Kürdistan Türkiye’ye tehdit mi?

ANALİZ | MAHMUT AKPINAR

Irak’a bağlı federal bir eyalet olarak devam eden Irak Kürdistan’ı referandum yapıp bağımsızlığını ilan etti. Başta Irak Merkezi Hükümeti, İran ve Türkiye olmak üzere bu bağımsızlık hareketine bölgeden tepkiler var. Ne kadar ciddiler bilinmez ama İran ve Türkiye’nin Kürdistan sınırında askeri hareketlenmeler, tatbikatlar var. Barzani’nin ve Kürtlerin ise geri adım atmaya pek niyetleri görünmüyor. Batı dünyasında bağımsızlığa dil ucuyla tepki var ise de çok geçmeden Kürdistan’ı kabuller başlayacak, önümüzdeki 5-10 yıl içinde de bağımsızlık süreci tamamlanacaktır.

Peki Kürdistan’ın kurulması Türkiye’ye gerçekten tehdit mi? Dibimizde kurulmuş böyle bir devletin Türkiye’ye etkisi ne olur?

ARKA PLANDA ERDOĞAN’I ENDİŞELENDİRECEK BİR DURUM YOK

Öncelikle AKP iktidarının içerdeki milliyetçi kitlenin gazını almak için höykürmesini ciddiye almaya gerek yok. Zira Barzani’ye ve bağımsız Kürdistan’a en büyük desteği veren, can suyu olan Türkiye idi. Ekonomik, siyasi açıdan Kürdistan Türkiye desteğinde buralara geldi. K. Irak Türk müteahhitler tarafında imar edildi, ticareti, üretimi Türk vatandaşları götürdü oraya. Kürtçü ve Türkçü seslerin ara sıra kendi tabanlarını konsolide etme ve canlı tutma yönündeki milliyetçi açıklamalarını bir kenara bırakırsanız Türkiye ile Kuzay Irak Kürdistan yönetiminin çok da iyi bir ticareti, entegrasyonu var. Öte yandan K. Irak Kürtlerinin Tükiye’ye bakışının PKK etkisindeki bazı Türkiye Kürtlerinden daha sıcak olduğunu unutmamak lazım.

Erdoğan yönetiminin Kürdistan’ı normal şartlarda çok da problem edeceğini düşünmüyoruz. Zira karşılıklı çıkar birlikteliği var. Kürdistan AKP iktidarı sayesinde dünyaya açılıyor, ihtiyaçlarını karşılıyor, petrolünü satıyor, ülkesini imar ediyor. Erdoğan ve yakınları ise bu ayrıcalıklı işbirliğinden ekonomik olarak kazançlı çıkıyor, kayıt dışı bir sürü kaynağa sahip oluyor. Oğullar, damatlar, yakınlar Kürdistan’dan çıkan petrolü en başta İsrail’e satarak ülke üzerindeki hegemonyasını sürdürmek için güzel paralar kazanıyorlar. AKP’li müteahhitler oradan güzel paralar kazanıyor.

MİLLİYETÇİ OYLAR AKP İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Ancak eğer Erdoğan bir savaşa gerek duyuyorsa -ki son zamanlarda her açıdan ciddi bir sıkışmışlık içinde- hem milliyetçilerin gazını almak hem de ülkeye savaş gerekçesiyle daha bir çökebilmek için Kürdistan’a girmeyi düşünür. Bunu kendi iktidarını-saltanatını ayakta tutmak, içte kendini sorgulatmayı engellemek için bir fırsata çevirmek ister; ülkeyi bir maceraya sokmaktan çekinmez. Bu tamamen Erdoğan’ın ne kadar sıkıştığıyla ve böyle sıcak çatışmanın ona ne kazandıracağıyla, onun hangi bireysel çıkar hesabı yaptığıyla ilgili. Girdikten sonra “ülkenin durumu ne olur?”, “bizim Kürler nasıl davranır?”, “hangi orduyla savaşacak?”, “ya işler kontrolden çıkarsa?” gibi sorular Erdoğan siyaseti açısından daha sonra düşünülecek konular. Baktı olmuyor tam tersi istikamete döner, “hain Barzani!”den tekrar “kardeşim Barzani” moduna geçebilir. Bu manevra kabiliyeti Erdoğan’da fazlasıyla var. Kürtlere karşı sarf edilen sözlerin diplomatik yanını, Türkiye Kürtlerinde nasıl etkiler oluşturduğunu, yarın hangi komplikasyonlara neden olacağını düşünmek ne Dışişleri’nin ne de Saray’ın gündeminde yok! Onlar günü kurtarmak, gücü korumak telaşında!

TÜRKİYE’NİN İŞİNE YARAYACAK BİR MÜTTEFİK OLABİLİR

Peki Kürtlerin bağımsız bir devletinin olması kötü bir şey midir?

Aslında mevcut tablo açısından baktığınızda şu anda Kuzey Irak Kürt yönetiminin bağımsızlık ilan etmesi en çok da Türkiye’nin işine yarayacak durumda. Ekonomik ve sosyolojik olarak Türkiye ile epeyce bir bütünleşik olan Kürdistan’ın Türkiye’den başka yüzünü dönebileceği bir ülke yok. Böyle bir bağımsızlık ayrıca İran’ın son 5-10 yılda kurduğu Şii blokunun etkisini kıracak bir gelişme. Kürdistan bağımsızlığından en çok rahatsızlık duyacak ülke İran’dır. Zira İran kendi denetiminde ve ikinci bir İran olan Irak’ın parçalanmasını ve zengin petrol kaynaklarını yitirmesini istemiyor. Sünni, mütedeyyin bir halktan oluşan Kürdistan İran’a zarar verse de Türkiye için avantaja dönüştürülebilir. Ama günün sonunda diplomasi kıvraklığına sahip İran reel politiğe uygun olarak her an manevra yapıp ortamı yumuşatabilir. Dış politikası kör gözüm parmağına giden Türkiye ise kendine bir düşman daha ekler ve iyice yalnızlaşabilir.

Türkiye’nin 20 yıldır sosyolojik dengelerle, diplomatik araçlarla engellemek için hiçbir şey yapmadığı, bugün ise engelleyemeyeceği bir Kürdistan’ın kurulmasına karşı çıkması akıllıca değil. Ancak AKP iktidarı şu anda MHP payandasına ve milliyetçi desteğe muhtaç. Ayrıca kendi Kürtlerini ezerken, dışlarken ve şehirlerini yakıp yıkarken bunu yapamaz. Eğer Türkiye kendi Kürtleriyle bir güven, barış ilişkisi kurabilmiş olsaydı, bizim Kürtlerimiz bu ülkede kendini itilip kakılan hissetmeyip huzurlu, eşit vatandaş görebilseydi bazı AKP’lilerin dediği gibi kurulan Kürdistan Türkiye’nin eyaleti gibi olurdu. Çok rahat entegrasyon sağlanırdı. Sınırlar bile kaldırılabilirdi ve bu işbirliğiyle PKK ciddi köşeye sıkışabilirdi; giderek sosyolojik zeminini kaybederdi. Ne var ki Türkiye şu anda 1990’lardan beter şekilde kendi Kürtlerini eziyor. Bu Türkiye Kürtlerinin doğal olarak Kürdistan’a öykünmesine, özenmesine neden olacaktır. Güneydoğu’da çıkabilecek bir kargaşa, kontrol dışı durumda Türkiye Kürtleri de benzer yollara başvurmak isteyecektir.

BÖLÜNMEYİ, ‘BÖLDÜRMEYİZ’ DİYENLER HIZLANDIRIYOR

Türkiye 40 yıldır bangır bangır bağıran Kürt sorunu çözmeye yanaşmadı. Bu konuda kalıcı çözümler üretmedi. Problemi hep öteleyerek, naylon tedbirlere başvurarak konuyu Kürtler nezdinde kangren etti. Şu sıralarda ise AKP’nin ülke genelinde ve bölgede uyguladığı ağır baskı, zulüm, ayrıştırma nedeniyle Kürtler tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar Türkiye’den duygusal kopuş yaşıyor. AKP, AKP’liler dışında bütün Türk vatandaşlarının ülkeye aidiyet duygusunu baltalıyor. Bu durum PKK gibi ayrılıkçı hareketlere cansuyu oluyor, Kürtlerdeki ayrılıkçı düşünceyi besliyor. AKP, milliyetçi söylemlerle AKP-MHP koalisyonunu sürdürmek isterken, gerçekte Kürtleri bir sonraki adım olan fiziki kopuşa, ayrılışa hazırlıyor. “Vatan bölünmez” diye slogan atan milliyetçi söylemler Kürt ayrılıkçılığının en iyi sermayesi oluyor.

Türkiye Kürtlerle demokratik insani değerler zeminde ve eşit vatandaşlar olarak pekâlâ yaşayabilirdi ama AKP artık var olan son ümitleri de tüketiyor. AKP siyaseti dışlayıcı, aşağılayıcı söylemlerle Kürtleri Türkiye’den itiyor. Öte yandan -BOP eşbaşkanlığı misyonunun bir gereği olarak olsa gerektir- Suriye’deki PYD yapısının kurulmasına en büyük katkıyı Türkiye’nin verdiğini unutmamak gerekiyor. Türkiye Salih Müslim’e diplomatik pasaport verdi, devlet altyapısını oluşturması için Türk Dışişlerinin bütün imkanlarını sundu. AKP iktidarı kendi Kürtlerinin ülkeyle bağını koparmak için ne gerekiyorsa yaparken eş zamanlı olarak Barzani yönetimine cansuyu oldu. PKK etkisindeki PYD yapılarına hamilik yaptı. Türkmenler ise sadece dillerinde. Onları yalnızlığa, yok olmaya terk ediyorlar. “Kerkük’e gitmeye hazırız” diye MHP binalarında silahla poz veren milliyetçiler gazını atıp, kendini tatmin ederken MHP bu çelişkili politikaların ortaklığına devam ediyor.

Kürtlerle ilgili her kazanıma kafadan karşı çıkmak Kürtler tarafından doğal olarak “Kürt düşmanlığı” olarak algılanıyor. Onlardaki ayrılıkçı, milliyetçi duyguları daha bir güçlendiriyor. Bağımsız Kürdistan’ın kurulması aslında Türkiye için pek çok avantaj getirebilir. Zatında Türkiye’ye bir tehdit ve tehlike değil. Akıllıca bir politika ile Türkiye Kürtlerinin gönlünü almak, İran’ın Ortadoğu’daki kuşatmasını ve Şii hilalini kırmak, bütün Kürtlerin hamisi olabilmek, yalnızlaşılan Ortadoğu’da yeni ve organik bir müttefik oluşturmak mümkün. Ancak sanki AKP iktidarı bütün Kürtleri Türkiye’ye düşman etmek ve Türkiye Kürtlerini ülkelerinden soğumak, Türkiye’ye kaybettirmek için özel çaba sarf ediyor.

1 YORUM

  1. Hocam son cümlenizde konuyu özetlemişsiniz varolan hastalık tarihin bazı dönemlerinde tedaviye biraz cevap verdiysede mikrop aralıklı olarak verilerek hasta bir türlü sağlığına kavuşturulmadı. Hasta bizim fakat tedavi edecek hekimimiz yok Allah bu ülkeye basiretli hekimler nasip etsin yoksa bu hastalık bir gün bu bedeni Allah korusun çok yıpratır . Saygılarımla

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin