Hukuksuzluk zinciri

HABER İNCELEME | İLKER DOĞAN 

AKP rejiminin hukuksuzluklarının sonu gelmiyor. Önce insanlar haklarında hiçbir somut belge yokken işlerinden, aşlarından edildi. Yetmedi, ‘terör’le suçlanıp haklarında soruşturma açıldı. Beyaz Torosların yerini siyah Transporter’lar aldı. İnsanlar bizzat ‘ben devletim’ diyenler tarafından kaçırılıyor, kaybediliyor…

Gözaltına alınanlar, sözde mahkemelerce tutuklanıyor. Tek bir somut delil gösterilmeksizin ‘terör örgütü üyesi’ olmaktan ceza veriliyor. İnsanlar yasal bir bankada hesabı olduğu ya da yasal bir sendikada üyeliği bulunduğu için ‘terör’den ceza alıyor. Yıllarca cezaevinde esir ediliyor. Ancak zulüm burada da durmuyor; insanlar cezaevlerinde sözlü ve fiziki işkenceye uğruyor.

İKTİDAR ARSIZ, MUHALEFET SESSİZ

Ancak zulüm bitmiyor; yatarını doldurduğu halde tahliye edilmiyorlar. 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan ve 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan yüzlerce hatta binlerce insan yatarını doldurdu. Ancak buna rağmen tahliye edilmiyorlar. AKP rejimi temsilcilerine göre ortada hiç bir sorun yok. Yüzlerce bebeğin cezaevinde büyümesi de sorun değil! Demokrasi ve hukuk naraları atan muhalefet ise Hizmet Hareketi söz konusu olduğunda utanç verici bir sessizliğe gömülüyor.

Türkiye’de hukuksuzluk zincirine her gün yeni halkalar ekleniyor. 15 Temmuz sonrası yüzbinlerce insan haklarında hiçbir somut delil olmaksızın işlerinden edildi. KHK’larla atılanların sayısı 140 bin civarında. Gasp edilen özel şirketlerde çalışan onbinlerce insan işsiz kaldı. İktidar temsilcileri, “Acırsanız acınacak hale gelirsiniz.” motivasyonuyla yüzbinlerce insan hakkında soruşturma açtırdı. İşsiz kalan insanlar bir de ‘terör’ gibi ağır bir suçlamaya muhatap oldu. On binlercesi tutuklandı. Hakkında işlem yapılan insan sayısı 600 binin bile üzerinde.

KARAKOLLARDA VE CEZAEVLERİNDE İŞKENCE

Gözaltına alınan ve tutuklanan insanlara ayrıca karakollarda ve cezaevlerinde işkence yapıldı. Belgeleriyle sabit. Çırılçıplak soyulan aralarında kadınların da bulunduğu sözde şüpheliler tecavüsle tehdit edildi. Gökhan Açıkkollu gibi onlarcası işkence nedeniyle can verdi. Cezaevlerinde tek kişilik koğuşlarda beyaz plastik sandalyelerin üzerinde hayatını kaybetti insanlar.

ÇIPLAK ARAMA RUTİNE BİNDİ

AKP rejimi döneminde cezaevleri tam anlamıyla işkencehaneye dönüştürüldü. 7 kişilik koğuşlara 35 kişi dolduruldu. Çıplak arama rutine bindi. Gardiyanların işkence ve kötü muamelesine her gün yenileri eklendi. 18-19 yaşlarında ‘darbe’den tutuklanan Harbiyeli öğrenciler, kamerasız odalarda gardiyanlarca dövüldü. Bugüne kadar yapılan hiçbir suç duyurusundan sonuç alınamadı. Zulümlerin, işkencelerin üzeri cezaevi yönetimleri ve yargı tarafından kapatıldı.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİĞİ İÇİN CAN VERDİ İNSANLAR 

İşkence ve kötü muameleye bağlı olarak oluşan stres ve sıkıntı insanların bağışıklık sistemini de çökertti. Yüzlerce insan cezaevlerinde kalıcı hastalıklara yakalandı. Kanser vakaları arttı. Tıpkı Prof. Dr. Haluk Savaş, yönetmen Fatih Terzioğlu, gazeteci Mevlüt Öztaş gibi onlarca tutuklu cezaevinde kanser oldu. Tedaviye ulaşmaları engellendi. Yapılan ‘tahliye’ başvuruları aylarca reddedildi. Kanser son aşamaya geldiğinde tahliye edilen insanlar, bir kaç hafta sonra can verdi.

AKIN İPEK’İN TAŞIDIĞI YÜK

Zulüm sadece insanların tutuklanması ya da işkence görmesiyle sınırlı değil. Boydak, Koza İpek, Dumankaya, Naksan gibi onlarca holding ve yüzlerce şirket gasp edilerek, içleri boşaltıldı. Son dönemin en önemli mağdurlarından biri hiç şüphesiz Akın İpek. Yükü ağır. Bütün malına, mülküne hukuksuzca el konuldu. Annesi Melek İpek, oturduğu, eşinden kalan evden çıkarıldı. Kardeşi Tekin İpek, 6 yıldır demir parmaklıklar arasında. 90 yıl ceza verildi. Annesi Melek İpek ise 20 yıla mahkum edildi. Akrabaları kırmızı bültenle aranıyor. İpek ailesinin bütün malı, mülkü yağmalandı. Evlerinde tanımadıkları insanlar cirit atıyor.

YATARI DOLDU AMA TAHLİYE YOK

Önce hukuksuz gözaltı ve tutuklama. Ardından işkence ve kötü muamele. Yargılama sürecindeki hukuksuzluklar ve hiç bir somut belge olmaksızın ‘terör’ suçuyla mahkumiyet kararı… Ancak zulüm burada da durmadı; 15 Temmuz’dan hemen sonra tutuklanan ve sözde yargılamalarda 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılanların tamamının 44 aylık yatarı doldu. Ancak yüzlercesi halen cezaevinde tutuluyor. Bugüne kadar bütün tutuklulara uygulanan ‘1 yıl denetimli serbestlik’ hakkı, Hizmet Hareketi’ne yönelik davalar söz konusu olduğunda yok sayılıyor.

MUHALEFET İZLEMEKLE YETİNİYOR

AKP rejimi temsilcileri hiç bir hukuksuzluk ya da zulümden rahatsız olmuyor. Onlara göre ortada ‘hukuksuzluk’ da yok. A Haber ya da ATV izleyip, Sabah ya da Akit okuyan ‘taban’ da zaten zulümlerden bihaber. Ancak sorun şu ki, Türkiye’de muhalefet de zulümler karşısında lal kesilmiş durumda. Televizyonlarda demokrasi ve hukukun üstünlüğünden dem vuran muhalefet partisi temsilcileri, Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturma ve davalar söz konusu olduğunda işkenceleri, hukuksuzlukları ve zulmü görmezden geliyor. AKP rejiminin arsızlığının en önemli dayanağı da muhalefetin bu ikiyüzlülüğü. Yolsuzluklar ya da hukuksuzluklar ancak AKP, İşbankası hisselerini gündeme getirdiğinde ‘masaya’ geliyor.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin