İyi de para nerede?

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan yurt dışına çıktığında “tüccar siyasetçi” olduğunu cümle âleme gösteriyor. Muhataplarından satın alabileceği kalemleri koz olarak kullanmayı marifet sayıyor.

İki gün evvel Japonya’nın Osaka şehrinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump karşısında devlet başkanlığından ziyade yine ham bir tüccar gibi davrandı.

ERDOĞAN’IN İŞİ KOMİSYONCULUK MU?

Trump da en az Erdoğan kadar tüccar! İki ismin bir araya gelmesi emtia komisyoncusunu tedai ettiriyor.

Her ne kadar Erdoğan Türkiye’de kupon arazilerin satışına kadar müdahil olsa ve devleti aile şirketi genel müdürü gibi idare etse de mevkidaşları ile masaya oturduğunda biraz daha vakur olması beklenir değil mi? Öyle bir beklenti içine girenler hayal kurmaya devam edebilir…

Erdoğan tüccarlıkta açılışı yüksekten yaptı. Türkiye ile ABD arasında ticaret hacmi 25 milyar dolar mertebesinden 75 milyar dolara çıkarılacakmış. Halihazırda 9,5 milyar dolar ihracata mukabil ithalatımız 14,5 milyar dolar.

Mevcut ticaret üçe katlanacakmış. Nasıl? Bu sûalin zerre kadar kıymeti yok Erdoğan’ın nazarında. O söyler geçer. Olur olmaz, tutar tutmaz.

TİCARET TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE

Böyle bir ticaret artışı tahakkuk edecekse de Türkiye’nin döviz açığını artırmaktan başka bir netice vermez.

Türkiye’nin okyanus ötesine sattığı demir-çelik mamülleri ile otomotiv aksam ve parçaları, tekstil ve hazır giyim, tarım, gıda, makine teçhizattan ibaret.

İthalata gelince yükte hafif pahada ağır ne varsa Amerika’dan geliyor!

Demir-çelik mamülleri, hava taşıtları, uzay araçları, pamuk, turbo jetler, yatlar, taşkömürü, dozlandırılmış ilaç, şeker pancarı, şeker, serum, aşı, tıpta, cerrahide, dişçilikte ve veterinerlikte kullanılan alet ve cihazlar, soya fasulyesi, hava taşıtlarının aksam ve parçaları, petrol gazları, kabuklu meyveler, ortopedik cihazlar, altın, binek otomobiller ve otomatik bilgi işlem makineleri ile üniteleri ithal ediyoruz.

Dolayısıyla ticaret arttıkça mevcut üretim kapasitemiz itibarıyla Türkiye kazandığından daha fazla döviz ödeyecek.

100 BOEING UÇAĞI!

Erdoğan, Trump’ı S-400 krizinde yumuşatmak için kapalı kapılar ardında 100 Boeing yolcu uçağı siparişi verdi. Geçen sene 30 uçak sipariş edildiğine göre nihaî sayı 70 adet artırılarak 100’e çıkarıldı.

Pazarlıkta fiyat üç aşağı beş yukarı değişse de böyle bir sipariş için Boeing firmasına ortalama 30 milyar dolar ödenecek.

Kim ödeyecek bu parayı? Geçen sene tek kuruş vergi ödemeyen, küçük yatırımcısına temettü (kâr payı) dağıtamayan ve 2019’un ilk üç ayında 1,3 milyar TL zarar eden Türk Hava Yolları ödeyecek 30 milyar doları.

Yolcu sayısı azalan, zararı katlanan bir şirket geçen seneden bu seneye 70 uçak daha sipariş ediyor. Hisselerinin yüzde 51’i Borsa İstanbul’da alınıp satılan THY’nin malî yapısını zayıflacak kararları Erdoğan tek başına almaya devam ediyor.

TRUMP’IN O SÖZLERİ

İlk Boeing siparişi de THY namına yine Erdoğan tarafından 2017’nin eylül ayında yine Trump’a rüşvet olarak verilmişti. O günkü pazarlık ise Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusunda Kürtleri ezmek üzere yapılmıştı.

Erdoğan, aradan iki sene geçtiği halde Fırat’ın doğusuna inemedi. Boeing’e verilen siparişler de iptal edilemedi.

Pazarlıkta kimin kârlı çıktığı Trump’ın gazetecilerle paylaştığı şu bilgi ortaya koydu: “Erdoğan Suriye’deki Kürtleri ezmek istiyordu. Telefonla aradım, ‘Bunu yapamazsın’ dedim ve o da yapmadı.”

AKP’nin çok iftihar ettiği dış siyasetin ne kadar müflis halde olduğu ancak bu kadar çarpıcı bir şekilde hülâsa edilebilirdi. Okyanus ötesinden bir telefon geliyor ve bütün o ahkâm kesmeler hitama eriyor.

S-400 KRİZİNDE TOP HÂLÂ ÇİZGİDE

Şimdi de farklı olmayacak. Erdoğan, S-400 krizinde vakit kazandıracak manevralar yaparken Amerika’nın başkandan ibaret olmadığı hakikatini göz ardı ediyor. Tek adamlığın konforuna o kadar alıştı ki âlemi de kendi gibi zannediyor.

Amerikan Kongresi, Rusya’dan S-400 hava savunma sisteminin teslim alındığı anda 11 maddelik müeyyide paketini Başkan Trump’ın önüne koyacak. Başkan 11 maddeden 5’ini seçip onaylamak mecburiyetinde.

Tercümanların kullandıkları süre dahil 35 dakikalık Osaka görüşmesinden çıkan neticeye bakılırsa kriz suhuletle geride bırakılmadı. Taraflar topu çizgide tuttu.

Bundan sonrası biraz da Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile nasıl bir mutabakata varacağına bağlı. Putin’in en fazla birkaç aylık tehire sıcak bakacağı, sipariş iptalini kabul etmediği belirtiliyor.

Erdoğan ya Putin’e sırtını dönecek ya Trump’a. Başlangıçta iki süper gücü tokuşturacağını zannederek çıktığı S-400 ringinden dayak yemeden inemeyeceğini yeni yeni idrak edebildi.

HOLLYWOOD’A TAŞ ÇIKARTAN GÜZELLER!

Bu yüzden kâh Amerika’ya kâh Rusya’ya sahte gülücükler dağıtıyor.

Erdoğan ve beraberindekileri işaret ederek konuşan Trump hayli ibretlik savrulmayı yarı şaka yarı ciddi şu sözlerle dile getirdi: “Bu kadar güzel insanı Hollywood’da bile bulamazsınız!”

Trump, Hollywood bile bunlar gibi farklı karakterleri başarıyla oynayan oyuncu bulamaz demeye getirdi. “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla!” imasına mukabil Erdoğan ve beraberindekiler de pişkin pişkin güldü!

Çok eğlenmiş olmalılar…

Amerikan savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirketler, F-35 taarruz uçaklarının kodlarının Rusya tarafından ele geçirilmesinden endişe ediyor. Türkiye’nin alacağı S-400 hava savunma sistemine “Truva atı” olarak bakıyorlar.

Teknik açıdan böyle bir endişe devam ettiği müddetçe krizde geri adım atması icap eden köşede Erdoğan duruyor. Her halükârda Türkiye’ye ağır bedel ödetilen bir kararın her nevi mesuliyeti kararı alanlara aittir.

HAZİNE’NİN HAZİN HÂLİ!

Bir an için krizi yok sayalım. Erdoğan’ın satın alacağı uçakların parası nerede? Olmayan paraları saçmak kolay tabiî.

Meteliğe kurşun sıkan Türkiye’nin 45 gün sonra emekliye 12,5 milyar lira bayram ikramiyesini ödemeye dahi mecali kalmadı. Bütçe açığı 150 milyar liraya koşuyor ve açığı bir nebze kapatmak ümidi ile her gün yeni bir zam geliyor.

AKP lideri Erdoğan, Katar’dan 500 milyon sterline aldığı ultra lüks uçan sarayından inince muhatapları ile görüşürken Hazine’nin ne kadar hazin halde olduğunu unutuyor olabilir.

Türkiye’nin 453 milyar dolar net dış borcu var! Borcun 220 milyar doları özel sektöre, kalanı devlete ait. Ödenmediğinde özel sektörün borcu için de Hazine’nin kapısı çalınacak.

BİR SENEDE BATIRDI

Erdoğan, Türkiye ekonomisinin krize girdiğini kabul etmek istemese de kendi başkanlığının ilk senesinde Hazine’nin anahtarlarını verdiği damadı Berat Albayrak ile elele memleketi batırdı.

Zam yağmuru devam ederken tüketimin canlanması mümkün değil. Halkın satın alma kuvveti geçen seneye kıyasla yüzde 30’dan fazla azaldı. İşsiz sayısı 1,5 milyon arttı.

Ufukta hiç umut emaresi görünmüyor. Batık krediler bankaları sallıyor.

Erdoğan, 23 Haziran hezimetinden hiç ders almadı. Müttefiği Devlet Bahçeli ile batan geminin direklerini boyamakla meşguller. Bakanlık sayısını artırmanın planlarını yapıyorlar.

Müteakip makalede cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde bakan sayısını artırmanın israfı artırmaktan başka bir işe yaramayacağını ele alacağım nasipse…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin