Gazetecilik duayeninin ‘onurlu’ vedası! [Barbaros J. Kartal]

Yaptıkları haberin arkasında duran ve “Ne var bunda? Yapılan gazeteciliktir” diyen Sedat Ergin’in görevine son verilmiş. Orhan Pamuk röportajını yayınladığı için zaten şimşekleri üstüne çeken Sedat Ergin damadın saraya geçtiği jurnallerde sıkça gazetecilik adına efsanevi mücadelesi ile kendisinden bahsettiriyordu. Görevden alınmasa zaten istifa edecekti emin olun…

Bir dakika…

sedat ergin spotBen bile yazarken güldüm. Daha iki gün önce beraber yemek yemeyi bırak aynı ortamda olmaktan iğreneceği kişilerle beraber referandum ayarı almış, suya tirit bir başlıkla kocaman fotoğrafı ile manşet yapmıştı. Nasıl geldiyse öyle gitti Sedat Ergin. Yarın yine diğer Doğan grubu veteranları gibi gazetecilik dersleri, etik güzellemeleri yapacağına şüpheniz olmasın. Zaten adet olduğu üzere gruptan tamamen gitmiyormuş, idari bir göreve atanacakmış. 28 Şubat’taki kirli siciline AKP’nin son dönemindeki hukuksuzlukları meşrulaştıran gazetenin yönetmenliğini ekledi. Görüldü ki mesele bir dünya görüşü ya da ilke meselesi değil güç kimden yana ise onla iş tutmaya çalışmak imiş. AKP benden rahatsız oldu beni görevden aldırdı ağlayışları bundan epey bir süre önce iş yapardı ama artık çok geç. Gönüllü olduğunuz bu zulümde sıranın bir bir size gelmesi kaderin cilvesi.

PARASIZ PULSUZ MU KALACAKSIN, NEDİR BU HIRS?

Şunu bir yere kadar anlarım, aklı başında kimsenin zerre miktar saygı duymadığı Hürriyet gibi bir yerde çalışıyorsundur, ayrılsan bir iş bulman oldukça zordur; kiradır, çocuklardır, taksitlerdir ay sonunu zor getiriyorsundur katlanırsın. Haklı bulmam ama bu insanları kınamam. Neden bu utanç verici zillete katlanıyorsun diye çok takılmam. Peki, ya meslekte servet kazanmış, onurlu bir duruş sergilese çok daha fazla prestij kazanacak tipler neden hala çalışmakta devam ederler? Hırs mı? Son ana kadar küpü doldurma çabası mı? Bugünler geçer bu ülkede kimse rezil olmaz biz yine devam ederiz düşüncesi mi?

Zerre kadar Doğan Grubu’nun başına gelenlere ve geleceklere üzülmüyorum. Gazetecilik ya da basın özgürlüğü ile ilgili bir durum değil çünkü. Siz gerçekleri yazmaya çalışırsınız, direnirsiniz başınıza bir şey gelir o zaman herkesin yanınızda olması vicdan borcudur ama siz alttan alta hükümetle anlaşacaksınız, bütün arkadaşlarınızı birer birer satıp kurban vereceksiniz, en büyük mağduriyetlere alkış tutacaksınız, hükümetin en IQ’su düşük silahşörlerini istihdam edeceksiniz, hiçbir gerçek muhalifi ekranlarınıza çıkarmayacaksınız sonra çıkıp mağdur edebiyatı yapacaksınız. Geçelim bunları… Ama orada çalışan emekçilerin hakları adına onların mağdur olmaması için elbette mücadele ederiz. İnşallah onlar da alkış tuttukları, sessiz kaldıkları, içten içe sevindikleri zulümlerle tanışmazlar.

İSLAMOFOBİYLE MÜCADELE EDİYORMUŞ

15 Temmuz’un gerçek bir darbe olmadığının en büyük delili Hürriyet ve temsil ettiği grubun duruşudur. Hiçbir asker Hürriyet’i ayarlamadan darbe yapmadı bu ülkede. 15 Temmuz gerçek bir darbe girişimi olsa mutlaka darbeciler öncelikle televizyon ve gazetelere el koyar hükümetin propagandasına izin vermezlerdi. Hele hele CNN Türk’te asla darbe yapılan hükümetin temsilcileri konuşamazdı. Onların el koymasına gerek kalmadan zaten Hürriyet “Kahraman ordumuz el koydu” manşetini çakardı. “Darbe yapmasaydı da ne yapsaydı?” türü haber ve yazılarda rekor sayıya ulaşmışlardı. Şimdiye kadar Hande Fırat’ın MİT Basın Müşaviri AKP’nin tetikçisi Nuh Yılmaz’ın canlı yayında çalan telefonu ile ilgili bir açıklamasına şahit oldunuz mu? Aydın Doğan’ın “Sen bu işi yap çeyizin benden” demesi nedir? Neyse…Bildiğiniz şeyler.

Damat Yalçındağ’ın ABD’de yoğun temaslarında Reza ile ilgili olsun Cemaat ile ilgili olsun bir ilerleme kaydedememesi stres yapıyor. Zannediyorlar ki bu işleri becerince serbest kalacaklar. İslamafobiyle mücadele ediyormuş Doğan grubu. Siz kim İslamafobiyle mücadeleye para yatırmak kim Allahaşkına, güldürmeyin insanı. Amerikalılar bile size gülüyor arkanızdan.

Ama korkmayın daha kullanım süreniz dolmadı. Şimdi referanduma kadar kavga edecek birileri lazım. 15 Temmuz unutuldukça iktidarın oyu düşüyor. O sebeple futbol maçından çizgi filme yemek programından dizilere kadar yeni bir 15 Temmuz dalgası bizi bekliyor. Bu oyunda siz dayak yiyecek her gün hakarete uğrayacak kesimdesiniz. Ama o akşam CNN Türk’te falan filan, demokrasi vs. demeyin! O akşam CNN’e bağlanması işleri meşru göstermek için bir kılıftı. Kendi kanallarına mı bağlansalardı? CNN’i seçtiler ki zahiri kurtaralım. Artık Facetime sizi kurtarmayacak. Sizin için bundan sonra her şey ‘real time’. Bence keyif almaya bakın…

[email protected]

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin