‘Kapat gitsin!’ Cumhuriyeti

YORUM | M. NEDİM HAZAR 

Önce şu klişe cümleyi söylemezsem hatırım kalır: AKP’yi 2002’de iktidara getiren seçim kampanyasının en önemli vaadi “3Y” idi! Yani AKP, “Yoksulluğu, yolsuzluğu, yasakları kaldıracağım” diyordu. Ama 18 yıl sonra bugün Türkiye’de tam bir “3Y düzeni” kurulmuş oldu. Üstelik bu 3Y düzeni, artık AKP için, iktidarda kalma stratejisinin en önemli dayanağı ne yazık ki!

Malum olduğu üzere Nisan 2007 e-muhtırası Erdoğan ve ekibinin son demokratik duruşuydu. Yaşanan Dolmabahçe görüşmeleri sonrasında ülke eksen kayması yaşamaya başlarken muhtemelen hiç kimse bugün gelinecek olan durumu tahmin bile etmiyordu.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Yasaklar her geçen gün artarken iktidar gün geçtikte daha yüksek ses ve sıklıkla hayali düşmanlar oluşturarak bu düşmanlara göre pozisyon almayı bir politika olarak benimsedi.

Bir ara istiklal savaşından bile daha şiddetli bir mücadele içinde olduğumuza inandırmayı bile denedi saray yönetimi.

Otoriter rejimlerin klasik güzergâhında hemen her istasyona özenle uğrayan Erdoğan ve ortakları yasaklamalarla yol almaya devam etti.

Wikipedia, Youtube gibi mecralar kapatılırken gerekçe aynıydı: Ülke güvenliği…

Dershanelerle başlayan artık alenileşen yasaklama ve kapatma politikası bir süre sonra bir yönetim modeline dönüştü.

İktidar canını sıkan her ne varsa ya kayyım aracılığıyla el koyuyor, olmadı kapısına kilit vuruyordu.

Binlerce eğitim kurumu iki dudak arasından çıkan bir cümle ile kapatıldı.

Anayasal güvence altında olan medyalara el konuldu, yönetebilecek kadrosu olmadığı için sonunda buralara da kilit vurdu AKP iktidarı.

Kapatılan internet sitesinin haddi hesabı yok.

Sayısını artık kimse bilmiyor.

Yüzbinlerce kitap imha edildi, okullara el konulup kapatıldı.

Devlet kendi kurumlarını da yine bu dönemde kapatmaya başladı.

İfsat edilemeyen her örgüt, dernek, kurum ve kuruluş, ister resmi olsun ister sivil aynı kaderi yaşadı, aynı akıbete uğradı.

Mundar edemiyorsan bas kilidi gitsin, şeklinde özetlenebilecek anlayış artık tamamen hakim durumda.

İş bu sebeple Bahçeli devletin en ciddi ve temel kurumu olan Anayasa Mahkemesi’ni bile kapatmayı teklif etti.

Erdoğan da bu fikri onayladı.

Türk Tabipler Birliği’ni de kapatmayı önerdiler.

Gerekçe aynı, “hain ve fitne yuvası”.

Pek yakında Merkez Bankası başta olmak üzere belediyeler de dahil “bunlara gerek yok” denilerek kapatılırsa şaşmayın. Zira atayacak kişi bulamıyorlar artık.

Hayvanat bahçesi müdürünü TÜBİTAK’a müdür atayarak daha ne kadar gidebilirsiniz ki!

Gidişatın vahametinin farkında olmayan muazzam bir kitle var.

Bankalar açık gibi ama hiçbir yasaya uydukları yok. İstekleri gibi at koşturuyorlar, bir süre sonra kullanacak barut yani döviz ve altın da kalmayınca oralara da kilit vururlarsa kimse şaşırmasın!

Bu kapatma politikasının sonu ülkeyi dış dünyaya kapatmak olacaktır.

Acı ama maalesef durum böyle.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin