Hayat kurtaran pıhtı

ÖZEL HABER | BETÜL GÜL

Vücudumuzda her an anlaşılması güç sayısız işlem birbiri ardına meydana geliyor. Mesela, yaralanmamızın ardından seksenden fazla kimyasal reaksiyonun rol aldığı bir süreçle kanımız pıhtılaşıyor. Mikroplarla savaşan akyuvarlar yaralı bölgeye geliyor, özel proteinler doku yapım çalışmalarına girişiyor. Kanamanın durdurulması, akıllara durgunluk veren, son derece kompleks bir süreç.

Diyelim parmağımız kesildi; hemen endotelin adlı bir madde salgılanıyor ve kesilen damar büzüşmeye başlıyor. Kandaki trombositler, damarın zarar görmesiyle açığa çıkan kolajene tutunmaya başlıyor. Bunların kimyasal sinyalleri başka trombositlerin de bölgede toplanmasını sağlıyor. Bu arada, kanda bulunan fibrinojen zincirleme reaksiyonlar sonucunda fibrine dönüşüyor. Fibrin moleküllerinden oluşan lifler, kırmızı kan hücrelerini tutan bir ağ meydana getiriyor. Fibrin ağı ve trombositlerden oluşan pıhtı tıkaç gibi deliği kapatıyor!

Hepsi bu kadar da değil. Trombositler, pıhtıyı büzüştürerek yaranın kenarlarını yaklaştırıyor. Normalde minik tabaklara benzeyen bu hücreler, aktif hale gelince şekil değiştiriyor; kol benzeri uzantıları (filopod) oluşuyor. Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. John W. Weisel ve ekibi, trombositlerin uzayıp kısalabilen kollarıyla fibrin ağını meydana getiren lifleri çektiklerini tespit etti. Araştırmacıların akademik dergi Nature Communications’da yayımlanan çalışmalarına göre, trombositler fibrin ağını “sık dokunmuş” hale getiriyor.

Pıhtının damardan dışarıya akan kanı durduracak kadar sert olması gerektiği, fakat damarın içindeki normal kan akışının önünü kesmeyecek kadar da elastik olması gerektiği belirtiliyor. Yakın bir geçmişte, Hollanda’nın AMOLF araştırma laboratuvarından Dr. Gijsje Koenderink ve ekibi fibrin liflerinin önceden sanıldığından yüz kat esnek olduğunu belirlemişti. Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. David Ku ve meslektaşları da, kan akışına rağmen trombositlerin güçlü bir şekilde kolajene yapışabilmesini sağlayan von Willebrand faktörü adlı proteine dair yeni bir araştırma yayımladı. Prof. Ku, pıhtının deliği kapatarak kan akışını engellemesini, bahçe hortumunun ucunu baş parmağınızla kapattıktan sonra, suyu biraz çamurla durdurmaya çalışmaya benzetiyor. Kan akışının durdurulmasının aslında son derece zor olduğunu vurguluyor.

Pıhtılaşmanın sınırlandırılması da, kanamanın durdurulması kadar hayati. Pıhtılaşma sisteminde çok ince bir düzenleme ve kontrol var. Avustralya’nın Monash Üniversitesi’nden doçent Christoph Hagemeyer ve meslektaşları, 2019’da Front. Cardiovasc. Med’de yayımlanan makalelerinde, vücutta pıhtılaşma sistemini etkisizleştiren, pıhtı oluşumunu yaralı alanı geçmeyecek şekilde sınırlandıran karşıt mekanizmalar bulunduğunu ifade ediyorlar. Mesela, prostasiklin adlı molekül trombositlerin toplanmasını engelleyerek pıhtının fazla büyümesini ve damarı tıkamasını önlüyor!

***

“Evet, biz bakıyoruz, görüyoruz ki, kanda herbir zerre o kadar muntazam ve çok vazifeleri görüyor ki, yıldızlardan geri kalmıyor.” (Risale-i Nur Külliyatı, Şualar)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin