Paketteki pasaport ve tedavi bekleyen Ahmetler!…

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

KHK’lıların ve ailelerinin pasaport çilesi bitmiyor!

En temel anayasal haklardan olan “seyahat özgürlüğü”nü (AY m.23) kullanamayan KHK’lılar mağdur edilmeye devam ediyor!

Kanser hastası Prof. Dr. Haluk Savaş hocanın, hakkında bir yargı kararı olmamasına rağmen pasaportunun verilmemesi, Almanya’da tedavi görememesini bütün Türkiye kadar dünya da bire bir gözlemlemişti!

Haluk hoca, sosyal medyadaki geniş çaplı kampanyalardan sonra anca tedavisine başlayabilmişti… Şimdilerde ise başka bir mağdur için kampanya var: AhmetinTedavisine PasaportŞart tag’ı ile…

19 aydır babası cezaevinde olan kemik kanseri 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç’ın yurtdışında tedavi görebilmesi için annesi Zekiye Ataç çocuğu için “Pasaport yasağını kaldırın, oğlumun hayatı tehlikede” diyerek yardım çağrısında bulunmuştu.

Almanya’nın Köln şehrindeki ‘Immun Onkologisches Zentrum’ kanser merkezinin oğlunu tedavi etmek istediğini ama pasaportunda engel olduğunu belirten anne Ataç, Yetkililere sesleniyorum. Yasağı kaldırın oğlumun hayatı tehlikede. Oğlumun tedavi edilmesi noktasından herkesten destek bekliyorum. demişti. Umarım o yetkililer artık insan olduklarını hatırlar da bu insani çağrıya kulak verirler…

YARGI PAKETİNDEKİ PASAPORT

Hükümetin “Yargı Reform Paketi” olarak adlandırdığı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun, 24/10/2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi… Paketteki düzenlemelerden birisi de “Olağanüstü Hal Kararnameleri (KHK) uyarınca pasaportu iptal edilen kişilere yeniden pasaport verilmesine ilişkin olarak Pasaport Kanunu’nda yapılan düzenlemeler”.

Ek Madde 7- (Ek:17/10/2019-7188/2 md.)’a göre:

…C) Mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar hariç olmak üzere bu Kanunun 22.nci maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan, haklarında aynı nedenlerden dolayı; devam etmekte olan herhangi bir idari veya adli soruşturma veya kovuşturma bulunmayanlara, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilenlere, mahkûmiyet kararı bulunanlardan cezası tümüyle infaz edilenlere veya ertelenenlere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenlere, başvurmaları hâlinde kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığınca pasaport verilebilir.” Denilmektedir.

Bu düzenlemede kullanılan dil muğlak, her türlü suiistimale müsait… Sanki iç ve dış kamuoyun gazını almak için ileri sürülmüş bir çalışma havası var. Ayrıca Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğünün OHAL ile kısıtlanması, burada kurumsal hale getirilmiş gibi…  Dolayısıyla da temel hakları sınırlayan, tahditli hale getiren bu düzenlemeye karşı, ana muhalefet partisinin, 60 gün içinde Anayasa Mahkemesine iptal davası açması gerekmektedir. Bu yönden de muhalefet partileri için bu yasa bir samimiyet testidir.

Nitekim Yargıtay E. Tetkik Hâkimi Süleyman Türkaslan’ın da bir yazısında dile getirdiği gibi, bu düzenleme şu açılardan Anayasa’ya aykırıdır:

– Yapılan düzenleme, “eşitlik ilkesi”ne aykırıdır:

Eşitlik ilkesi, Anayasanın 10 uncu maddesinde düzenlenen en önemli ilkelerden birisidir ve de 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu, pasaport verilmesi bakımından kişilere herhangi bir özel şart getirmemektedir. Ama burada İçişleri Bakanlığının uygun görmesi şartı getirilmiştir.

Düzenleme, “seyahat hürriyetini” ihlal etmektedir:

Anayasa’nın m. 23/4’e göre, “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir”. Oysa, Olağanüstü Hal Kararnameleri ile yüz binlerce kişinin pasaportu iptal edilmiş; hatta birçoğunun eşlerinin ve çocuklarının dahi anayasal pasaport alma ve seyahat hürriyeti kısıtlanmıştır.

– Düzenleme, “çalışma hakkı”nı, “eğitim hakkı”nı, “sağlık hakkı”nı zedelemiştir:

Pasaportları iptal edilen kişiler yurtdışına eğitim, çalışma ve sağlık gerekçesiyle gitmek istediğinde böyle bir yasakla karşılaşmaktadırlar. Kemik kanseri 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç gibi birçok hasta, bakanlığın keyfini beklemekte!..

– Düzenleme “suçsuzluk karinesini” yok etmiştir.

Anayasanın 38 inci maddesinde geçen Suçsuzluk karinesine göre, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

Pasaport Kanunu’nda yapılan düzenlemede ise, kesinleşmiş bir suçu ve cezası olmamasına rağmen insanlar “olağan şüpheli” muamelesi görmektedir.

– Düzenlemeyle, eski “kamu hizmetlerinden sürekli yasaklanma” sistemine geri dönülmüştür:

Pasaport Kanunu’yla getirilen düzenlemeyle, kişi suç işlemese bile, yine de de doğrudan pasaport alamayacak… Yani, suç işleyen kişi Türk Ceza Kanunun 53.üncü maddesinde gösterilen sürenin dolması ve infazın tamamlanması veya Adlî Sicil Kanununun 13/A maddesine uygun olarak “yasaklanmış haklarını geri alabilecek.” Ama hakkında Olağanüstü Hal uygulaması kapsamında bir işlem yapıldıysa İçişleri Bakanlığı kabul etmediği sürece pasaport alamayacaktır. Ayrıca bu kısıtlamanın süresi de belirsiz ve sınırsızdır.

– Düzenleme ile darbe dönemlerine ait fişleme sistemine geri dönülmüştür:

Fişleme bir suç iken, bu uygulama ile resmi bir uygulama haline gelecektir!

PASAPORTLARLA İLGİLİ GÜNCEL DURUMLAR

– Pasaport şerhlerinin kaldırılması için il nüfus müdürlükleri başvuruları almaya başlandığı bilgisi alınıyor. Dolayısıyla da hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunmayan kişiler nüfus cüzdanı fotokopisi ile kısa bir dilekçe yazarak başvuru yapabilir. Burada bahse konu kimseler; 7188 sayılı kanunun 2. maddesindeki düzenleme kapsamındakiler…

– Pasaport şerhi olup olmadığını öğrenmek için de e-devlette pasaport protokol sorgulama yapılabilir…

– Soruşturmanız varsa başvurunuz otomatik reddediliyor.

– Uygulamada ikametin bulunduğu ile başvuru yapılıyor ve bu şekilde işlem başlıyor… Her il başka ile gönderiyor, en son çalışılan yere gidiyor. Oradan oraya gidiyor talep! Böyle de saçma bir fiili durum var!..

– Gelen mesajlardan anladığımız; Nüfus müdürlükleri arandığında, “Genel müdürlükten henüz herhangi yazı yok elimizde” denilmekte… Halbuki Kanunun uygulanması için kurum içi yazıya gerek yok. Nitekim İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Aydın’da dilekçe verildiğinde olumlu sonuç alanların olduğunu öğreniyoruz…

– Berat kararı kesinleşenlerden, kesinleşme şerhi ile başvuru yapıp pasaport alanların olduğu bilgisi de var… Lakin yargı paketi çıkmadan önce başvuran bir mağdura, “Berat kararı kesinleşmiş olsa da ihraç olduğunuz için idari tahdit var, veremeyiz” denildiği kaydediliyor…

– Akla takılan bir soru da “para yatırdıktan sonra mı ilçe nüfus müdürlüğüne pasaport için başvuru yapmalı?” Makul olanı; önce, “Pasaport alıp alamayacağınızın” sorulup öğrenilmesi ve ona göre müracaat edilmesi… Yoksa bir de parayı geri alabilmek için uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. (KHKlı birisi olarak pasaportunuzda herhangi bir şerh olup olmadığını öğrenmek için direkt nüfus müdürlüğüne gidip öğrenebileceğiniz gibi, e-devletten de bakabilirsiniz.)

– Gelen bir soru da: “Pasaportu aldım diyelim, Avrupa’ya vize alabilir miyiz?”

Evet, vize başvurusu yapabilirsiniz. Ama vizenin verilip verilmeyeceği o ülke konsolosluğuna dair bir husus. Fakat onlar da Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle takip ediyorlar ve ülkelerine gelip iltica etme durumunda olan kimselere karşı mesafeli duruyorlar. Başvurucunun maaş bordrosuna, hesabındaki paranın miktarına vs bakıyorlar…

– Ayrıca önemli bir gelişmeyi de aktaralım:

Geçtiğimiz temmuz ayında Ankara İdare Mahkemesi, OHAL işlemleri nedeni ile pasaporta şerh konulmasının; Anayasal hak olan seyahat hürriyeti ve eğitim hakkına aykırı olduğuna karar vermişti. Hakkında kovuşturma bulunması nedeni ile pasaportuna tedbir konulan ve yurtdışına çıkışı engellenen vatandaşın İdare Mahkemesinde dava açması sonucunda Ankara İdare Mahkemesi işlemi iptal etmişti.

Şimdi de Ankara Bölge İdare Mahkemesi, KHK ile ihraç edilen bir personelin açtığı davada, kovuşturma veya soruşturma olmaması halinde, pasaporta el konulmasının hukuka aykırı olduğuna karar verdi. 10 İdare Dava Dairesi 2019/1597 Esas ve 2019/1701 Karar no’lu dosyada;

Cemaat’e üyelik şüphesi ile KHK ile atılmış bir mağdur, hakkında herhangi bir işlem olmamasına rağmen pasaport istediğinde reddedilmesi üzerine meseleyi mahkemeye taşımış, mahkeme de böyle bir tahdit ile Anayasa’nın ihlal edildiğine karar vermişti.

Hukuksuzluğun, Anayasa ihlalinin kural haline getirilmeye çalışıldığı ülkede, beklenen ve özlenen durum:

Mahkemelerin ve bürokratların anayasayı ve hukuku daha fazla hatırlamaları ve yurtdışında tedavi görebilmek için pasaport bekleyen kemik kanseri 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç gibi nice mağdurların seslerine kulak vermeleri…

Bir daha hatırlayalım ki; hakları sınırlayan bu düzenlemeye karşı muhalefet partileri Anayasa Mahkemesine iptal davası açması gerekmektedir. Demokrasiye ve insan haklarına gerçekten saygı duyup duymadıklarını da buradan öğrenebiliriz!

Ve “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse sonrasında kıyamet kopsun.” (William Watson)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin