İnsanoğlu ağaçların genlerini de değiştiriyor

M.Strīķis (CC BY-SA 4.0) 

HER ŞEY HER ŞEYE BAĞLI

ÖZEL HABER | BETÜL GÜL

Canlıların genlerini değiştirerek ekosistemlere müdahale etmek hiç de akıllıca görünmüyor. Dünya sisteminin okyanuslar, atmosfer, canlılar gibi ögeleri arasında karmaşık bağlar var. Masum gibi görünen bir müdahalenin zincirleme etkileri olabilir, tek türün genleri binlerce canlıyı etkileyebilir. 

Pixabay | “Her şey her şeye bağlı.” Amerika’nın ünlü biyoloji profesörlerinden Barry Commoner’e göre bu ekolojinin ilk yasası.

Canlıların biyolojik yapılarını, aralarındaki etkileşimleri ve çevreleriyle olan karmaşık ilişkilerini tümüyle bilmeyen insanoğlunun genlere müdahalesinin çok kötü sonuçları olabilir. Ağaçların sert ve dayanıklı olmasını sağlayan odun özünün (lignin) miktarını azaltmak için yapılan genetik değişim bu konuda güzel bir örnek. Öncelikle şunu belirtelim, genleri değiştirilen çok sayıda canlının arasında çeşitli ağaç türleri de var. Bugüne kadar, dünyanın değişik yerlerinde yüzlerce alan denemesi yapıldı. Bazılarının ticari olarak yetiştirilmesine izin verildi bile. Çin’de bir milyondan fazla genleri değiştirilmiş kavak dikildi. Bir kısmına, böceklere karşı bir tür toprak bakterisinin (Bacillus thuringiensis) genleri aktarılmış, “Bt” olarak bilinen zehiri içeren kavaklar… Daha düşük maliyetli biyoyakıt ve daha kolay kağıt üretilebilmesi için daha az odun özü içeren içeren genleriyle oynanmış kavak, çam ve okaliptüsler de yetiştirildi. Odun özü ağaçları koruyor. Araştırmalara göre, daha az odun özü içeren ağaçlar böceklere ve hastalıklara karşı dayanıksız olabiliyor. Ağaçların ömürleri uzun, tohum ve polenleri de çok uzak mesafelere taşınabiliyor.

Doğadaki bitkilerden bazıları, topraktaki zehirli maddeleri topluyor ve daha az zehirli hale dönüştürerek depoluyor. Mesela Pteris vittata türü eğreltiotları, kısa sürede sudaki arseniği bünyesine alarak daha az zehirli hale getirip depoluyor. Bazı bilim insanları, arsenik depolayan eğreltiotundan alınan geni daha fazla soğurma yeteneği olan bir ağaca yerleştirme gibi yöntemlerle metallerle kirlenmiş alanları temizleme yoluna gitti. Genleri değiştirilmiş bitkilerin toprağı tehlikeli atıklardan arındırmada kullanılmasının birçok zararı olabilir. Bir süre önce, bazı ağaçlara bakteri geni aktarılarak topraktaki cıvayı toplayıp uçucu cıvaya çevirmeleri sağlanmıştı. Bu ağaçların Connecticut’ta test alanına dikilmesinin ardından Kanada’nın Western Ontario Üniversitesi’nden genetik profesörü Joe Cummins şunları söyledi: “Cıvayla kirlenmiş alanları bu bitkilerle temizleme yöntemi Kuzey Amerika’da geniş çapta uygulanırsa, Dünya atmosferindeki cıva oranı on yıldan daha kısa sürede iki katına çıkabilir.” Yağmur ve karla havadan suya karışan cıva, mikroorganizmalar tarafından organik cıvaya dönüştürülüyor; balıkların dokularında birikiyor ve sonuçta balıkları yiyen insanlara kadar ulaşabiliyor.

 

USDA NRCS Texas (CC BY 2.0) | Penn State Üniversitesi’nden Prof. Andrew Stephenson ve meslektaşları genleri değiştirilerek virüslere dayanıklı hale getirilen kabak bitkilerini inceledi. Kabak bitkileri, büyümelerini yavaşlatan çeşitli virüslere maruz kalabiliyor, ancak genlerini değiştirmek çözüm değil. Araştırmalar, öldürücü bakteriler taşıyan böceklerin virüslere dayanıklı hale getirilen kabak bitkilerinin yapraklarını yemeyi tercih ettiğini gösterdi!

Büyük Resim

Bitkilerin genlerinin değiştirilmesine karşı çıkanlar, yabancı genlerin polen ya da tohumlarla doğal ortama geçmesinden endişe ediyordu. Endişelerinde hiç de haksız olmadıkları anlaşıldı. Mesela, Amerika’nın North Dakota eyaletinde yapılan bir çalışmayla yabani otları öldüren tarım ilaçlarına dayanıklı hale getirilmiş kanola bitkisinin eyalette büyük bir alana yayıldığı ortaya çıktı. Kanolanın yanı sıra mısır, soya fasülyesi gibi bitkiler de yabani otları öldüren ilaçlara dayanıklı hale getiriliyor. Bu bitkilerin doğal hayatı nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla İngiliz Devleti sponsorluğunda bir dizi araştırma yapıldı. Ünlü tarım araştırma merkezi Rothamsted Research’den bilim insanlarının katılımıyla yapılan araştırmalar, büyük çapta ekilmeleri halinde kuşların besin kaynaklarının önemli oranda azalacağına işaret etti. Tarım ilaçlarına dayanıklı genleri değişmiş bitkilerin ekildiği alanlarda geniş spektrumlu ilaçların kullanılmasıyla yabani otlar kaybolabilir, bu da yabani otların tohumlarıyla beslenen kuşların kaybolmasına neden olabilir.

Deneylerle, kuşlar sistemden çıkarılınca çam ağaçlarının % 34 daha az büyüdüğünü gösteren Colorado Üniversitesi’nden yardımcı doçent Kailen Mooney, “büyük resmi görmeli, ekosistemleri bütün olarak değerlendirmeli.” diyor. Ünlü akademik dergi Nature’da yayımlanan araştırmalarıyla, bir organizmanın genlerinin binlerce organizmayı etkileyebileceğini gösteren bilim insanlarından Prof. Richard Lindroth ise şunları söylüyor: “Bir gen yerleştirirseniz, (bakteri genini bitkiye yerleştirmek gibi), bu genin karmaşık bir ekosistemdeki milyonlarca genden bir tanesi olduğu gerçeği, geniş kapsamlı etkileri olmayacağı anlamına gelmez.”

Yakın bir geçmişte geliştirilen bir teknikle uygulanması mümkün hale gelen gen sürümüyle (gene drive) değiştirilmiş genlerin neredeyse tüm popülasyona yayılması, ya da bir türün tamamen yok edilmesi mümkün hale geldi. Gen sürümünün birçok riskinin olduğu bilim insanlarınca dile getiriliyor, ancak bu konudaki çalışmalar çeşitli kuruluşların desteğiyle devam ediyor. Çok sayıda bilim insanının katılımıyla 2019’da İsviçre’de yapılan bir sempozyumda gen sürümünün risklerine dikkat çekildi. Biyoteknoloji ve tarım uzmanı Dr. Doug Gurian Sherman, sempozyumdaki sunumunda gen sürümü tekniği uygulanmış bir organizmanın doğaya salınmasıyla doğabilecek olumsuzlukları tespit edebilmek için o organizmaya ilişkin derin bir anlayış gerektiğini, doğadaki davranışlarının, ekosistemlerdeki rollerinin ve işlevlerinin bilinmesi gerektiğini söyledi. Dr. Sherman sözlerinin devamında karmaşıklıktan dolayı muhtemel etkilere dair güvenilir ve net bir tahmin yapmanın mümkün olmadığını ifade etti.

“Her şey her şeye bağlı.” Amerika’nın ünlü biyoloji profesörlerinden Barry Commoner’e göre bu ekolojinin ilk yasası…

“Yeryüzünü, bütün yıldızları ve güneşleri tesbih taneleri gibi kaldırıp çevirecek kuvvetli bir ele sahip olmayan kimse kainatta yaratıcılık iddia edemez, bir şey var ettiği iddiasında bulunamaz. Zira her şey, her şeyle bağlıdır.” (Kısmen Sadeleştirilmiş Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin