Niye koparttınız Hrant’ı Fahrettin’den!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Karısıyla beraber kaç yerden aldıkları bilinmeyen maaşlarını hayır hasenat işlerine yatırdığı söylenen tuhaf bakışlı, bol atarlı iletişim şeysi yazdı ya hanı: Koparmış fedoncular Hrant Dink’i onlardan.

İktidar ikballerinin neredeyse tek ve son kurtarıcı ipi olarak ırkçılığa sarılan bir iktidarın iletişim şeysinin açıklaması gerçekten hayret verici.

Şaka gibi insanların devlet aklı yerine yerleştiklerinde mizahın boyutu devasalaşıyor sevgili okur.

Nedim Şener gibi paspaslar da nicedir hık mık ile geveledikleri şeyleri artık nasılsa ayıp kalmadı düşüncesiyle yüksek sesle söylüyor.

Bir de bozuklar tabii.

Efenim Dink ailesini inandıramıyorlarmış sadece.

Dink ailesi ise, eli kanlı devletin düştüğü bu trajikomik hale bakıp bir yandan tedirgin olurken, diğer yandan umutlarını yitiriyordur eminim.

Vaktiyle Kafes Eylem Planı’nın iddianamesini okurken, tüm o kanatlar arası bağlantıları hayretle takip ederken, söz gelimi şöyle bir konuşma deşifresi tutanaklara geçmişken: “Şerefsizler, vur dedik öldürmüşler.”

Yüce Türk adaleti hala ‘örgüt yok’ diyorsa suçu kediye yüklemekten başka seçenek kalmamıştı bize. 

Başlarda çok umutlanmıştık oysa.

TİT’ten ele geçirilen dokümanlarda, Dink cinayetinin olay mahallinde yapılan istihbarat çalışmaları vardı hâlbuki.

Kafes Eylem Planı’nda cinayetten ‘operasyon’ adıyla söz ediliyordu. Ergenekon sanıklarının MSN konuşmalarında apaçık düşmanlıktan söz ediliyor ve ‘bizim arkadaşlar yaptı’ deniyordu misal.

Balyoz darbe planı belgeleri arasında bulunan ‘Orak’ kod adlı operasyon dokümanında hedef olarak belirlenen şahıslar arasında Dink’in ismi de vardı. Bir başka belgede rumuzlar ve baş harfler ile kimin katledileceği, emri kimin verdiği açıkça yer alıyordu.

Yine ele geçirilen belgeler arasında bulunan haritalarda Türkiye’nin azınlık haritası çıkarılmıştı. Sanıkların ev ve ofislerinde ele geçen belgelerde Agos gazetesi çalışanlarının ve abonelerinin ayrıntılı bilgileri yer alıyordu. Adalar’daki tüm evler teker teker tespit edilip işaretlenmişti bir başka belgede. Azınlıklara yönelik kara propaganda siteleri yaptırılmış ve aleyhte kampanyalar düzenlenmişti. 

Bazılarının iddia ettiği gibi bir oyun ya da senaryo değildi bu üstelik. Adım adım uygulanan kanlı bir projeydi: Malatya’da Zirve Kitabevi, Trabzon’da Rahip Santoro Cinayeti ve nihayet Hrant Dink’in öldürülmesi.

Bütün bunları biz kıt imkanlarımız ve cahil aklımızla yan yana getirip birleştirebilmemize rağmen mahkeme ısrarla “Örgüt yok” demişti.

Şimdilerde ise ellerinde her şeyi üzerine yapıp hemen hasıraltına itmeye çalıştıkları cemaat var.

Ermeni soykırımını bile rahatlıkla Cemaat’e yükleyebilecek elastikiyete gelmiş durumdalar.

Kaseti biraz daha geri sararsak, yoksa her şey 2005 yılında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden aşırı milliyetçiliğin iç tehdit olmaktan çıkarılmasıyla mı başladı? Hemen ardından gelen psikolojik harekat; ülke topraklarının satıldığı, on binlerce kilise ev açıldığı, İsrail’in güneydoğuda alınmadık tek metrekare toprak bırakmadığı, memleketin yabancılara peşkeş çekildiği, binlerce gencin Hıristiyanlaştırıldığı vesaire…

Hedef gösterme, dava açtırma, yargılatma, mahkeme etrafında toplanma, kamuoyu oluşturma… 

Armenian on web :: ჩვენებური Kökenli Olduğu İdda Edilen Başbakan Kendisi  İçin ERMENİ

Bütün bunları kimlerin yaptığı çok açık. Kimlerin hedef gösterdiği, kimlerin dava açtığı, kimlerin mahkeme basıp sanıkları tehdit ve taciz ettiği. 

Ama mahkememiz ‘örgüt yok’ diyorsa bir şey diyemiyoruz, az votka olacak değil hani!

Bir de meselenin medya ayağı var ki, nedense kimse konuşmuyor bunu. Dün Ergenekoncuların dümen suyuna gidip Dink’i hedef gösterenler bugün (Dink ailesi ve çevresinin de Anayasa değişikliğinden yana tavır takındıklarını bile bilemeyecek kadar cehaletle) “Yetmez ama Evet’çiler, bu netice sizin eseriniz” diye maskaralaşabiliyorlar! 

Geldiğimiz nokta şu:

Siyasal İslamcılar ile Ergenekoncular öylesine esnetilebilir muazzam bir mantığa ulaşmış durumdalar ki, koronavirüs ile Dink cinayetini birleştirip, Topal Osman suikastıyla meczedip Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin zehirlenmesiyle irtibat kurabilirler.

Bunun için raflar dolusu kitap yazabilecek yeteneğe ulaşmış durumdalar.

İnanın bu apayrı ve de yazılması zevkli konu lakin…

Yerim kalmadı, iyi ki kalmadı…

1 YORUM

  1. Cehaletinde inat eden bir sürü toplumunun yanında bir de, onlardan daha beter olan kendine solcu, aydın… diyen, uğradıkları onca haksızlığa rağmen halen bu topraklardaki tüm kötülüklerin müsebbibi olarak cemaati gösteren bir güruh var. Kalem tutun bu insanların yaptıkları cahil toplumun yaptıklarından daha fazka can acıtıyor. Bence bu tutumlarının tek nedeni var, kendi medeniyet anlayışlarına alternatif ve her kesime hitap eden bir toplumsal anlayışın toplum tarafından kabul görmesini içlerine sindiremiyorler. Haset o seviyede ki, Avrupa devletlerinin cemaat mensubu mültecilere tutumunu bile eleştiriyorlar, onlara daha fazla destek olundugunu ileri sürüp kınıyorlar. Avrupa devletlerinin Türkiye nin geleceğine yatırım yaptıklarını iddia ediyorlar. Be insan, sen de Türkiye nin geleceğine biraz yatırım yapsan ne olurdu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin