Kendine aşık adam!

Yorum | Umut Vera Tuna

Narsistik kişilik bozukluğuna adını veren, Mitolojik karakter Narcissus’dur, Kendine Aşık Adam. Efsaneye göre,  Narcissus (Narkissos) doğduğunda bir kahin, kendi yüzüne asla bakmaması şartıyla onun çok uzun bir ömür süreceğini söyler. Narsiccus büyür ve olağanüstü güzelliğiyle ormandaki bütün kadın ve perileri kendine aşık eden genç bir delikanlı olur. Echo (Eko) adında peri kızı da Narcıssusa aşık olur ve bir gün ormanda onu takip eder. Çalılıklardaki sesi duyan Narcıssus, ‘Kim var orada’ deyince, Echo ‘ben’ demeye utanır ve ‘Kim var orada’ diye cevap verir. Sonrasında bir cesaretle kendini gösterir ama Narcissus onu küçümseyerek oradan uzaklaşır. Kalbi paramparça olan Echo üzüntüden erir ve geride inleyen bir ses olarak kalır.  Echo’ya üzülen ve Narcissus’un hiç umursamadan kalplerini kırdığı diğer kadınlar onun cezalandırılması için Tanrı’ya yalvarırlar. Bir gün, ormanda ava çıkan Narcissus çok susar ve göl kenarına gider. Suda yansımasını görür görmez kendisini hayran hayran izlemeye koyulur. Dudaklarını suya değdirdiğinde görüntüsü kaybolduğu için su içmekten vazgeçer ve susuzluktan bitap düşene kadar yansımasını seyretmeye devam eder. Kendine olan aşkı ve susuzluk hayatına mal olur. Öldüğü yerde kaybolan bedeni bir çiçeğe dönüşür, Nergis çiçeğine (Narcıssus flower).

Narsisizm, en geniş tabirle aşırı ben merkeziyetçilik ve kendini herkesten üstün görme olarak tanımlanabilir. Narsist kişiler kendini nesneleştirdiğinden, başkalarından da tapınma ölçüsünda bir bağlılık ve hayranlık bekler.

Sebebi henüz net olarak bilinmese de, genetik ve çocuklukta dönemindeki değersiz hissetmelerin etkisinin olabileceği varsayılıyor.

İyileşmenin ilk şartı, hasta olduğunu kabul etmektir. Narsist kişiler, narsist olduklarını kabul etmediklerinden onları tedavi etmek neredeyse imkansız. Bu yüzden bazen Narcıssus gibi çok ağır bedeller öderler. Patalojik seviyede narsist olmanın dışında, çoğu insanın kişiliğinde narsistik taraflar olabilir. Bunları tespit etmek mevcut ilişki sorunlarını onarım, kaliteli ilişkiler kurmak, ruhsal olgunlaşma ve kalıcı huzur için çok önemli.

O halde sormak istiyorum:

Hiç narsist biri olabileceğinizi düşündünüz mü?

Mesela, “ben dert çekiyorum kimse rahat etmesin” dediğiniz oldu mu? Başkalarını benliğinizin uzantısı görür müsünüz?

Ya da kırılgan EGO’nüza gelen eleştirilere hazımsız, karşı görüşlere öfkeli, kendinizle yüzleşmede korkak mısınız?

Kusurlarınızı, kusursuz gibi görünerek kapatır, herkesten farklı olduğunuza inanır, aynadaki görüntünüze hayranlık duyar mısınız?

Kendinize itiraf edemediğiniz zayıf yanlarınızı, kibrinizin arkasına saklar ve biri onlara dokunduğu zaman kabalık ve saygısızlığı kendinize hak mı görürsünüz?

Aslında kıskanan sizken, herkesin sizi kıskandığına mı inanırsınız?

El alem “beni başarılı, zengin, mükemmel tanımalı” düşüncesi, sizi kendinizle ilgili abartılı cümleler kurmaya iter mi? Sırf bu yüzden yalan söylemekten çekinmez misiniz?

Kural tanımaz yanınız, egosantrik tarafınız, istediğinizi yapmayı, toplumun ihtiyaçlarına

kolayca tercih etmenize mi sebep olur?

***

Veya narsist bir eş olup olmadığınızı hiç sorguladınız mı?

Eşinizi sevmekten öte, onu kendi yalnızlığınızdan kurtulmak için mi yanınızda tutuyorsunuz?

Veya onun yokluğuna üzülmeniz gereken yerde, kendi yalnız kalmalarınıza mı ağlıyorsunuz?

Eşinizin varsa sizden üstün tarafları, bundan rahatsız olur musunuz?

Echo’nun Narcıssus’a olan aşkı gibi bir aşk,

Kendi olmaktan vazgeçecek bir aşık mı istiyorsunuz?

Yanınızda sizi bütünleyen biri değil, Bir olmak için bireyliğini unutmuş eş bağımlısı biri mi bekliyorsunuz?

Peki sevginiz?

Aslında eşinizi değil de, eşinizin sizi sevmesini mi seviyorsunuz?

***

Peki ya, Narsist ebeveyn olma ihtimalinizi düşündünüz mü?

Çocuğunuza ben olamadım sen ol diye dayattığınız şeyler var mıdır?

Ne giyeceğine, ne yiyeceğine onun yerine karar verip, seçme özgürlüğünü kolayca elinden alır mısınız? Çocuğun kendi’ligi sızın için bir tehdit olduğundan, birey olmasını istemediğiniz,

Ayşe Ahmet olacakken, hep falancanın kızı oğlu mu kalsın istersiniz?

Sevmek için koşullarınız var mıdır veya kızınızın ne olmak istediğini sormadan “Benim kızım doktor olacak” umudunuz?

Çocuğunuzu kendinizden ayrı görmediğiniz için, Sen demek yerine biz mi dersiniz? Şimdi yemek yiyoruz, Hayır biz öyle davranmıyoruz gibiler?

Başarı odaklı olmanız, mükemmeliyetçi tavrınız, çocuğunuzun ne istediğini görmenize engel olur mu? Sizin sözünüzü dinlemediği zaman, onu küçümser misiniz? Yapamazsın, Başaramazsın, Benim sözüme geleceksin der misiniz?

Başarı karşısında Benim kızım/oğlum derken, başarısızlıkları kime verirsiniz?

Evde baskıcı bir anne-babayken, dışarıda farklı mı görünürsünüz?

Çocuğunuz 30 yasına bile gelse, onun sizsiz yapamayacağını düşündüğünüz için, hayatına müdahale etmeyi kendinize hak mı görürsünüz?

Hatta bu müdahale bazen onun evliliğine uzanır ve  onun yerine anne, onun yerine eş(!) mi olursunuz!

***

Sorulara verdiğiniz  bütün cevaplar hayır’sa ya gerçekten hiç narsisttik bir tarafınız yoktur, ya da kendi yansımanıza olan hayranlığınız aslınızı görmenize engel oluyor. ‘Evet’ cevaplarınız ise daha iyi anne-baba, eş dost kardeş olma’nın başlangıç noktasıdır. Düzelmek istiyorum ama nereden başlasam bilmiyorum diyorsanız, işte tam aradığınız yerdesiniz.

3 YORUMLAR

  1. Harika…

    Anne ve baba olup birde üzerine kayınvalide ve kayınpeder olanlar özellikle 1950 den sonra doğanlar ve 1950 den sonra doğanların çocuklarının okuya okuya bitiremeyecekleri gerçekler.

    Mecburen bir evde 3 nesil yaşamak zorunda ise kaç masumun hayatı zulme döner?

  2. Umut Vera Hanim email adresinize ulasabilir miyiz? Websiteniz e erisim yok, nasil kontak kurabiliriz sizinle? Sosyal medya hesabim yok. Tesekkurler

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin