Hırsıza mersiye…

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

391 bin kişinin üye olduğu Thodex isimli kripto para alım satım platformunun sahibi Faruk Fatih Özer, iki milyar dolar para ile ortalıktan kayboldu. Haberin uzun ve teknik detaylarına burada girmiyorum. Ama sonuç olarak yurt dışına kaçmış bir adam, işlemleri dondurulmuş bir aracılık şirketi ve buharlaşmış iki milyar dolardan söz ediliyor. Çiftlikbank vurgununun teknolojik ve daha büyük olanı yani. Çiftlikbank son dönemde sosyal medyada popüler olduğu için onun ismini verdim yoksa Çiftlikbank, Sütbank gibi binlerce dolandırıcılık hikayesinden sadece bir tanesi Thodex olayı.

Bu haberin medyaya düştüğü gün sosyal medyada yer alan başka bir haber dolandırıcılığın Türkiye’deki hikayesini bir daha anlayabilmemizi sağlayacak nitelikteydi. Haber, adı ‘modern Sülün Osman’a çıkan, ‘FETÖ borsası’ davasının sanığı Doğan Çelikin, Ağustos 2020 tarihinde tutuklandıktan 11 gün sonra tahliye edildiğini yazıyordu. 

Ekonomik olarak gelişmiş ülke ile az gelişmiş ülkeler arasındaki en büyük fark hırsızlıklara karşı verilen tepkidir. Hırsıza verilen toplumsal tepki o ülkenin gelişmesini ya da gelişmemesini belirleyen en önemli faktördür. Dünyanın her ülkesi iyi kötü bir ekonomik değer üretir. Bu değerler ya toplumda adil olarak paylaşılır ve yeni üretimlere sebep olur ya da ülkeyi yönetenler tarafından çalınır ve yurt dışına aktarılır.

Daha önce de yazdığım bir örnektir, ABD ile Meksika birbirlerine komşu iki ülkedir, sınırın bu tarafında yokluk ve yoksulluk, sınırın diğer tarafında ise refah olmasını belirleyen belki de tek şey, ABD’yi yönetenlerin açık ve aleni bir şekilde hırsızlık yapamaması. Yapınca birilerinin, (bu yargı olabilir, medya, muhalefet ya da toplumun kendisi olabilir) eninde sonunda affedilmez bir biçimde hesap sorulacağını bilirler. Meksika’yı yönetenler ise yaptıkları hırsızlıklardan bir şekilde kurtulacaklarından emindirler. İşte iki ülke arasındaki belki tek fark budur.

Çalanlar, Türkiyeye ise Meksika’nın birkaç tık ötesi bir rahatlık içindedir. Öyle ki bugüne kadar hırsızlıkta simge olmuş isimlerin neredeyse hiçbirisi gerçek anlamda cezalandırılmamıştır. Banker Kastelli’den, Selçuk Parsadan’a, Jet Fadıl’dan, YİMPAŞ’a, oradan Egemen Bağış’a, Muammer Güler’ kadar yüzlerce binlerce kişinin yaptığı vurgun yanlarına sadece kar olarak kaldı.

Burada bütün suç siyasilerde ya da ülkeyi yönetenlerde değil, bence asıl sorun hırsızlığa bile isteye yol veren toplumun kendisinde. Jet Fadıl bilmem kaç defa milletin parasını iç etti ama her seferinde belini doğrultup yeni saadet zincirleri kurmakta ve yolacağı kaz bulmakta zorluk çekmedi. Bir dönem İslamî holdingler adı altında milli görüş kisvesindeki şebekeler, yolmadık insan bırakmamıştı. Onlarca kere paraları buharlaştırdılar ama her seferinde yolunacak yeni birilerini buldular. 

Ama asıl 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına verdiği tepki bu milletin bunların hepsini hak ettiğini gösterdi bize. Neredeyse canlı yayında yolsuzluklar suçüstü yapıldı ama millet hırsızların arkasında durup onlara sahip çıktı. Operasyonu yapan savcı ve polisler iktidar ve muhalefetin ortak tavrıyla hapsedildi, hırsızlara da hazineyi teslim etti.

Çalanların iktidar yapıldığı, çalmayanın terörist ilan edilip hapsedildiği bir ülkede, Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer’e suçlu muamelesi yapılamaz. Şimdi, medyada bir müddet bu konu konuşulacak, millet birkaç gün hop oturup hop kalkacak sonra kamuoyu ilgisi zayıflayınca, varsa gözaltına alınmış kimse arka kapıdan bir bir tahliye edilecek. Faruk Fatih Özer yurt dışına kaçmakla hata etmiş. Burada kalsaydı serbest bırakılmakla kalmaz bir süre sonra halk kahramanı bile ilan edilirdi.

Bana Türkiye’de hırsızlıktan, şerefsizlikten, zimmete para geçirmekten, yetim malı yemekten, yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmaktan hapiste yatan bir kişi söyleyebilir misiniz? Ama kitap yakalattı diye, sarma sarıp, milletin yoksul öğrencisini okuttu diye hapsedilen binlerce insan gösterebilirim.

Bu siyasi yapıda hırsızlığa engel olmak terörle yargılanma sebebidir ve onun affedilir bir tarafı yoktur. Bu siyasi yapı böyle devam ettiği müddetçe AKP veya CHP veya HDP hiç farketmez kim gelirse gelsin hırsızlığı önlemek asla mümkün olamaz, eğer devlet hırsızlığı önlemeye kararlı olursa da siyasetle ilgilenen hiç kimseyi bulamazsınız.

Sonuç olarak ekonomik kriz ve yoksulluk milletin bile isteye tercih ettiği bir haldir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin