelin vazgeçin bu tehlikeli sevdadan. Hele hele 80 milyon arasından seç beğen usulü istediğinize “FETÖ” diyerek, hiç kullanmanız gerekmese de kendinizi belli ki adam sanmanıza yarayan o ağır silahlarla geceyarıları kapıları kırıp artistik operasyonlar düzenlemek gibi misler misi imkan duruyorken, taa Iraklara kadar gidip PKK’yla yüz göz olmak sizin neyinize?… Salak mısınız yahu? 80 milyonun henüz kendilerine sıra gelmemiş kısmının, ağzı açık ayran delisi hayranlığıyla, yoğun tezahürat ve alkışlarıyla sizden ne tür kahramanlıklar beklediğini görmüyor musunuz? Ne diye durduk yere boyunuzu aşan, çapınızı ve kalibrenizi zorlayan gerçek teröristlerle uğraşma cüreti gösteriyorsunuz?

Gerçi eşşeğe gücü yetmeyince semerine dalma da fena bir taktik sayılmaz ama 17 yıldır her müşkülünüze koşan Behruz Celali’yi apar topar sınır dışı etmek biraz ayıp olmuyor mu? Hem bir düşünün… Hani pek olmaz ama, belki olur da yarın Celali’nin Ankara özlemiyle biraz alınganlık göstereceği tutup da Kandil’le aranızdaki gidip gelmelerin içeriğinden azıcık dem vurursa asıl işte o zaman yandı gülüm keten helva…

AFEDERSİNİZ NEYE ÜZÜLECEĞİMİZE, NEYE ŞAŞIRACAĞIMIZA ŞAŞIRDIK

Vallahi neye üzüleceğimize, neye şaşıracağımıza inan olsun biz de şaşırdık. Sanki üzüleceğimiz en önemli şey Celali’nin durumuymuş gibi durup duruyorken ondan başladık. Oysa üzülecek ne çok şey var değil mi? Mesela, anlı şanlı MİT’imizin doğrudan Hakan Fidan’a bağlı üst düzey iki yöneticisinin, ihtimal ki bazı yerel MİT görevlileri ile birlikte ciğeri beş para etmez PKK’nın eline düşmesine mi üzülsek? Yoksa aşağılanarak kafalarına hunharca çuval geçirilmesine mi yansak? Ya da üzerine yıllarca çekeceği hamasi nutukların hayallerini kurarak PKK’nın üst yönetiminden bazı isimlerin kaçırılmasının, kaçırılamıyorlarsa infazlarının haberini dört gözle beklerken gönderdiği üst düzey MİT elemanlarının enselendiğini duyup da eli böğründe kalan büyük dünya lideri Reisinizin düştüğü zavallı hale mi ağıt yaksak? Doğrusu bilemedim…

Böylesine bir hayal kırıklığına uğrar da bunu PKK’nın yanına bırakır mı hiç Reis? Anasından babasından, belki de eniştesinden öğrendiği büyük bir stratejiyi derhal devreye sokarak “eşşeğe gücün yetmiyorsa semerine giriş semerine” taktiğine abandıkça abanmış ve büyük dünya liderliğine yakışır şekilde merhum Celal Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) kök söktürmeye girişivermiş. Peki konuya dair KYB’nin irapta mahali var mı? En sevdiği hobileri arasında bulanık suda balık avlamak da olan Mesud Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi’ne (KDP) göre, evet var.

GİZLİ SERVİSİN GİZLİ AJANLARININ PEK GİZLİ OPERASYONUNUN GİZEMİ

Peki Reis KYB’ye girişmekte haklı mı, ee haklı… Onlar da MİT’imizin müthiş gizli operasyonundaki güzide ve gizli üst düzey elemanlarına biraz sahip çıksalarmış da kontrolleri altındaki Süleymaniye’de armut gibi PKK’nın eline düşmelerine engel olsalarmış. PKK liderlerine yönelik infaz operasyonu tamam tabiatı gereği gizli mizli, ama eee ne yapalım, bilselermiş kardeşim. Sonra da gizli servisimizin gizli operasyonundaki gizli ajanlarının güvenliğini gizliden gizliye temin edip oralarda gizlenen PKK’nın eline düşmelerini önleselermiş. Yani Reis haklı mı, mantığı eşşeğe ters bindiren bu mantıkla tabii ki çok haklı…

Hakikaten Reis ve kendisi gibi büyük bir dünya liderine yakışan her biri birbirinden yüksek kalibreli ve kıymetli çevresindeki devletlüler ne yapsın? Terör örgütü PKK ve babası KCK, MİT’in üst düzey elemanlarının yakalanma ve sorgulanmalarına dair ses ve görüntü kayıtlarını yayınlama tehtidinde bulundukça Reis ve adamlarının belli ki alı al moru mor oluyor ve vuruyor sırtına sopayı, vuruyor sırtına sopayı semerin, yani KYB’nin.

Tabii, oturduğumuz yerden Reis ve adamlarının kafasında kaç tilkinin, hem de kuyrukları birbirine hiç değmeden, dolaştığını bilmemiz imkânsız. Nereden bileceğiz ki, iki güzide MİT elemanımız yaklaşık bir ay önce Süleymaniye ile Kandil arasındaki Dukan Barajı civarında yakayı ele vermiş. Ee ne yapsın Reis, KYB’ye belli ki önce tatlı dille, kavl-i leyyinle bir güzel yalvar yakar olmuş. Oradan iş çıkmayınca bu sefer İran’dan destek istemiş. Tek başına Kandil’e girecek değil ya. Ondan mütevellittir ki pek ibretlik casusluk hikayemizin ‘İran’la PKK’ya karşı ortak operasyon’ bölümüne gelinivermiş.

Daha ne yapsın Reis? Diyar Xerib denilen KCK liderlerinden biri çıkmış hiç utanıp sıkılmadan ufak yollu bir şantajda, yok yok düpedüz tehditte bulunmuş. ‘Başlarına çuval geçirip basına gösterebilirdik’ ama yapmadık demiş. Bu kendini bilmezin söylediği şeyi yapmamış olması, bundan sonra yapmayacağı anlamına gelmiyor tabii.

HAKAN FİDAN İŞİN İÇİNDE, PLAN BÜYÜK, SONUÇ FİYASKO VE REZALET

PKK’ya yakın bazı Kürt haber sitelerine göre ise, her iki MİT yöneticisi de doğrudan Hakan Fidan’a bağlı çalışıyormuş. Bu bilgi rütbelerinin işareti de sayılıyor doğal olarak. Rivayet odur ki, Kuzey Irak’ta diplomatik pasaportla dolaşan bu MİT yöneticileri Fidan’a çok müthiş bir plan sunmuş. Fidan bu, hiç durur mu? Soluğu derhal, hasretine dayanamayıp daha yakınlarda doğrudan kendisine aşkla bağlandığı biricik Reisi’nin dizinin dibinde almış. “PKK yöneticilerine suikast veya kaçırma eylemi yapabiliriz, böyle bir imkân var,” demiş. Her bir şeyin olduğu gibi muhaberatın da ustası, kompetanı, bulunmaz Hint gurusu olan Reisi’nden onayı oracıkta alıvermiş.

Kendisini zaman zaman iyice kaptırıp (haşa) “kün fe yekün” makamında gören Reis’in oluru üzerine MİT yöneticileri büyük kahramanlık seferi için derhal harekete geçmiş. Ancak, PKK’nın mıdır, bir başka örgüt ya da ülkenin midir bilinmez art niyetli kötüler kötüsü bir karşı istihbarat yönlendirmesiyle külyutmaz ajanlarımız PKK tarafından keklik gibi avlanacakları yere gidivermişler. Yani söylemesi ayıptır, ava giderken avlanmışlar. PKK liderlerinin infazı haberini dört gözle bekleyen, beklediği bu haber üzerine türlü hayaller kuran Reis’e bu kara haber 3 Ağustos akşamı ulaşmış. Ve hemen o anda Ankara, Süleymaniye ve Kandil arasında yoğun bir temas trafiği başlamış.

Çoğu zaman olduğu gibi KYB’nin Ankara Temsilcisi Behruz Celali, bu trafiğin yine tam göbeğinde yer almış. Ancak, KYB’nin KCK ve PKK ile görüşmelerinden ve aracısı olduğu Ankara’nın ısrarından hiçbir sonuç alınamamış. İşin bu noktasında ilginç bir tevatür de dolaşıma girmiş tabii. Günahı söyleyenlerin boynuna, üzerinize afiyet, güya PKK’nın kafasına çuval geçirdiği güzide iki üst düzey MİT elemanı, meğersem MİT’teki PKK masasının sorumluları olmalarından ötürü MİT’in Paris’te infaz ettirdiği Sakine Cansız ve arkadaşlarına yönelik operasyonda da rol oynamış olabilirlermiş.

MİT, PKK’NIN ELİNE TÜRKİYE’Yİ REZİL ETME KOZU VERDİ

Bu yüzden, PKK’nın MİT elemanlarını infaz etmemiş olsa da siyasi bir kan davası güttüğünü saklama ihtiyacı duymadığı söyleniyor. Öte yandan, Ankara’nın panik içerisinde seferber olması, elinde 2-3 yıl öncesinden yakaladığı başka MİT elemanları da olan PKK’ya bu sefer hakikaten iki büyük balık yakaladığı hissini fazlasıyla yaşatmış.

Söylenenlere göre, MİT elemanlarının yakalanma ve sorgulanma görüntülerinin PKK tarafından yayınlanma ihtimali Ankara’yı halen hop oturtup hop kaldırıyor. O telaşla İslamofaşist Erdoğan rejimine en fazla yakışan çok güzide bakanlardan biri olan Mevlüt Çavuşoğlu, 23 Ağustos’ta bir koşu soluğu Erbil’de alıyor. Ama, ne yazık ki, KYB ve KDP yöneticilerine onca yalvar yakarmalarından herhangi bir sonuç alamıyor. Ee o da ne yapsın, tabii ki diplomasi dehası Reisi’nin buyruğuna da müracaat ederek kendisi hala Erbil’deyken basıyor semere sopayı, basıyor semere sopayı… Yani anlayacağınız Behruz Celali’yi apar topar sınır dışı ettiriyor. Rivayetlere göre, Celali’nin yanına KYB’ye yakın 70 kişiyi daha katıyor.

Başa dönecek olursak, hakikaten gerçek teröristlere karşı işleri sürekli böyle elinize yüzünüze bulaştırıp dünya aleme hep böyle rezil rüsvağ olacaksınız bırakın bu işleri. Gerçek teröristlerle uğraşıp maskara olacağınıza hiç çekinmeyin masum insanlara terörist deyin, onlar üzerinden ucuz kahramanlıklar yapın, satın. Hiç arlanıp utanmadan, aklını alıp ahmaklaştırdığınız sürülere bu sayede hava üstüne hava basın.

SİZ PKK’YA DEĞİL, ANCAK DEDELERE, BEBELERE OPERASYON YAPARSINIZ

Gerçek terörist neymiş, sizi nasıl maymuna çevirirmiş sanki hiç bilmiyormuş gibi yapmaya devam edin ve zulümlerinizle alçaldıkça alçalın. Ve masum insanlara iftira üzerine iftira atın. “Terörist” deyin, ya da aynadaki o çirkin aksinizi onlara yansıtıp “hain” deyin, “ajan” deyin, “işbirlikçi” deyin… Hiç çekinmeyin insanlıktan iyice çıkın ve beşikteki bebeklerine varıncaya kadar operasyon üstüne operasyon yapın. Rezil oldukça kahramanlaştığınızı, alçaldıkça yükseldiğinizi sanın.

Ama yeter ki, üç kuruşluk gerçek terör örgütlerine madara olup ülkeyi, milleti, devleti böylesine maskara, rezil kepaze etmeyin. En nihayet alçakça zulümlerinize karşı bu masumlar tüm alacaklarını öteki tarafın şaşmaz defterine yazar, “vatan sağolsun” der geçer.

Hadi şeytanları bile utandıran o şeytani alçaklığınızla ölüm tehlikesi, fiyasko riski, ağır bedelleri olan dağdaki PKK’ya değil, hiçbir riski ve bedeli olmadığı gibi zafer ve kahramanlık garantili ninelere, dedelere, beşikteki bebeklere operasyon yapın… Ne duruyorsunuz mis gibi “teröristler” bulmuşsunuz, Firavunlara taş çıkartan zulümlerinizin, boş beleş kahramanlıklarınızın çıkarın tadını çıkarabildiğiniz kadar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin