Marmara ölüyor, iktidar Kanal İstanbul derdinde!

HABER İNCELEME | İLKER DOĞAN 

Marmara Denizi halk arasında ‘deniz salyası’ olarak da bilinen müsilaj etkisi altında. İstanbul, Adalar, Tekirdağ, Çınarcık, Bursa, Erdek, körfezler ve kıyılarda müsilaj oluşması endişeleri daha da artırdı. Uzmanlara göre ‘derin deniz deşarjlarıyla’ atıkların bir çok yerde göstermelik arıtmaya tabi tutularak denize boca edilmesi felaketin en önemli sebebi.

Kıyılarda görünen deniz salyası buzdağının görünen kısmı. Asıl ve temel sorun deniz diplerinde. Uzmanların son açıklamalarına göre şu anda Marmara’da 10-12 metreden fazla dalış yapma imkanınız bile yok! Zira su o kadar pis ve bulanık ki, elinizde fener olmasına rağmen 1 metre önünüzü göremiyorsunuz.

KANAL İSTANBUL, FELAKET OLACAK

Marmara’daki müsilaj istilası, Kanal İstanbul tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Zira konunun uzmanları Kanal İstanbul’un Marmara Denizi için ‘felaket’ anlamına geleceğini söylüyor. Daha fazla nüfus, daha fazla atık demek; bu ise Marmara’nın tabutuna son çivinin çakılması anlamına geliyor.

Marmara’ya günde 2,2 milyon metreküp evsel atık boşaltılıyor. Marmara, bu atıklarla baş edemediği için ‘deniz salyası’ oluşuyor. Ancak Kanal İstanbul’la birlikte bu atık miktarı yaklaşık 4 milyon metreküpe çıkacak.

Uzmanlardan müsilaj olan bölgelerde denize girmeyin uyarısı - Son dakika  haberleri

Yetersiz oksijen miktarı nedeniyle uzmanların ‘astımlı bir çocuğa’ benzettiği Marmara Denizi, geçtiğimiz yılın sonundan bu yana yoğun müsilaj tehlikesiyle karşı karşıya. Halk arasında ‘deniz salyası’ olarak bilinen müsilaj, İstanbul’dan Gemlik’e, Erdek’ten İzmit’e hemen her sahilinde görüldü.

Müsilaj, Marmara Denizi gibi kapalı denizlerde zaman zaman ortaya çıkan bir salgı. Ancak söz konusu ‘salya’ durup dururken oluşmuyor. Marmara kıyıları hatta Akdeniz’in bir bölümünde görülen müsilajın temel nedeni denizlere bilinçsizce ve hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan boca edilen atıklar olarak gösteriliyor. Marmara o kadar kirlendi ve bulanıklaştı ki, güneş ışınlarını absorbe etmeye ve ısınmaya başladı. Bunun sonucu olarak da müsilaj deniz yüzeyini kapladı.

Müsilajın en önemli sonuçlarından biri denizlerdeki tür çeşitliliği azaltması. Uzmanların açıklamalarına göre Marmara’da çeşitlilik birkaç türe kadar indi.

Uzmanlardan müsilaj görülen bölgelerle ilgili uyarılar

Müsilajın Marmara ve Adriyatik gibi kapalı denizlerde zaman zaman ortaya çıkması normal. Ancak Marmara’daki sorun deniz salyası oluşumunun çok yoğun ve kalıcı olması. Söz konusu salyaların gemilerle toplanma imkanı da yok. Zaten sorunun temeli de denizin yüzeyinde değil, altında yatıyor.

12 METRE BİLE DALIŞ YAPILAMIYOR

Uzmanlara göre Marmara Denizi ‘ölmüş’ durumda. Oksijen miktarı her geçen yıl daha da azalıyor. BBC Türkçe’ye konuşan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nden Profesör Mustafa Sarı’nın söyledikleri vahameti de gözler önüne seriyor. Sarı, “Denizin üstünde gördüğümüz beyaz, köpük gibi yapı aslında buzdağının görünen kısmı. Aslen bu salgı denizin altında bir tül gibi uzayıp gidiyor. Marmara Denizi için konuşursak, yüzeyden başlıyor ve 30 metre derinliğe kadar iniyor. Henüz bu (28 Mayıs) sabah Marmara Denizi’ne daldım ve 12 metreden derine inemedim. Elimizde fenerlerimiz olduğu halde önümüzü göremez halde olduğumuz için 12 metreden geri döndük.” diyor.

DERİN DENİZ DEŞARJLARI MARMARA’YI ÖLDÜRDÜ

Marmara'dan sonra şimdi de Ege'de: Müsilaj tehlikesi büyüyor mu? | NTV

Uzmanların tamamı, Marmara’da müsilaj oluşumunun temel nedeniyle ilgili fikir birliği içerisinde: derin deniz deşarjları. Söz konusu sistemle denizin seyreltme ve doğal arıtma süreçlerinden faydalanmak amacıyla atık suları sahillerden belirli uzaklıklarda deniz dibine boru ve difüzörlerle boşaltılıyor. Söz konusu işlemin ‘arıtma’ işleminden sonra yapılması gerekiyor ancak iddiaya göre bir çok derin deniz deşarjı ‘göstermelik’ arıtmalarla milyonlarca ton atığı denize döküyor. Öyle ki bazı yerlerde atıklar, 3-5 metrelik borularla, derin deşarj bile denilemeyecek yöntemlerle 10-15 metre derinliğe veriliyor. Marmara, tam anlamıyla açık bir foseptik çukuruna dönüştürüldü.

MARMARA, 32 YILDIR KİRLETİLİYOR

Sevinç-Erdal İnönü Vakfı MAREM (Marmara Environmental Monitoring) proje lideri Hidrobiyolog Levent Artüz, Birgün’e yaptığı açıklamada, yaşananların bir sonuç olduğunu anlatıyor. Uygunsuz atık deşarj sistemi nedeniyle 32 yıldır Marmara’nın kirletildiğini anlatan Artüz, “Sorunun sebebi, 1989 senesinde bilimsel gerçeklere ve doğaya rağmen uygulamaya sokulan ve o gün bu gündür inatla uygulanan, atıkların bertaraf yöntemi.” diyor.

NE OLACAĞINI KESTİRMEK GÜÇ

Marmara'yı esir alan müsilaj ABD basınında - Tele1

Levent Artüz’ün Birartıbir’e yaptığı açıklamada söyledikleri ise vehametin boyutlarını göstermesi açısından önemli: “Müsilaj agregat yapının yok olmasının tek bir yolu var. O da bakteriyolojik olarak parçalanması. Bakteriyolojik olarak parçalanması için gerekli suda çözünmüş oksijen de ortamda yeterli miktarda yok şu anda. (Müsilaj sorununun yaşandığı) 2007’de Marmara Denizi’nde çözünmüş oksijen seviyesi bugünküne nazaran daha fazlaydı. Buna rağmen, müsilaj yapı iki senede parçalandı. Şimdi oksijen çok daha az. Ne olacağını kestirmek güç.”

BAKANLIK SESSİZLİĞİNİ KORUYOR

Marmara Denizi için durum vahametin çok ötesinde. Sorunun ne olduğu ve nasıl çözüleceği belli ancak bu konuda rejim kılını bile kıpırdatmıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, artık yüzeye çıkan sorun için bugüne kadar tek bir açıklama yapmadı. Sorun nasıl çözülecek, yol haritası ne olacak, kısa, orta ve uzun dönemde ne gibi önlemler alınacak bilinmiyor.

KANAL İSTANBUL İNADI, MARMARAYI FOSEPTİĞE ÇEVİRECEK

Bostancı'da müsilaj havadan görüntülendi

İktidar sorunu çözmek yerine daha da içinden çıkılmaz hale getirecek adımlar atıyor. Kanal İstanbul projesi, Marmara’nın tabutuna çakılacak son çivi olarak gösteriliyor. Zira söz konusu kanal yapılırsa doğal denge yok olacak. Kanal İstanbul projesiyle 136 milyon metrekare tarım, 13 milyon metrekare mera alanı yok olacak. ÇED Raporunda 201 bin ağaç kesileceği açıklandı. Ancak bu sayı göğüs yüksekliğine (130 cm) olan ve çapı 8 santimden küçük ağaçları kapsamıyor. Bunlar da hesaba katıldığında kesilecek ağaç sayısı yaklaşık 400 bin. Kanal nedeniyle 428 hektar orman alanı kesilecek. Kanal çevresinde yaklaşık 2 milyon nüfus oluşacak. Ve bu yeni nüfusun ‘atıkları’ da Karadeniz’in sularıyla birlikte Marmara’ya boşalacak.

ERDOĞAN: İKİ YENİ ŞEHİR KURACAĞIZ!

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Mayıs’taki konuşmasında Kanal İstanbul’un temelinin haziran ayında atılacağını söyledi. Erdoğan, “Kanal İstanbul’un üzerinde altı tane köprü göreceksiniz. Bu altı köprüyle adeta Kanal İstanbul’un sağında, solunda 2 şehir inşa edeceğiz. Bu 2 şehirle beraber İstanbul bir başka olacak.” ifadelerini kullandı.

MARMARA, O KADAR ATIKLA BAŞEDEMEZ

Turkish architects union says Kanal Istanbul's construction to last longer,  cost higher than stated

ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi’nde görev yaptığı dönemlerde İstanbul Boğazı’nda birçok araştırma gerçekleştirmiş, Karadeniz’de birçok araştırma projesi yönetmiş olan Eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cemal Saydam, Kanal İstanbul Çalıştayı’nda çok önemli uyarılarda bulunmuştu. Saydam’a göre, Kanal İstanbul’la birlikte Marmara’nın ‘atık yükü’ neredeyse iki katına çıkacak. Saydam, “Sen 2,2 milyon metreküple baş edemeyen sisteme, 2 kilometreküp ilave yük getiriyorsun. Marmara Denizi’ne de diyorsun ki ‘bunu temizle! Temizleyemez, ölür. Öldükten sonra ne olur? Organik yük parçalanınca oksijen bulursa onu kullanır, onu bulamazsa sülfatı kullanır hidrojen sülfür olur. Bunun toplumdaki adı, çürük yumurta kokusu.” ifadelerini kullanmıştı.

2 MİLYON YENİ NÜFUS

İstanbul Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Ahsen Yüksek, Kanal İstanbul Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, Marmara Denizi’nde müsilaj oluşmasının en önemli nedeninin arıtmadan denize boşaltılan atıklar ve denizde oksijen seviyesinin düşmesi olduğunu söylüyordu: “Özellikle Kuzey Marmara’da yoğunlaşan insan nüfusunun deniz üzerindeki baskısı; atık sulardan gelen yüksek orandaki azot ve fosfat miktarı, Marmara Denizi’nin besin zincirini bozmuştur. Kuzey Marmara Alt suyunda 2016’dan sonra oksijen seviyesi canlı yaşamına yetmeyecek seviyelere düşmüştür. Marmara Denizi’nin kuzeyinde nüfus artmaya devam ederse, denizel ortamdaki yüksek olan azot ve fosfor yükü daha da artacak, halihazırda dip suyundaki düşük oksijen seviyesinin daha da düşmesine neden olacaktır. Marmara Bölgesi’nin refahı için nüfus artırıcı değil, nüfusun azaltılmasına dolayısı ile doğaya yapılan baskıları azaltıcı projelere önem verilmesi gerekmektedir.”

O KANAL, DOĞANIN ÇÖKÜŞÜ DEMEK

Yakın Doğu Üniversitesi, İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derin Orhon ise aynı çalıştayda şunları söylemişti: “Kanal projesiyle birlikte ciddi bir çevresel tahribat yaşanacaktır. Öncelikle Karadeniz ve özellikle batı bölgesi çok kirli bir ortamdır. Kanal bu kirliliği Marmara’nın sığ ve en hassas bölgesine boşaltacaktır. Kanal İstanbul ile Marmara’nın hassas bölgesine taşınacak kirlilik yükü en azından 2 milyon kişi eşdeğeri olarak hesaplanmaktadır. Bu miktar 20 milyon kişinin oluşturduğu atık suyun arıtma sonrası Marmara’ya boşaltılması anlamına gelir. Kanal İstanbul ile gelecek bu mertebedeki bir kirlilik yükü Marmara denizindeki çözünmüş oksijeni tüketme ve ötrofikasyona neden olma riski getirmektedir. Sonuç olarak, İstanbul’un kuzeyine yapılması tartışılan kanal projesi kısaca doğanın çöküşü anlamı gelecektir.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin