Herkes bu sorunun cevabını arıyor: Kovid 19 aşısı, orucu bozar mı?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, korona aşısının orucu bozmayacağına dair açıklaması tartışmaları da beraberinde getirdi.

Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada herkes Kovid aşısının orucu bozup bozmayacağının cevabını arıyor. TR724 Yazarı İlahiyatçı Dr. Yüksel Çayıroğlu, bu konuda önemli bir tweet dizisi paylaştı.

Konuya ‘ihtiyatlı’ yaklaşılması gerektiğini belirten Çayıroğlu, “Böyle bir durumda iğnenin orucu bozmayacağı yönündeki fetvalarla amel ederek orucuna devam etmesi en güzelidir. Fıkhî açıdan mecbur olmasa da ihtiyaten bu orucunu Ramazan sonrasında kaza etmesi ise onun hassasiyetini ve takvasını gösterir.” dedi.

İşte Yüksel Çayıroğlu’nun paylaşımları:

1. Son aylarda dünyanın bir çok ülkesinde korona aşıları yapılıyor. Muhtemelen Ramazan ayında da devam edecek. Dolayısıyla oruçlu iken korona aşısı yapılıp yapılamayacağı, yapılırsa orucu bozup bozmayacağı merak ediliyor. Kısaca izah edelim:

2. Bilindiği üzere orucu bozan şeyler, kasıtlı olarak yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktır. Ağız, burun, kulak gibi tabii yollardan vücuda giren her çeşit gıdanın veya bu özellikteki maddenin orucu bozacağında ittifak vardır. Ağızdan alınan hap, şurup vs. de orucu bozar.

3. Sonradan meydana gelen kesik, yara gibi arızi yollardan alınan maddelerin orucu bozup bozmayacağı, ilk dönem ulemasınca tartışılmıştır. İmam Azam da dahil olmak üzere ulemanın çoğunluğu bunun da orucu bozacağı kanaatindedir.

4. İmam Muhammed ve İmam Ebu Yusuf ise tabii yollardan alınmayan maddelerin orucu bozmayacağını söyler. İğnenin hükmü genel itibarıyla fakihlerin bu konu etrafındaki fetvalarına göre ele alınır. İğneye cevaz verenler de İmameyn’in fetvasına dayanırlar.

5. Fakat günümüzde beslenme ve direnç kazanma iğnelerle mümkün olduğundan günümüzdeki bazı fetva heyetleri iğneleri ikiye ayırmış, besleyici özelliği olanların orucu bozacağını, tedavi maksadıyla alınanların ise bozmayacağını söylemiştir.

6. İmam Azam’ın ve cumhurun fetvasından yola çıkan fakihler ise herhangi bir ayrım yapmaksızın her çeşit iğnenin orucu bozacağını ifade eder. İğnenin orucu bozacağını söyleyenler ittifakla kefaret değil sadece kaza gerekeceğini belirtirler.

7. Bu fetvalar açısından meseleye baktığımızda şunları söyleyebiliriz: Eğer bir insanın hastalığı varsa İslam’ın kendisine tanıdığı oruç tutmama ruhsatından faydalanabilir. Müzmin bir hastalığı varsa tutamadığı günler sayısınca fidye verir; aksi takdirde iyileşince kaza eder.

8. Herhangi bir hastalıktan dolayı değil korunma veya başka bir sebepten aşı veya iğne yaptıran ya da hastalığı oruç tutmasına mani olmayacak derecede hafif olanlara gelince; bunlara da öncelikli olarak tavsiye edilecek şey ihtilaf alanının dışında kalmalarıdır.

9. Yani iğne veya aşılarını ya Ramazan sonrasına tehir etmeleri ya da iftar ile sahur arasında yaptırmaya çalışmalarıdır. Çünkü ibadetlerde asıl olan ihtiyattır. Fakat bu da her zaman mümkün olmayabilir. Kişi oruçluyken aşı/iğne yaptırmak zorunda kalabilir.

10. Kanaatimizce böyle bir kişinin sırf vurduracağı aşıdan ötürü orucunu bırakması ve bu sevaptan mahrum kalması tercihe şayan bir görüş değildir. Zira Efendimiz bütün sene tutulan orucun bir günlük Ramazan orucuna mukabil gelmeyeceğini belirtir.

11. Bu sebeple böyle bir durumda iğnenin orucu bozmayacağı yönündeki fetvalarla amel ederek orucuna devam etmesi en güzelidir. Fıkhî açıdan mecbur olmasa da ihtiyaten bu orucunu Ramazan sonrasında kaza etmesi ise onun hassasiyetini ve takvasını gösterir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin