Operasyon kime?

HABER-YORUM | HAKAN TANER

İktidar partisi müthiş bir siyasi satranç oynuyor.

Futbol deyimiyle söylersek ne zaman rakip takım tam saha baskı uygulamaya başlasa, iktidarı kendi sahasında sağlı sollu ataklarla bunaltsa mutlaka bu atakları savuşturmasını başarıp topu ve oyunu rakip sahaya yığmasını başarıyor.

İş bununla sınırlı değil elbette. Bir de saha dışı boyutu var ki masa ve kasa boyutunda zaten rakipsiz.

Son zamanlarda ekonomik kriz dalgası ülkenin her yanında çok sert esmeye devam ederken, önce Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri harekât, sonra ABD ile ilişkilerde yaşanan atışma ve sataşmalar gündemi yatıştırmaya ve unutturmaya yetmeyince bir taşla birkaç kuş birden vurulan bir operasyon hayata geçti.

Bu operasyon başarılı oldu mu? Şimdilik evet.

Ülkede yaşanan sıkıntı ve hukuksuzlukları kısmen gündeme getiren muhalefet bir anda kendi derdine düştü. Bu operasyonla birlikte içinde hain aramaya başladı ve ekonomik ve hukuki sıkıntılar bir anda gündemin arka sıralarına atıldı.

Bu operasyon aslında önce İyi Parti lideri Meral Akşener ve ekibine yapıldı. Meral Akşener yılların verdiği tecrübe ve iktidar ekiplerini iyi tanımanın verdiği avantaj ile bunu şimdilik kısa sürede savuşturdu.

Zaten başarılı olsaydı bu tarla iktidar açısından oldukça verimli bir alandı ve kendisi için oy toparlama anlamında da kazançlı çıkacaktı. Bu noktada hesap tutmadı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) her türlü rüzgâra açık ve korunmasız bir alan olduğu için şimdilik o tarafta kayyım operasyonu halen devam etmekte.

Ana muhalefet partisinde Kemal Kılıçdaroğlu son dönemlerde yapmış olduğu isabetli ve birleştirici bir anlayış akıllı strateji ile tek çıkış yolunu önce gösterdi ve sonra o kapıdan ilerleyerek bütün önemli metropellerin yerel yönetimlerini devraldı. Bunların arasında iktidarın olmazsa olmazı üç il; İstanbul, Ankara ve Antalya bütün ayarları da dengeleri de değiştirdi.

Kılıçdaroğlu madem doğru strateji ve yolu keşfetti, hakeza bu konuda kendisine destek veren Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu, Meral Akşener ve diğer isimler de hedefe konulmalıydı ve öyle de oldu.

Önümüzdeki günlerde başka türlü ve başkalarına da bu ve benzer operasyonlar olacaktır.

OPERASYON ARAÇLARI 

Operasyonda kullanılan araç gereçler “kullanışlı gazeteciler”, Pelikan çetesi ve onların şahıs ve kurumlar için önceden hazırladığı ve kullanılmak üzere hazır beklettiği dosyalar, her kurumda mevcut olan içeriden işbirlikçiler ve çevre ekipmanları.

Bu tür olaylarda ilk başvurulan kaynaklar piyasada itibarı olan, izlenen takip edilen kişi ve kurumlar öncelikli kullanılacaklar listesinin başında yer almaktadır.

Bu kişi ve kurumlar hakkında bildik gerekçeler ile gerçek olması gerekmeyen soruşturma dosyaları demoklesin kılıcı gibi başlarının üstüne asılınca bazıları emre itaat eder hale gelebiliyor.

Son dönemde yaşanan iki olay buna bir örnek olarak gösterilebilir.

İlki İstanbul yerel seçimlerinde “videoyu gördüm” sözü. Haberi demiyorum, çünkü tıpkı Kabataş’ta olduğu gibi hâlâ gördüm denilen video ortada yok…

Belki de yapımı hâlâ tamamlanmamıştır.

İkinci vaka Sözcü davası.

Zaten birinciye de Sözcü davası hatırlatılmış.

Sözcü davasının içeriğinin boş olması önemli değil.

Kurt kuzuyu yemeye niyetli ise gerekçe de kim ola ki.

Zaten bu tür soruşturma ve davalarda; “Fuat Avni’nin attığı tweetlere benzer şeyler yazmışsın, bu hesapla ilgili haber yapmışsın veya falan kişiye selam vermişsin” gibi ağır suçlamalardan oluşuyor. İçeriğin çok da önemi yok.

Önemli olan susturulması gereken, kullanılması gereken.

Sözcü davası bundan sonra nasıl bir seyir izleyecek, taraflar yapılan operasyondan memnun kaldı mı? ya da bu operasyon sahiplerine istenilen faydayı sağladı mı?

Önümüzdeki günler bunların cevabı için fazla beklememizi gerektirmeyecek.

Şu bir gerçek; işsizlik ve yoksulluk intiharları, ekonomi konuşmaları, Suriye operasyonu, Trump mektupları falan çoktan gündemin en arkasına sızdı kaldı.

Herkes şimdi şunu merak ediyor: İktidar medyası muhalefete sadece hakaret etmek amaçlı yer verirken, tüm kanallar yek vücut niye Muharrem İnce’nin köyünde yaptığı basın açıklamasını canlı yayınladı.

Canlı yayın bitiminde sorulan yönlendirmeli soruları geçersek niçin kendisini kutlayanlar yandaş medya senaristleri oldu?

Bu hamle iktidara istediği fırsatı ve alanı açmasına ortam sağlayacak mı? Yoksa muhalefet bu hamleyi kısa sürede akıllıca bertaraf edebilecek mi?

Bunun için de fazla beklemeye gerek yok.

Türkiye 24 saatte minimum üç gündem eskitmeyi başaran bir ülkedir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin