Hangi Klopp daha muhteşem: Teknik adam mı insan mı?

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

Jürgen Klopp, futbolun yükselen teknik adamlarından biri. Alman hoca, Mainz’de başladığı teknik adamlık kariyerinde Borussia Dortmund’da rüştünü ispat etti. Ekim 2015’te Liverpool’u çalıştırmaya başlayan Klopp, FİFA tarafından Yılın Teknik Direktörü seçildi. Geçen yıl Liverpool ile Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Klopp’un profesyonel sporcu ve antrenörlerin hikayelerini direkt olarak kendilerinin aktardığı The Players Tribune platformunda yazdıkları iyi bir teknik adam olduğu kadar iyi bir insan vasıflarına sahip olduğunu ortaya koydu.

Klopp’un platformda yazdıkları kişiliği ve hayata bakışı hakkında önemli ip uçları veriyor. Teknik adamlarında ‘bir insan’ olduğunu, her insan gibi hata yaptığını Klopp’un satırlarında dile getiriyor. Bazen çok iyi maç konuşması yaptım veya iyi taktik verdim dediğinizde nasıl komik duruma düşüldüğünü Klopp, 2011’deki Bayern Münih maçı öncesiyle anlatıyor. Tam 20 yıl Dortmund, Bayern Münih’i deplasmanda yenemiyor. Klopp, bunu fırsata çevirmek için Rocky filminden yola çıkıp kendince muhteşem bir maç öncesi motivasyon konuşması yapıyor. Bayern Münih’i Rock 4’deki Ivan Drago’ya benzeten Klopp, filmden bazı sahneleri ekrana yansıtıp, ‘Drago koşu bandında ve bilgisayara bağlı. Bilim adamları da onu test ediyor. Hatırladınız mı? Çocuklara, “Görüyor musunuz? Bayern Münih aslında Ivan Drago. Her şeyin en iyisi. En yüksek teknoloji ve en iyi makineler onlarda. Ve Ivan Drago gibi durdurulamazlar!” diyor. Sonra sözü Rocky’e getirip. Sibirya’daki küçük ağaç evindeki antremanlarınlarını yaptığı sahneye gösterip, coştukça coşuyor; ’“Görüyor musunuz? Bu da biziz. Biz Rocky’iz. Daha ufağız, evet. Ama tutkumuz var! Bir şampiyonun yüreğine sahibiz. İmkansızı başarabiliriz!”.

Sözlerini tamanmladığında tüm futbolcuların sandalyelerin üstüne çıkıp galibiyet yemini etmesini bekleyen Klopp derin bir hayalkırıklığı yaşıyor. Futbolcular gayet sakin bir şekilde hatta ’bu adam ne diyor yahu’ der gibi bakıyor. 1980’li yılların Rocky’siyle oyuncularını motive etmeye çalışan Klopp, kaç kişi Rocky Balbao’nun kim olduğunu biliyor diye sorduğunda sadece iki oyuncu elini kaldırıyor. Klopp, demode olmuş bir yöntemle oyuncuları motive edemeyeceğini anlayıp, motivasyon konuşmasını silbaştan yeniden yapıyor.

Bugün futbol dünyasının en popüler teknik adamlarından birinin 20’li yaşlarda nasıl zorlukların içinden geçtiğini yine Klopp’un kendi satırlarından öğreniyoruz. Bir taraftan amatör futbolcu diğer taraftan üniversite öğrencisi. Tüm bunlara evlilik ve babalık eklenince Klopp için hayat daha zor oluyor. Sinema salonlarına film stoklayan bir depoda çalışıyor. Gündüz okul, akşam antreman, sabah 5’te ise kalkıp deponun yolunu tutar. Bu sıkıntılı sürecin genç yaşta olgunlaşmasını sağladığını ifade ediyor. Neden hep gülümsediğini sık sık sorduklarını belirten Klopp, bunun gerekçesini herkesin kulağına küpe olacak bir şekilde açıklıyor: ’ Kaybettiğimiz bir maçtan sonra bile gülmeye devam ederim. Çünkü oğlum dünyaya geldiğinde futbolun hayat memat meselesi olmadığını anladım. Hayat kurtarmıyoruz. Futbol, acı ve nefret saçan bir şey olmamalı. Futbol, özellikle çocuklar için bir eğlence ve ilham kaynağı olmalı.’

Hatalarından sürekli ders aldığını açıklayan Klopp, 10 yıl top koşturduğu Mainz’de 2001’de teknik adam olduğunda kariyerinin ilk hatasını yaptığını söylüyor. Dün birlikte top koşturduğu arkadaşlarının karşısına bugün teknik patron olarak çıkıyor. Birçok futbolcunun hala ona ’Klopp’ dediği bir ortam. İlk maçının ilk 112ini açıklamanın en iyi yolu oyuncularının yüzüne söylemek olduğunu düşünüyorum. Küçük bir hesap hatası yapıyor; her odada iki oyuncu kalıyor. Odalara tek tek girmeye başlayan Klopp, ’Birine “Sen yarın ilk 11’desin” diyor; diğerine de “Ne yazık ki yarın sen ilk 11’de değilsin” diyordum. Diğer oyuncu bana “Neden” diye sorduğu zaman planımın ne kadar aptalca olduğunu anlamıştım. Çoğu zaman bir cevabım yoktu. Tek gerçekçi cevap, “Sadece 11 oyuncuyla başlayabiliriz” oluyordu. 9 odada 18 oyuncu olduğu için maalesef aynı konuşmayı 8 kere daha yapmam gerekiyordu. Bir odada iki oyuncu: “Sen 11’desin, sen değilsin.” Her seferinde de aynı soru: “Ama Kloppo, neden?” Bu durumu dayanılmaz olarak tarif eden Klopp, hayatının ilk hatasını daha maç başlamadan yaptığını ifade ediyor.

Gelirinin yüzde 1’ini Common Goal (Ortak Hedef) hareketine bağışlayan Klopp, ünlü olduğu kadar insani duygularının en az kariyeri kadar övgüye layık olduğunu ortaya koyuyor.  Söz Klopp’un, ’Dürüst olalım arkadaşlar. Biz son derece şanslıyız. Hayatlarında bir umut ışığına ihtiyaç duyan tüm dünyadaki çocuklara bir şeyleri geri verebilmek, ayrıcalıklı insanlar olarak bizim sorumlululuğumuz. Gerçek problemlerimiz olduğu günleri unutmamamız gerek. İçinde yaşadığımız bu balon, gerçek bir dünya değil. Üzgünüm ama futbol sahasında olan hiçbir şey gerçek bir problem değil. Bu oyunun para ve kupalardan daha büyük bir amacı olmalı, haksız mıyım? Hepimiz bir araya gelsek ve dünyada pozitif bir fark yaratabilmek için kazandıklarımızın yüzde 1’ini bağışlasak, neler yapabileceğimizi bir düşünün.’’ Bu satırları yazan Klopp’un insanlığı mı yoksa teknik adamlığı mı daha kaliteli? İşte ünlü olduğu kadar mütevazi olması Klopp’u farklı kılıyor. Futbolun bir ölüm kalım meselesi olmadığını herkese yüksek sesle ilan ediyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin