Niye yüzde 0 değil de yüzde 19,75!  Ne şiş yandı ne kebap…

SEMİH ARDIÇ

“Merkez Bankası” diye bir banka kalmadı ki onun kararından bahsedilebilsin. 25 Temmuz’da faizin yüzde 24’ten yüzde 19,75’e indirilmesini TCMB’nin çiçeği burnunda başkanı Murat Uysal’a atfedenler aklımızla alay ediyor. 

Bu karar Saray’da alındı, Uysal da harfiyen tatbik etti. Biraz rötuş yapıldı o kadar. Saray’ın ilk talimatı yüzde 18’e indirilmesi yönündeydi. Arada elçiler geldi, gitti. Bir anda yüzde 6 düşüş döviz cephesinde yeni patlamalara sebebiyet verebilirdi. 

YÜZDE 20 EŞİĞİ

Müzakerelerde en azından yüzde 20 psikolojik eşiğinin altına indirecek bir formülde mutabık kalındı. Ne şiş yandı ne kebap! Saray’ın indirim talimatı yerine getirilmiş, piyasanın da korktuğu başına gelmemiş oldu. 

Tabiî bu demek değil ki faizler burada kalacak. Uysal’ın “orta yol” formülü diğer aylarda indirimin devam ettirmesi şartı ile kabul edildi. Faiz indirimleri mütemadiyen devam edecek. 

Ekonominin seyri, Türkiye’nin risk primi yahut piyasa dinamiklerinin zerre kadar kıymeti yok. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan krizin giderek ağırlaştığının farkında. Ali Babacan gibi bir ekonomi ustasının parti kurması sebebiyle diğer mevzular tali kalıyor. 

İNDİR FAİZİ, DÖNSÜN KÜSKÜN SEÇMEN

Erdoğan faizleri indirerek halkın bankalara hücum edeceğini, bu esnada tüketim odaklı büyüme patikasına girileceğini ümit ediyor. Oysa sebep olduğu krizde halkın alım gücü tahrip oldu. 

Kayıtlı işsiz sayısının 5 milyona yaklaştığı, asgari ücretin enflasyon sebebiyle yüzde 30 eridiği bir ekonomide faizleri yüzde 10’a indirseniz bile kimse gidip bankadan kredi çekmez. İstese de çekemez. Zira insanlar önünü göremiyor. 

Kaldı ki üç kamu bankası; Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank, Erdoğan’ın talimatı ile konut kredilerinin aylık maliyetini yüzde 1’in altına indirmişti. Coşkulu indirimin neticesi ortada: İpotekli konut satışları haziranda yüzde 85 azaldı. 

Gıda, kira, ulaşım ve sağlık gibi kalemlerde ay sonunu göremeyenler elindeki meskene müşteri bulsa onu bile satmaya razı. 3 milyon yeni mesken elde kaldı, satılamadı. Gayrimenkulün yüzüne bakan yok.

DEVİR O DEVİR DEĞİL

Devir olsa da harcanacak devir değil. Tek adam rejiminde sabah uyandığında hangi sürprizlerle karşılaşacağını hesap edemeyen herkes devletin aksine ihtiyat akçesine yatırım yapıyor. 

Gidişatın umut verici olmadığını, Merkez Bankası’na yapılan son müdahale ile artık geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini bilenler ihtiyatı elden bırakmıyor. İyi de yapıyorlar. 

Televizyonlarda, internet sitelerinde her şey kanun ve nizama göre icra ediliyormuş gibi konuşanlara suâl etmek lazım: 

Hangi Merkez Bankası’ndan, hangi tutarlılıktan ve hangi rasyonel karardan bahsediyorsunuz? 

Başkanlık koltuğunda oturan ve 10 ay daha müddeti olan Murat Çetinkaya, 6 Temmuz’da gece yarısında bir Saray darbesi ile al aşağı edilmedi mi? Üstelik hükûmetin bir dediğini iki etmeyen bir başkandı. Yine de yaranamadı. 

MERKEZ BANKASI’NA MÜDAHALE HEP TERS TEPTİ

Ekonomi battı, kasada para kalmadı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan başkanlığının ilk senesinde hiç ummadığı bir krizin paletleri altında kan kaybederken Merkez Bankası bağımsızlığı da neymiş! 

İndirin faizi, 31 Mart ve 23 Haziran gibi birbirine yakın iki tarihte AKP yerine farklı partileri tercih eden seçmen anında geri döner! Hesap bu. Faiz inecek bütün dertler bitecek.  

Oysa Erdoğan yine baltayı taşa vurdu. Siyasetçiler merkez bankasına müdahale ettikleri vakit o memleketin ekonomisi iflah olmaz. 

1994 krizine giden yolda dönemin başbakanı Tansu Çiller’in Merkez Bankası ile didiştiği günlere tekrar bakılabilir. Akabinde yine Çiller’in ilan ettiği 5 Nisan Kararları’ndan ibret alınabilirdi. Tekerrür eden tarih değil hatalar!

Merkez bankaları siyasetçi gibi sıradaki seçimi değil ekonominin istikrarını hesap ederek karar alır. Ellerindeki veriler hangi kararı almalarını icap ettiriyorsa tereddüt etmeden o kararı alırlar. 

MISIR’IN RİSK PRİMİ TÜRKİYE’DEN AZ

Türkiye’nin kredi notu çöp seviyesinin bile altında. Honduras ve Guatemala ile aynı ligdeyiz. 

Türkiye (349), Mısır (298) ve Yunanistan’a (196) kıyasla daha fazla risk primi öderken, satın alma gücü, yani reel gelir art artmak bir tarafa mum gibi erirken sadece faizi indirerek işlerin düzeleceğini zannedenler çok yakında hakikatin cam duvarına toslayacak. O şeffaf, görünmeyen ve kırılmayan duvara… 

Zaten iddia ettikleri gibi şartlar mükemmel olsaydı indirime rağmen yüzde 5’e yakın reel faiz ödemezdik. Hodri meydan demiştim: Faizleri sıfırlayın bitsin bu münakaşa! 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) başına Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın sağ kolu Yinal Yağan’ı getirmekle başlayan masa başı oyunları şimdi de Merkez Bankası’nda sahneleniyor. 

6 Temmuz’da darbe, 25 Temmuz’da ilk radikal faiz indirimi… Piyasanın gün birlik tansiyonuna değil, sular durulunca nasıl reaksiyon verdiğine bakılmalı.   

AĞUSTOS ŞOKUNU NE ÇABUK UNUTTUK!

Faizlerin niye yüzde 24’e çıkarıldığını unuttuk tabiî. Geçen sene ağustosta dolar 7 lirayı aşınca aheste aheste kürek çeken Merkez Bankası, dövizi durdurmak için  haftalık repo faizini Erdoğan’a rağmen yüzde 24’e çıkarmıştı. 

O günden bu yana bavullarla getirilen paraların haricinde Türkiye’ye elle tutulur gözle görülür bir yatırımcı gelmedi. 

Sıcak para bile hâlâ Türkiye’den çıkıyor. İşsizlik, enflasyon ve büyüme gibi nice makro gösterge alarm veriyor. Hâl böyle iken Merkez Bankası kitabı tersinden okumaya kalktı. 

Yaz mevsiminin nisbi avantajları geçsin ondan sonra el elde, baş başta kalacağız. Tarım, turizm ve iyi-kötü inşaat sezonu geride kalacak. 

Merkez Bankacılığı hiç bu kadar zillete düşmemişti. Bu kafayla gidersek bu yıl kasım-aralık aylarında daha ağır bir krizle karşı karşıya kalacağız. 

Görünen köy kılavuz istemeyecek kadar perişan!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin