Gelen yıl gideni aratmasın, Amin

YORUM | TARIK TOROS

Noel’miş, hindili sofralarmış, hikâye…

Batı’ya benzemek günahsa…

Devlet eliyle basılıp satılan piyangoya, lotoya el atsalar ya!

Tek KHK ile biter.

Faizi yasaklasalar, genelevleri kapatsalar ya…

İngiltere’den örnek vereyim:

Burada genelev işletmek veya sokakta müşteri aramak yasak.

Yapın bunu mesela, uygulayın.

Elinizi tutan ne?

 

***

Bizim takvimimizde yıl 31 Aralık’ta bitiyor.

Her anlamda böyle.

Ekonomik bilançolardan bütçeye… Her neviden yıllık planlamalara kadar durum bu.

Hicri takvim geçerli olsa, 1 Muharrem’de yapardık bunu.

Ama geçerli değil.

Dar daireden geniş perspektife kadar yıl sonu bir muhasebedir, her anlamda böyledir.

Yeni yıl, geri sayılarak karşılanırken gönüllerde sadece ve sadece umut vardır.

Kimse anlatmasın.

Kendince geçen yılın analizini yapmadığını…

Yeni yıl için hedefler koymadığını.

Anlatmasın.

Doğrusu da odur.

 

***

Yapmadığım şeyi söylemem, yazmam.

Benim 2017’min muhasebesi şudur kısaca:

Yeni ülkedeki ilk 8-10 aylık adaptasyon sürecini tamamladım.

Çocuklarım yeni okullarına intibak ettiler, en büyük mutluluğumuz.

Dil kursum 14 ay sonra bitti.

Şimdi okuyarak, gazeteleri takip ederek, haber radyolarını dinleyerek, İngiliz “soap opera”ları (günlük ‘arkası yarın’ gibi diziler) kaçırmadan izleyerek lisandaki gelişimimi sürdürmeye çalışıyorum.

Şu var ki, bir ülkenin dilini takılmadan konuşabilmek için tek başına 1-2 sene o ülkede yaşamak yetmeyebiliyor.

Başka ne yaptım?

Haftada iki yazı yazıyordum TR724’te, bunu Nisan’dan itibaren haftalık Periscope yayınları ile canlı görüntülü analize çevirdim.

Son iki aydır da 3-4 arkadaş MoonStar TV’de şimdilik haftada üç gün, habercilik yapmaya gayret ediyoruz.

 

***

Ülkemde fena halde şeytanlaştırıldım, yığınla isim Twitter’da takipten çıktı.

Bir buçuk senede 60 bin kişi gitmiş, kimi küfrederek, kimi korkudan, kimi başıma bir şey gelmesin diye, kimi tedbiren, kimi Twitter’a küsüp basıp çıktığı için, bilemem.

Başta sarstı tabi, şimdi aşağılanmaktan gocunmuyorum.

 

***

Muhasebe deyince akla para-pul işleri de gelir.

Onu da anlatayım;

Kayyum, çalıştığım medyadan tazminatsız attı.

Onu verse, en az 3-4 sene rahat edebilirdim.

10 Mart 2016’da İngiltere’ye geldim.

15 Temmuz’a kadar ÖZGÜR DÜŞÜNCE gazetesinde her gün yazdım, oradan maaş aldım.

Evim arabam olmadı ama, tasarruflarımı bireysel emeklilik hesaplarında değerlendiriyordum.

Hazıra dağ dayanmaz.

En son, geçen Mart ayında yıllık peşin kirayı ödedik, o para da bitti.

Burada bir geliriniz yok ve garantör gösteremiyorsanız, kirayı peşin ödemeniz gerekiyor, maalesef.

Her ay, bir sonraki ay için ‘Allah kerim’ diyerek ve bir grup insan dayanışarak yürütmeye çalışıyoruz.

Çevremde de aynı mücadele.

“Şöyle para kaçırdılar, böyle istiflediler” diye iftira atanları zihnime kaydettim, gözüme gözükmesinler, ağır konuşurum.

İki senedir araba kullanmadım, uçağa binmedim.

Kışın tren/metro/otobüs.

Bahardan itibaren bisiklet.

2017 en kötü senem değildi, benim en kötü senelerim 1999 ve 2015’tir. Yeri gelir yazarım.

 

***

Peki 2018’den ne bekliyorum:

Yegâne beklentim, içerideki on binlerce masumun özgürlüğüne kavuşması.

Adalet beklemiyorum.

Gerçekçi olmak lazım, ülkeye bir süre daha adaletin geleceği yok.

Yığınla gazeteci dostum, ailecek görüştüğüm insan tutuklu.

Dışarıda yakınları perişan.

Onlar öyleyken bizim de burada huzurumuz neşemiz yok.

Kafamız rahat değil.

Yoksa, bırak Türkçe yazıp konuşmayı, Türkçe düşünmeyi dahi bırakırdım.

Ne çare, bir süre daha zihnimiz iki parça sürdüreceğiz.

2018’den fazlaca umutlu değilim.

Duam:

Gelen yıl gideni aratmasın, vesselam.

1 YORUM

  1. Babama bu yazıyı anlatsam hadi lan bir elleri balda diğeri kaymakta der… Bizleri bu insanların iftiralarına bırakmadığınız için , İftiralar sonucu oluşan acabaları iz bile bırakmadan temizlediğniz için teşekkürler…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin