Kaçsan da saklanamazsın Cemal!

YORUM | M. NEDİM HAZAR 

Amerika’nın meşhur talk show sunucularından Jon Stewart’ın tek filmidir “Rose Water” (Gül Suyu)… Film İranlı ünlü gazeteci Maziar Bahari’nin “Then They Come for Me” (Sonra Benim İçin Geldiler) isimli kitabından uyarlama.

Bahari totaliter bir rejimin özgürlükleri adım adım budamasından sonra, muhalif olan herkesin derdest edilmesini anlatır kitabında. Ve nihayetinde sıra ona gelir. Uluslararası üne sahip gazeteci bir anda vatan haini ve casus olarak muamele görür ve günlerce işkence görür.

Rose Water filmi de bu işkence döneminde gazeteci ile işkencecisi arasındaki ilişkiyi ele alır. 118 gün süren işkence boyunca gözleri kapalı olan gazetecinin hafızasında kalan tek şey vardır, kendisine işkence yapan kişinin kokusu. Kesif bir gülsuyu kokmaktadır işkenceci.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Sonradan kimliğini tespit ederken şok olur Maziar Bahari, çünkü kalabalığın arasında normal insan gibi yaşayan işkencecisini artık tanımıştır.

Alois Brunner ismini hiç duydunuz mu?

Muhtemelen duymadınız.

2010 yılında Şam’da bir bodrumda gizlenirken perişan halde ölmüş bulundu Brunner.

Etrafında Ebu Hüseyin olarak biliniyordu ama bütün ömrünü gerçek kimliğinin ortaya çıkacağı korkusuyla geçirmişti.

Yahudi Soykırımı’nın mimarlarından olan Adolf Eichmann’ın sağ koluydu Brunner. 2. Dünya Savaşı’nda 130 bin Yahudinin ölümünden sorumlu olduğu tahmin edilen bir Nazi kumandanıydı.

Israel releases Nazi Eichmann′s plea for clemency | News | DW | 27.01.2016

Fransa’daki Yahudilerin Almanya ve Polonya’daki kamplara gönderildiği Paris’in kuzeyindeki Drancy kampından sorumluydu. Hitler’in kaybetmesiyle kayıplara karışan binlerce suç maşasından biriydi sadece. Ancak, kaçak olması durumu değiştirmemişti. Nazi kumandanı 1954 yılında Fransa’da gıyabında yargılanmış ve insanlığa karşı işlediği suçlardan ötürü ölüm cezasına çarptırılmıştı.

Bunu haber alınca büsbütün ölüm korkusuna yakalanmış ve kendine güvenli liman olarak Suriye rejimini seçmişti. Suriye gizli servisine hizmet etme sözüyle birkaç yıl nispeten güzel hayat yaşamıştı ama biraz da yaşlanınca ya da artık Esad rejiminin işine yaramayınca bir bodrumda zoraki inziva yaşamaya başladı. Öyle ki bodrumun anahtarı bile kendisinde değildi. Başta İsrail istihbaratı olmak üzere pek çok suçla mücadele kuruluşu ve gizli servis peşindeydi.

2000 yılında ise hayatı tam bir kabusa dönmüştü. Yıllar boyu işkence yöntemlerini ve sorgulama tekniğini öğrettiği öğrencileri tarafından gözaltına alındı. Çünkü baba Esat ölmüş yerine oğlu gelmişti. Hakkında tutuklama emri çıkarılmıştı.

O güne kadar bir an bile arkasını kontrol etmeden yürüyemeyen, oturduğu evin perdelerini açamayan, iki kez de saldırıdan (birinde gözünü kaybetmişti) kurtulan Brunner, oğul Esat’ın merhametine terkedilince daha sefil bir mahzene kapatıldı ve adeta bir fare hayatı yaşadı.

Hakkında pek çok kere ölüm haberi çıkartılmıştı ama hiçbiri inandırıcı olmamıştı.

Ve nihayet 2010 yılında yaşadığı mahzende çürümüş bedeni bulundu. On binlerce masumun katili acılı bir ömür geçirdikten sonra rezil bir şekilde ölmüştü.

Bütün bunları niye yazdım biliyor musunuz?

Malum Türkiye’de son dönemde benzer uygulamalar yapılıyor. Pek çok masum insan gündüz gözü kaçırılıyor ve aylarca işkenceden geçiriliyorlar.

Bunlardan biri de eğitimci Mesut Kaçmaz şüphesiz.

Kaçmaz geçtiğimiz gün şöyle bir paylaşım yaptı:

Cemal, diyordu Kaçmaz… Muhtemelen Cemal’i tanımıştı. Söyledikleri şu açıdan mantıklıydı. Kendisini kaçırıp işkence yapan Cemal, muhtemelen davanın akıbetinin kontrolden çıkmaması adına yine mahkemede görevlendirilmişti ve belli ki kimliğinin ortaya çıkmayacağını düşünüyordu.

Ancak Mesut Kaçmaz, Cemal’i tanımıştı.

Daha sonra şöyle bir paylaşımda daha bulundu Kaçmaz:

Bu konuda haklıydı işkence gören mağdur eğitimci. İşkence ve zulüm yapan kim olursa olsun bir gün mutlaka yaptıklarının hesabını verecekti. İşkencede zaman aşımı yoktu bir kere.

Dahası, mevcut rejim kan kaybettiği an ilk olarak kendi maşalarını ve tetikçilerini harcayacaktı şüphesiz.

Biz de buradan Cemal ve Ziya ve onların sahiplerine seslenelim. Nereye giderseniz gidin adaletin elinden kurtulamayacak, yaptığınız alçaklıkların hesabını vereceksiniz.

Aradan yüzyıl geçse bile…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin