Majestelerinin valileri!

YORUM | NACİ KARADAĞ

Türk bürokrasi ve devlet idaresinde en büyük kadrolaşma hareketlerinden biri Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay döneminde yapılmıştı. O dönem hızını alamayan sol iktidarın ilgili bakanları “valilik kadrosu” isteyecek kadar coşmuşlardı.

Toplumun tepkisini görünce bu işleri gizli saklı yapmak daha akıllıca gelmişti sanırım o dönem.

Elbette köprünün altından çok sular aktı, artık fişleme ve kadrolaşmayı hiçbir çekincesi olmadan açıkça yapan AKP iktidarı var. Bir dönem şikayetçi olduğu hemen her şeyi misliyle yapan bir iktidar karşımızda.

Kadrolaşmanın şahı onlarda, torpilin, adam kayırmanın, liyakatsizliğin şahikası siyasal İslamcı iktidara nasip oldu.

Bu süflileşme nasıl ve ne kadar sürede düzelir bilemiyorum.

Totaliter rejimlerde korku hakim olduğu için, gücü elinde tutan kadar, onun taklidini yapanların da hüküm sürdüğü görülür. Piramidin en dibinden tepesine kadar sirayet eden bir güç ile yönetme söz konusudur çünkü.

Sistem öyle işler.

Gerçi zaman zaman “Atar yapılacaksa biz yaparız” diyen yöneticiler de çıksa da onlar da çok rahatsız değillerdir bu durumdan. Zira kendileri adına yapılmaktadır tüm baskı ve sindirme.

Mantık “Reis duyarsa hoşuna gitsin”dir bu durumlarda ve kendisinden daha büyük bir makam ile tehdit eder minik tiranlar.

Bu tür rejimlerde kaymakam, vali gibi makamları bırakın, sıradan bir parti ilçe teşkilatı üyesi, başkanı filan bile çoğu zaman “Ali kıran baş kesen” olup çıkabiliyor. Tarih bu tür karakterlerle tıka basa doludur.

Kısacası her rejim yandaşının içine bir diktatör kaçmış oluyor tabiri caizse.

Türkiye’de de nice zamandır bu durum söz konusu.

Devletin hemen her kademesinde, bürokraside, memuriyette irili ufaklı milyonlarca Reis türemiş durumda. Üstelik bu imitasyon Reisler gerçeğinden bile daha zalim olabiliyorlar çoğu zaman.

Ortak noktaları ise, hadsizlik, liyakatsizlik, zalimlik, laf anlamazlık ve adam kayırmacılık gibi bir takım berbat özellikleri.

Konya valisinin yaptığı son hareket başlı başına bir ibret vesikası.

Konuşma tarzı, üslubu, kibri ile tam bir saray izdüşümü karakter.

Kendisi de çok iyi biliyor ki, böyle davrandıkça kariyeri boyunca önünde kimse duramayacak.

Öğretmen zannettiği gazetecin durumu ve salonda valinin yaptığı hareketi çılgınca alkışlayan öğretmenler ise ayrı bir ibret vakıası.

Hakarete uğrayan gazetecinin valilik makamına çıkıp el etek öperek özür dilemesi meselenin zannettiğimizden çok daha büyük bir küflenme olduğunu gösteriyor. Valiyi alkışlayan eğitimciler ise bu defonun kolay kolay kapanmayacağının kanıtı.

Erdoğan ve AKP iktidarı bu ülkenin neredeyse tüm kodlarıyla oynadılar, tüm eklemlerini kopardılar. Tabiri caizse “Mundar” etmedikleri hiçbir şey kalmadı.

Eğitim sisteminden medyaya, akademiden bürokrasiye kadar her şey kokuştu artık bu ülkede.

Durum böyle olunca da saraya sırtını yaslayan her marazi karakter için kariyer kapıları sonuna kadar açık.

Geçiyorlar geçebildiğince…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin