Hayat çeşmeleri!

ROV SuBastian / Schmidt Okyanus Enstitüsü

ÖZEL HABER | BETÜL GÜL

Son yıllarda bir zamanlar hiçbir canlının hayat süremeyeceği düşünülen ortamlarda yaşayan çok sayıda canlı keşfedildi. Aşırı sıcak, aşırı soğuk, fazla asitli, çok tuzlu ortamlarda, yüksek basınç altında yaşayan canlılar var. Okyanusların derinlerindeki hidrotermal bacaların çevresi Dünya’nın en uç yaşam alanları arasında. Yerkabuğunun içine sızan okyanus suyu ısınıyor ve hidrojen sülfür, amonyum gibi kimyasal maddelerle birlikte dışarı çıkıyor. İçlerinden çıkan suyun sıcaklığı 400 dereceye varan hidrotermal bacaların etrafında yaşayan büyük midyeler, boyları iki metreye yaklaşan solucanlar, beyaz tüylü yengeçler şaşırtıyor.

Bir süre önce, Kanada’nın Victoria Üniversitesi’nden Dr. John Dower ve meslektaşları, Büyük Okyanus’un batısındaki hidrotermal bacalara keşif gezisi yapmış ve bazı bacalarda oluşan kükürt havuzlarının kenarlarında kümeleşen dilbalıklarını (Symphurus thermophilus) gözlemlemişlerdi. Görünüşe göre, bacalardan çıkan zehirli ağır metaller, asit ve sıcaklık onları rahatsız etmiyordu. Araştırmacılar dilbalıklarının bazılarını da kükürt havuzunun üstünde görmüştü. 2019’da, Schmidt Okyanus Enstitüsü’nün araştırma gemisi ile yola çıkan   Georgia Üniversitesi’nden deniz biyolojisi uzmanı Dr. Mandy Joye ve ekibi de, California Körfezi’nde, yaklaşık 2 km derinlikte hayret verici bir alem keşfetti. Boyları 23 metreye varan hidrotermal bacalar, sıcak kükürtlü havuzlar, pembe, mor, sarı, beyaz, turuncu mikroorganizmalar… Dr. Joye, “tüm yüzeylerinde bir çeşit hayat olan harikulade kuleler keşfettik.” diyor.

ROV SuBastian / Schmidt Okyanus Enstitüsü

Hidrotermal bacalar, güneş ışınlarının ulaşmadığı karanlık derin sularda çöldeki vahalar gibi. Yüzey sularında güneş enerjisiyle fotosentez yapan bitkisel planktonlar besin zincirinin temelini oluşturuyor. Okyanusların derinlerinde, hidrotermal bacaların çevresinde ise, bacalardan çıkan kimyasalların enerjisiyle sudaki karbondiositten organik madde üreten (kemosentez yapan) mikroorganizmalar besin zincirinin temelini oluşturuyor. Bazı hayvanlar bu mikroorganizmaları yiyor; bazıları da ihtiyaçları olan gıdayı vücutlarında yaşayan mikroorganizmalardan alıyor. Mesela, derin deniz midyelerinin (Bathymodiolus) solungaçlarında kemosentez yapan bakteriler bulunuyor. Dev tüp solucanları da (Riftia pachyptila) bu ilginç ekosistemin parçası. Larva halindeyken serbestçe yüzen, sonra bir hidrotermal bacanın yakınına yerleşen dev tüp solucanlarının derilerinden içeriye kükürt “yiyen” bakteriler giriyor. Vücutlarında bakterileri barındıran özel bir organ oluşuyor! Ağızları ve sindirim sistemleri olmayan bu hayvanlar bakterilerin ürettikleri organik maddelerle besleniyor.

NOAA

Yeri gelmişken şunu da belirtelim, Amerika’nın Northeastern Üniversitesi’nden Prof. Daniel Distel ve meslektaşları Filipinler’deki sığ bir lagünden çıkarılan bir tür yumuşakçayı (Kuphus polythalamia) inceledi. 2017 yılında PNAS adlı akademik dergide yayımlanan araştırmalarına göre, çamurun içinde yaşayan bu hayvanın gıdasını da vücudundaki bakteriler sağlıyor. Çamurda çürüyen odun parçalarından çıkan (çürük yumurta gibi kokan), hidrojen sülfürün enerjisiyle organik madde üreten bakteriler…

“…İşte şu temsildeki gibi, dünya da dönüp duran devasa gökcisimleri içinde küçüklüğü, maddi ve katı oluşuyla beraber sayısız canlının ve şuur sahibi varlığın vatanıdır. Onun en kıymetsiz, en çürük kısımları dahi birer hayat kaynağıdır, gözle görülemeyecek kadar küçük varlıklara birer yuvadır. Işte bu elbette, açıkça, kesin bir sezgiyle ve şüphesiz bir şekilde, şu sonsuz alemin ve burçlarıyla, yıldızlarıyla şu muhteşem göklerin canlı, şuur sahibi, ruh sahibi varlıklarla dolu olduğunu gösterir, ilan eder ve buna şahittir. Nurdan, ateşten, ışıktan, karanlıktan, havadan, sesten, güzel kokulardan, kelimelerden, esir maddesinden, hatta elektrikten ve elle tutulmaz başka latif maddelerden yaratılan o şuur, hayat ve ruh sahibi varlıklara, Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye (aleyhissalatü vesselam) ve Kur’an-ı Mucizü’l Beyan, “melekler, cinler ve ruhaniler” der, onları böyle isimlendirir.”  (Kısmen Sadeleştirilmiş Sözler, 29. Söz)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin