Hangisi daha çok yozlaşmış: Medya mı, siyaset mi, yargı mı?

HABER ANALİZ | İLKER DOĞAN  

Sürgün gazetecilerden Adem Yavuz Arslan’ın, Reza Zarrab’la (yeni adıyla Aaron Goldsmith) ilgili özel araştırma haberi bir gerçeği göler önüne serdi; Türkiye’deki medya da en az siyaset ve yargı kadar çürümüş durumda. Kendisini sözde ‘muhalif’ olarak tanımlayan medya, Hizmet Hareketi söz konusu olduğunda hukuku, insan haklarını, demokrasiyi ve özgürlükleri askıya almakta hiç bir sakınca görmüyor. Sözüm ona muhalif gazete ve televizyonların tavrı ve kullandığı dil AKP rejiminin en önemli besin kaynağı!

Bazen yayınlanmayan bir haber ya da o haberin veriliş şekli, kendisinden daha fazla şey anlatır. Bunun son örneğini ABD’de yaşayan sürgün gazeteci Adem Yavuz Arslan’ın Reza Zarrab haberinde gördük.

TÜRKİYE’DE BAKANLARI ÖNÜNE YATIRMIŞTI

Adem Yavuz Arslan gerçek bir gazeteci. Haberin kokusunu alıyor, kısıtlı imkanlarıyla kendi özel aracını kullanarak Miami’ye gidiyor ve Türkiye’de bakanları önüne yatıran Reza Zarrab’ı buluyor. Görüntü çekiyor. Yeni hayatını deşifre ediyor. Milyarlarca lira bütçesi olan gazeteler ve televizyonların başaramadığını bir telefon, bir kamera ve bir tripotu ile Adem Yavuz Arslan yapıyor. Yılın gazetecilik olayı…

PEKİ SONRA NE OLUYOR?

Anlı şanlı gazeteler ve televizyonlar söz konusu haberi çalıyor! Bazıları kaynak bile göstermezken, bir kısmı da meslektaşları olan Adem Yavuz Arslan’ı ‘terör örgütü üyesi’ olarak tanıtıyor haberlerinde. Yıllarca birlikte, yan yana çalıştıkları, haber peşinde koştukları Arslan’ın nasıl bir ‘terör’ eylemini gördülerse!

AKP rejiminin medya organlarında bunun yapılması normal! Ancak sorun şu ki; konu Hizmet Hareketi olduğunda kendisini ‘muhalif’ olarak tanımlayan gazete ve televizyonlar da aynı ‘nefret’ dilini kullanıyor. Konu Cemaat olduğunda sözde muhalif medya için de demokrasi, insan hakları ya da yargının bağımsızlığı yok sayılabiliyor.

SÖZDE MUHALİF MEDYA

Birgün Gazetesi, Adem Yavuz Arslan’ın haberini verirken, ‘Fetullahçı örgüte yakınlığıyla bilinen “Tr724” adlı internet sitesinde’ ifadesini kullanıyor. Cumhuriyet Gazetesi ise ‘Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yakınlığıyla bilinen Tr724 adlı internet sitesi’ demekte hiç bir beis görmüyor! Tıpkı AKP rejimi temsilcileri ve onun pravdaları gibi…

FOX HABER: TESADÜFEN ORTAYA ÇIKTI!

Sözcü Gazetesi ise ‘hırsızlık’ konusunda oldukça mahir! ‘SÖZCÜ’nün yaptığı incelemeye göre’ ifadesini kullanıyor. Haberde ne TR724’ün ne de Adem Yavuz Arslan’ın adı bile geçmiyor.

Fox TV’nin durumu da içler acısı… Haberde Reza Zarrab’ın ‘tesadüfen ortaya çıktığı’ söyleniyor. Ardından ‘Sözcü’nün haberi referans veriliyor. İzlerken onlar adına utanıyorsunuz.

Yeri geldiğinde medya etiğinden, ahlaktan bahseden Fox Haber yönetimi bütün bunları inanılmaz bir pişkinlikle yapıyor. En küçük bir utanma, haya belirtisi göstermiyorlar.

HANGİSİ DAHA ÇOK ÇÜRÜMÜŞ?

Son olaydan sonra bir konu net olarak ortaya çıkmış oldu; Türkiye’de bütün kurum ve kuruluşlar tepeden tırnağa enfekte olmuş durumda. Kötülük, alçaklık, iftira ve yalan virüsü bütün vücuda yayılmış. Siyasetten medyaya, emniyetten yargıya bütün kurumlar dibe vurmuş.

Hangisinin daha çok yozlaştığı konusu tartışmalı.

Gözlerini bile kırpmadan her gün onlarca yalanı ardı ardına söyleyebilen -muhalefet dahil- siyasetçiler mi, hiç bir somut delil olmaksızın insanları yıllarca hücrelerde tutan, ölüme gönderen yargı mı yoksa konu Hizmet Hareketi olduğu zaman rejimin diskurunu kullanmakta hiç bir beis görmeyen, iftira atma konusunda iktidarın pravdalarına taş çıkartan medya mı?

Sizce hangisi?

5 YORUMLAR

  1. Demek ki AKP tabani sürekli CEHAPEden bahsederken kafa bulmak dogru degil, CEHAPE denen bi sey var. Dolayisiyla argümanlarimizin altinin dolmasi lazim, düsmanimin düsmani dostum olmak zorunda degil. Adamlar AKPyi sevmedikleri kadar seni de sevmiyorlar, sevmeyecekler, bu kulaga küpe olmasi gereken bi sey. Zaten agizlariyla da söylüyorlar da bakma iste

  2. Hatırlıyorum, 80´liyıllara kadar Hürriyet´i, Sabah´ı, Cumhuriyet´i laik takılır, muhafazar kesime tepeden bakardı. İkinci sınıf vatandaş muamelesi yapardı. Hatta meşhur bir örnektir, müftünün keçisi çalınsa, “Müftü keci çaldı” diye haber yaparlardı. Zaman gazetesi ilk ortaya çıktığında “Yalan Haber Dosyası” diye kitapçıklar çıkarmıştı.

    Derken geçti aradan bir 40 yıl.
    Ya değişen?
    Laik kesimin gazeteleri aynı yobazlık huyundan vazgeçmedi. Bir insan yere mi düştü? Tereddütsüz bir tekmeyi de onlar atar. Yalan yazdıklarında ortaya çıkar, rezil oluruz diye bir kaygıları hala yoktur.
    Ama hiç bir şey değişmedi demek de doğru değil.
    40 yıl önce keçisi çalındığında “Müftü keçi çaldı” haberi ile mağdur olduğunu düşündüğümüz müftü hazretlerinin adamları iktidara geldi. Müftü bu sefer keçi değil ama inek öküz çalan, keçi sürüsü çalan adamlara arka çıkmaya, ilim ve itibarını onları temize çıkarmaya kullandı.
    Tabii, bu arada Zaman Gazetesi de tarih oldu.
    Ve meydan kaldı dinci ve laik yobazlara.
    Necip Türk milleti medyası ile ne kadar iftihar etse azdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin