Mülteci krizi 

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Almanya’nın Hanau kentinde meydana gelen alçak saldırı sonucu 9 göçmen hayatını kaybetti. Peşpeşe iki nargile kafeyi basan bir ırkçı katliam yapıyor.

Daha önceki yıllarda da meydana gelen bu tür ırkçı saldırıların ne kadarı istihbarat operasyonu, ne kadarı sosyolojik ve psikolojik etkenlerden kaynaklanmaktadır tam bilemiyorum. Ancak ırkçılığın Batı dünyasında önlenemeyen bir yükseliş içinde olduğu inkar edilmez bir gerçek. Ve bu şartlar devam ederse korkarım ki çok daha hızlanan bir ivme ile artacak.

Bu yükseliş, yakın zamanda Türklerin ve Müslümanların Avrupa’daki durumunu çok daha zora sokacak. Bu nedenle tepki göstermenin ötesine geçip stratejiler geliştirmek ve bir an önce uygulamak gerekiyor.

Bu strateji geliştirirken bize yardımcı olacak en önemli şey, ortalama bir Avrupalı ile empati kurmayı başarabilmektir. Müslümanların ve özelde Türklerin çizdiği imajın onların düşünce dünyasında nasıl yansıma bulduğunun çözümlenmesi kaçınılmaz.

Düşünün ki AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan mülteci konusunu her fırsatta batıya karşı bir tehdit olarak kullanıyor. ‘Açarız kapıları şu kadar milyon insanı oraya göndeririz.’ Tehdidi gündemden en uzak  Avrupalının bile kulağına ulaştı. Hatırlayacaksınız bu tiyatroyu bir kere hayata da geçirdi ve binlerce Suriyeli mülteci bir anda kapıkuleye doğru harekete geçti. Kapılı kapılar arkasında ne oldu, ne döndü bilinmez sonra mülteciler gerisin geri döndüler.

Tehdit dilinden anlayan başta Almanya olmak üzere Avrupa, el altından Erdoğan’ın her istediğini yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ne zaman başı sıkışsa Merkel hemen yanı başında bitiyor.

Bu tiyatroyu izleyen ortalama Avrupalı’nın Türkiye’ye, Türklere ve daha geniş anlamda mültecilere bakışının nasıl olmasını bekliyorsunuz? Dünyada radikal teröristlere verdiği destek ile bilinen bir adam, her konuşmasında Avrupa’ya milyonlarca mülteciyi göndermekle tehdit ederse onlar mülteciye nasıl bakabilir ki? ‘Avrupa başkentlerinde bombalar patlayacak’ türünden tehdit dolu öngörüler ise konunun vehametini artırıyor. Zira mülteciler işimize, aşımıza ortak olacak diye düşünmeyen hümanist Avrupalılar bile artan terör tehdidinden endişeli. Göç dalgasıyla gelecekler içinden terörist çıkmayacağından nasıl emin olabilir ki? Zaten çoğu yerde rasist partiler bu tür yerleşim bölgelerinden güçlü destek alıyor.

Kendi hükümetinin de böyle bir adamın varlığını sürdürmesi için el altından destek çıktığını öğrenen bir Alman’ın demokrasiden, hukuktan ümidini keserek radikalleşmesi kimseyi şaşırtmasın!

Belki de hayatında hiç farklı kültürden insanla karşılaşmayan, daha dar alanlarda yaşayan Avrupalıların medya üzerinden gördüğü ve Erdoğan ile aynı paranteze yerleştirdiği mültecilere yaklaşımını düşünebiliyor musunuz?

Kendisine sempatik gelecek hiçbir davranışını görmediği, sürekli şiddet, terör, tembellik ile andığı birilerinin kendi geleceğine ortak olduğunu düşünmesi, tek kelime ile korkunç geliyor olmalı.

Almanya milli takımında büyük başarılar yakalayan, attığı goller ve oynadığı oyunla ortalama bir Alman’ın sevgisini kazanan Mesut Özil gibi bir ismin bile son aşamada gidip Erdoğan’ın propagandisti olması, ortalama bir Alman’ın iç dünyasında nasıl bir infiale sebep oluyordur kim bilir?

Sempatik hiçbir davranış göstermeyen, bununla ilgili hiçbir kaygı taşımayan, trafik magandalığını bile övünç kaynağı sayan bir kitleye, toplumsal infialin artması kaçınılmaz değil midir?

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin