Mahkeme sanıklara delil klasörlerini ‘ekolojik’ gerekçelerle vermemiş! [Analiz: Kemal Devran]

Türkiye’de yargılanan şüphelilerin savunma haklarının komik gerekçelerle engellendiğine dair çarpıcı bir belge ortaya çıktı. Gazeteci Hidayet Karaca ve emniyet müdürlerinin tutuklu yargılandığı davada cezaevi yönetiminin, mahkeme kararına rağmen 57 bin sayfa tutan delil klasörlerini, “çevre kirliliği, doğaya ve ekolojik çevreye zarar vereceği” gerekçesiyle tutuklulara vermediği tespit edildi. Cezaevi yönetimi, savunma hakkı için hayati önemdeki tutanakları tutuklulara teslim etmemesine gerekçe olarak ayrıca ‘yangın riskini’ öne sürdü.

AKP iktidarının cadı avı operasyonları neticesinde tutuklanan Gazeteci Hidayet Karaca ve emniyet müdürleri ancak 1,5 yıl sonra hâkim karşısına çıkabildi. Fakat 9’u tutuklu 33 şüpheli bir türlü iddianame eklerinde kendileriyle ilgili delillerin bulunduğu klasörlere ulaşamadı. Bu nedenle uzun süre savunmalarını hazırlayamadı. Terör örgütü El Kaide bağlantılı olduğu iddia edilen ‘Tahşiye Grubu’na yönelik soruşturma açtıkları için yargılanan polisler de birçok delili görmeden savunma vermek zorunda kaldı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti yargılama başladıktan sonra tüm tutanakları DVD içinde toplayıp şüphelilere dağıtılmasına karar verdi. Ancak Silivri Cezaevinde DVD’den okuma yapılması için yeterli süre verilmediği gibi bilgisayarların da çalışmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine şüpheliler tutanakların kâğıt halinde kendilerine verilmesini talep etti. Mahkeme heyetiyle yaklaşık 10 duruşma süren tartışmalar sonucunda delil klasörlerinin fotokopisinin cezaevinde şüphelilere gönderilmesine karar verdi.

Kendileriyle ilgili tutuklu yargılama devam ettiği halde bir türlü delil klasörlerini göremeyen şüphelilerin savunma hakkı bu kez de cezaevi yönetimi tarafından kısıtlandı. Mahkeme heyeti verdikleri kararın neden uygulanmadığını sorması üzerine cezaevi yönetiminden ilginç bir cevap geldi.

SAVUNMA HAKKI ÇEVRE KİRLİLİĞİ BAHANESİYLE ENGELLENDİ

Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından gönderilen cevapta, “İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından fiziki çıktı olarak gönderilen 114 adet ek klasörlerin (57 bin sayfa) belirtilen adetlerde fiziki çıktının kağıt ortamında tutuklulara verilmesinin çevre kirliliği ve ekolojik çevreye ve doğaya verebileceği” ifade edildi. Gerekçenin devamında ise, bahse konu tutanakların tutuklulara verilmesiyle ilgili “oda veya koğuş düzenini bozabileceği, ek klasörlerin kâğıt olması nedeni ile kurum ve tutuklu/hükümlülerin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek istenilmeyen olaylara yangın v.b. gibi sebebiyet verebileceği” anlatıldı. Son olarak, bu kadar çok kâğıt nedeniyle aramalar sırasında suç unsuru şeylerin saklanabileceği ileri sürüldü.

Cezaevi yönetimi mahkemenin kararına uymamakla birlikte şüphelilere yasaya aykırı bir yöntem dayattı. Buna göre tüm delil klasörleri ve tutanaklar kütüphanede tutulacaktı. İsteyen tutukluya her gün sadece 6 saat kütüphanede okuma hakkı verildi. Örnek alınmasını istediği sayfaları ise dilekçe yazarak yönetimden isteyecek ve çekilen fotokopinin parası da yine tutukludan alınacaktı.

CEZAEVİ YÖNETİMİNE İŞLEM YAPILMADI

İstanbul Eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün yargılama sırasında savunma haklarının kısıtlandığını anlatarak, “Savunma yapacağım susma hakkımı kullanmayacağım. 10 bin 500 sayfa Selam Tevhid iddianamesi var. 33 bin sayfa bu iddianame. Ben nerede okuyacağım bu iddianameleri? Anayasa sana yetki vermiş. Cezaevi idaresi sizin isteklerinizi yerine getirmiyorsa hakkında gereğini yapın” demişti. Ancak mahkeme cezaevi yönetimi hakkında hiçbir işlem yapmadı.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlerinden Ömer Köse de “Siz yangından mal mı kaçırıyorsunuz, ne istiyorsunuz, ceza vermek mi istiyorsunuz? O zaman savunma almadan basın cezayı. Bizim yaptığımızdan bir endişemiz yok. Sadece bize savunma için süre tanıyın” demişti.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin