Maymuncuk!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Allah rahmet eylesin, Cahit Sıtkı’nın şiirinde geçer ve şöyle der: “Haberim yok olan bitenden…” Şair, Affan Dede’ye para saymış ve horoz şekeri almıştır. Şekeri yalarken çocukluğuna gitmiş, gerçeklikten kopmuştur. Artık bilmiyordur kim olduğunu!

Horoz şekeri öyle bir şeydi. Belki bileşimi çok basitti; biraz şeker, biraz boya, biraz su… Ama dünyadan koparıp alırdı çocukları. “Esas elmalı şekerden uzak dur” derdi rahmetli ninem. “Çünkü içinde ne olduğunu bilemezsin!” Çürük-çarık, bozulmuş elmaya giydirilen şekerden maske ile kandırmak kolaydı oysa çocukları.

Bugünün havuzcularının yaptığı gibi; giydir her şeye “FETÖ” ambalajını koy tezgaha. Nasıl olsa içine ulaşıp, ne olduğunu anlamadan bıkacaklar. Dişleri çürüdüğünde ise unutmuş olacaklar! 

Seyyarın sattığı, elmayı örten şeker ile havuzun dayattığı gerçeği sarmalayan haber arasında böylesi bir ilişki var. Her ikisi de — şairin dediği gibi — muhatabın belleğini dumura uğratıp, idrakini kilitliyor nasılsa. 

Trafik mi tıkandı, koy başlığın önüne bir ‘fütö’ yolla gitsin… Sular mı akmadı, yazıver ‘fedoncular suları kuruttu’ diye, kimse gerçeği öğrenmeden unutulur su kesintisi filan. İnternet mi yavaş, hemen sür ‘Fetöcü dalgıçlar okyanusun içine dalıp fiber optik hatları kestiler’ haberini yan manşetten, inanan bulunur nasılsa. Kimse inanmasa fon martısı, darbeci muhibbi, suret-i haktan görünür gibi yapanlar teşne olur. Algıyı gerçek gibi alt alta yazar, ‘aha siz de busunuz’ diye böbürlenir üstelik.

Herkes, her şey giriyor bu halkaya kaçış yok. İster yerli ister yabancı. Amerika kongre sarayını basanlardan tutun da, Çernobil dizisini çekenlere kadar herkesi aynı çuvala koyabilme yetisine sahip bir medya geliştirdi Erdoğan ve aveneleri.

Boğaziçi üniversitesinde yedikleri haltlar belli.

Ülkenin en itibarlı eğitim kurumundan rahatsız olmaları anlaşılabilir bir durum. Bu okulu kendilerine payandaya çevirebilecek adımları attıktan sonra gördükleri tepkiyi ise elbette cemaate bağlayacaklardı.

Nitekim beklenildiği gibi yaptılar.

Reis’ten ayakçılarına kadar hepsi aynı sakızı çiğnemekte gecikmedi.

Öylesine muhteşem ve bitmeyen bir sakız icat ettiler ki, adeta maymuncuk gibi her kapıyı açıyor, her işe yarıyor.

Yolsuzluk oluyor, herifçioğlu suçüstü yakalanıyor gerekçe aynı, trafikte sarhoş araba kullanırken enseleniyor aynı, yalanı ortaya çıkıyor aynı. En matrağını ise Ankara’nın eski ‘fışkiyeci’ başkanı Melih Gökçek yaptı. Ekranda kendisine bazı şeyleri Fetöcülerin cinlerle yaptırdığını açıkladı.

Ve bu adam Ankara’yı çeyrek asırdır yönetiyordu iyi mi?

İster sıradan bir denetim olsun, ister birileri başka entrika peşinde koşsunlar, üzerine ‘Fetöcü sakız’ maymuncuğu sürüp gerçekleri saklama yöntemi pek revaçta havuzcu arkadaşlarda. O nedenle başta ‘vay fütöcüler’ parantezine almışken iki gün sonra ‘Yok canım o iş öyle değilmiş’ diyebiliyorlar rahatlıkla. Haber ve yazılar ‘yoğun istek’ üzerine olunca, cevaplar da öyle geliyor sanırım. Olan ise haberciliğe ve mesleğe oluyor ülkeyle beraber.

Bu millet içerdeki kurtlu meyveye ulaşacak bir gün ve ne kadar kalın olursa olsun, gerçeğin üzerine sürülen bu yalandan şeker eriyip hakikat ortaya çıkacak mutlaka! Lakin geride ülke kalacak mı emin değilim!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin