Hukuk reformu

YORUM | PROF. MEHMET EFE ÇAMAN 

Hukuk reformuna ne gerek var ki? Önce anayasal düzene geri dönsünler. Anayasasına uymayan bir devletin reform yapacağını söylemesi ne kadar inandırıcı olabilir? Birileri düğmeye basıp her şeyi normalleştirecek diye beklemek anlamlı gelmiyor bana. Bunca yaşanan zulümden sonra, her şeyin bir anda düzeleceğini beklemek ne kadar doğru, emin değilim. Keyfi bir biçimde ne kadar hukuk devleti uygulaması varsa birbiri ardına yok ettiler. Temel hak ve özgürlükleri hiçe saydılar. Hedefe koyduklarını ortadan kaldırabilmek için hukuku katlettiler. Yargıçları ve savcıları yürütmenin bir kolu haline getirdiler ve işlerini bu şekilde gördüler. Sıcak kestaneleri almak için bir maşa; siyasetin köpeği bir yargı; paramparça bir hukuk sistemi, bir polis devleti, bir parti devleti, bir habis kötülükler koalisyonu! Şimdi birkaç yamayla işin içinden çıkıp, hiçbir şey olmamış gibi yapmamızı bekliyorlar. Bu arada, reform borazanlığı başlattıktan sonra, yine namlunun ucuna koydukları öğrencileri, Kürtleri, kadınları, hak savunucularını, masum onlarca insanı gün be gün içeri alıyorlar.

Ben bu rejime kızmıyorum. Hala bu rejimin düzeleceğini, sözü edilen reformların yapılabileceğini, normalleşmenin paramparça olmuş elbisenin yamalanmasıyla gerçekleşebileceğini düşünenlere kızıyorum. İnanılmaz derecede şaşırmamak elde değil. İnsanlar nasıl bu kadar mantıksız ve naif olabiliyorlar? Nasıl bu sözlere kanabiliyorlar? Dahası, nasıl konjonktürel dış gelişmelerden sonra bir anda ağız değiştiren bir rezil otoriter popülist rejimden ve onun kirli, suça batmış, yolsuz siyasetçilerinden medet umabiliyorlar?

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Biraz mantıklı olun! Bu zulüm hukuk reformuyla bitmez. Çünkü zulmün dayandığı temeller yasal değil zaten. Zulüm yasalardan kaynaklanmadı. Yaslara uymamaktan kaynaklandı. Yasalara uymama hakkını bulan kanunsuz bir iktidarın, hukuku reforme ettikten sonra düzeleceğini ummak için saflık yetmez. Başka bir şey olmalı, başka bir sıfatla nitelenmeli, buna inananlar. Bakın, izah ediyorum. Anayasa diyorum. Anayasayı tanımayan bir sistem, hukuk reformuyla dikiş tutar mı? Lütfen bunu biraz düşünün. Yaşanan zulmü hukuka uydurmadılar ki hukuku değiştirip zulmü engelleyesiniz. Hukuku zulmün aracı yaptılar. Bu yasayla olmaz. Bu uygulamayla olur. Adam gibi dik duran bir yargı olsaydı, on, yirmi yargıç veya savcı istifa edebilseydi, bu olur muydu? 17 Aralık 2013’te sivil darbe yapıldı kardeşim! Uyanın artık. Yeter! Yürümekte olan polisiye ve adli soruşturmaları baltaladılar. Polis memurlarını, savcıları ve yargıçları görevlerini ifa ettikleri sırada görevden aldılar. Bunu yaptıklarında, herhangi bir hukuk kuralına dayandırdılar mı uygulamalarını da, bugün reform düzeltecek olsun hukuk sistemini? Uyanın! Uyumayı bırakın artık. Daha kırıcı olmamak için fazlasını yazmıyorum. Ama anlayın, bu saflıktır! Bu rejim saflıktan besleniyor. Hipnoz altındasınız. Çıkın bu hipnozdan. Bu işin artık siyaset bilimiyle, hukuk nosyonuyla, gazetecilik mantığıyla falan alakası kalmadı. Normal hayatınızda kullandığınız mantığı bu işlerde de kullanmadan, düzelme başlamayacak. Önce teşhisi doğru koyarak başlayalım işe.

Daha dün, Maklube yapımında kullanılan tencere-tava delil polis tarafından olarak toplanmış. Bir dolarlar, delil olarak kullanılıyor. İnsanlar, para yatırdıkları veya maaş hesaplarının açıldığı banka nedeniyle fişlenmiş, hapis yatıyor. Duyuyor musunuz? Oğlu filanca dershanedeymiş. Kızı falanca üniversitede okuyormuş. Suç temelleri bunlar. Haberiniz var mı? Filanca gazeteye aboneymiş. Şu veya bu yardım kuruluşuna, kermese, kampanyaya katkıda bulunmuş. Sesim geliyor mu? Kardeşim, İngilizce bilmek delil sayıldı. Adamın biri çıktı bilmem ne metre diye bir formül geliştirdi, bunu kullanıp devletten onlarca yıllık memurları bir gecede attılar. Sayfalarca fişleme, sayfalarca şahsi jurnal, sayfalarca tahmin ve kanaat üzerine, insanları hapse tıktılar. Hala orada mısınız?

Hukukmuş! Hadi oradan be!

Hukuka geri dönülmeyecek. Bu yapı hukukun tam tersidir. Hukuk ancak bu yapı giderse yeniden inşa edilebilir. Bakın, onarılır demiyorum. İnşa edilir diyorum! Kolonları kirişleri toptan sökülmüş bir yarı enkaz, onarılamaz. Daha da fazlasını söyleyeyim mi size? Anayasa olmadan hukuk olamaz. Tüm hukuk normları, bürokratik uygulamalar, mevzuat, yönetmelikler, bürokrasi, anayasaya bağlıdır. Anayasa rafa kalktı mı, kafası kesik tavuğa döner devlet. Daha nasıl izah edeceğim bilemiyorum.

Bir diğer önemli nokta, kimden medet umacağınız meselesidir. Ali Babacan birkaç konuşma yapınca demokrasi havariliğine terfi ediverdi! Ne ala memleket! İnanması güç! Ama bu adam AKP’yi 2019 yılında terk etti! Düşünebiliyor musunuz? Daha bir yıl kadar önce! 2002’den 2019’a kadar, tam 17 yıl boyunca Erdoğan’ın A takımında olan, her tür kararda öyle ya da böyle imzası veya onayı bulunan birinden bahsediyorum. Kirli ilişkiler ayyuka çıktıktan sonra ne yaptı bu zat? Hiçbir şey! Aynı şey Ahmet Davutoğlu için de geçerli. Tutturmuşlar “CHP zaten hiçbir zaman iktidara gelemez, ne yapalım, başka adam mı var!” diyorlar. Güler misin, ağlar mısın! Bunu bazıları Türkiye gerçeği, bazıları gerçekçilik, bazıları ilm-i siyaset sanıyor. KHK’lıların iadesini dillendirdi, helikopterden atılarak infaz edilen Kürt köylünün ailesini ziyaret etti. Oldu! Artık pür-i pak oldu, aklandı, arındı, geçmişe bir sünger çekelim ve işimize bakalım, öyle mi?

İmamoğlu’nun da İngilizce kâğıttan okutturdukları konuşmasının videosu düştü bir anda sosyal medyaya. Ne güzel, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuymuş. Joe Biden iyi bilir o okulu, değil mi? “Bak, Ekrem tam benim gibi, demokrat bir adam!” der, genç ve dinamik bir lider doğar, yedi tepeli kentin semalarında! İyi bir reklam filmi, iyi bir senaryo bu! Çok tuttum! Zaten seküler değil mi bu çocuk? Gayet modernler ailece. Ne güzel. “Hey, adamım, kahretsin, hiç gelmeyeceksin sanıyordum!” İyi bir replik olur mu bu? Haydi, Beyaz Saray’da bir görüşme ayarlayalım hemen. Daha Ocak sonuna çok var. O vakte kim öle kim kala memlekette!

İşte bunlardır Türkiye’de bitmeyen otoriter sistemlerin ana yakıtı.

Temel mesele, daha anayasanın anlaşılamamış olmasıdır. Biliyorum moral bozucu. Ama gerçek bu! Türkiye toplumu, en eğitimlisine kadar, henüz anayasaya uyulmuyor olmasının ne demek olduğunu kavrayamadı. Anayasaya uymayan rejim, hukuk reformu yapacak (kozmetik bazı yasal düzenlemeler, birkaç da siyasi tutuklunun serbest bırakılması falan), sonra uzakta, çok uzaklarda, mavi denizler, yeşil ormanlar, gülen insanların yaşadığı kentler, mutlu çiftçiler falan, sağlam bir reklam filmi çekilecek. Aman filme İngilizce altyazı koymayı unutmayın ha! Hatta mümkünse İngilizce çekin. Arada Kore Savaşı şehitlerine, Soğuk Savaş yıllarına falan da referans verin. Biden’ın yaşı hala Türkiye’nin müttefik olduğu yılları anımsamaya müsait. Fırsat kaçmasın! Ne iyi iş! Ne güzel bir plan! Sonra bir İMF planı daha, uzunca kemer sıkma yılları, belki AB Gümrük Birliği’ni de genişletir, enseyi karartmayın, öyle mi? Kürtlere TV, seçmeli ders falan, işi kotarırsınız.

Bakın, açık söyleyeyim, Türkiye çok da önemli bir ülke değil dünyada. Yani böyle sittin sene gitse kimsenin umurunda olmaz. Jeopolitik, Avrupa’ya yakın, bilmem ne, tümü hikâye! Kimse Türkiye’yi demokratikleştirme planları falan yapmıyor dünyada. 1945 Almanya’sı falan değil Türkiye anlayacağınız! Yerinde otur, etrafa efelenme, sağı solu işgal etme, cihatçı güzergâhı olma, çok da göze batma, ne halin varsa gör diyecekleri türden bir Ortadoğu ortalamasına indirgendi ülke çünkü! Bu ağır koşullarda, durumu idare etmek için reform falan diye kandıracaklar sizi. Gerçek bir demokrasi zahmetli olur. Armut piş, ağzıma düş işi değil yani.

Bakın demokrasi cephesi dedim, yıllardır. Tüm demokrat kesimlerin bir araya geldiği bir platform gerekiyor, nedenlerini izah ettim. İğne ile kuyu kazmak, uzlaşmaya yatkın olmak, birlikte çalışabilmek, egoları aşmak! İmece gerekiyor! Anayasa çok da matah değil, ama olmamasından iyidir. Hukuk reformundan önce, en azından anayasanıza sahip çıkmanız gerekiyor! Biliyorum, zor! O zaman yaşasın hukuk reformu!

4 YORUMLAR

  1. Bu seytanlasmıs tiplerden hersey beklenir, murat belgenin bulanık suda balık avlamak tabiri bunların seytanlıklarını iyi ozetliyor .Once 15 temmuzu tezgahladılar , sonra bunu belli bir toplulugun uzerine attılar, ve adaleti yerine getiriyoruz soylemleriyle imhaya soykırıma basladılar muhtemelen istedikleri kadar hırpalayıp yok ettiler ve bu surecte bazı haksız zulmedildigi soylenen kisilere zulmu halen temizlenmeyen orgut uyerleri yaptı diye sureci uzattıkca uzattılar ve muhtemelen simdilerde mızrak cuvala sıgmamaya basladı ki olay ellerinde patlamasın diye adalet hak hukuk reformundan bahsediyorlar ki bu soylemden bu zalimlerin beklentileri muhtemelen uyanmaya basladıgını dusundukleri acaba diyen bir takım halkı yeniden yok canım bunlar hak ve adalet tarafındalar dedirtmek suretiyle milleti surekli uyutmak istiyorlar, simdilik gorunen durum bu, torbalarından baska seytanlık cıkarmazlarsa. Allah seytanın babucunu ters giydiren bu tipleri bildigi gibi etsin.

  2. Hocam demokrasi cephesi diyorsunuz ama Türkiye’de demokrasi cephesi oluşsa oraya girecek adam olur mu? Demokrasiye gerçekten inanan ve isteyen insan var mı acaba. Ama her şeye rağmen ümitsizliğe düşmemek lazım. Hitler döneminin Almanyası ile bugünkü Almanya’ya bakıp ümitlenebiliriz.
    Yazınız, yorumunuz ve bakış açınız çok güzel.

  3. Saygıdeğer hocam
    Gecen yazınızda uyanabileceklere Türkiye gerceğine uyanması için iğneği batırmıştınız, bu yazınızda çuvaldızı batırmışsınız. Sağolun.. bilmem ki henüz uyanmayanlar olacak mı. Onlara ne yapacaksınız merak ediyorum.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin