“Fetö” Aziz Yıldırım’a seçim kazandırır mı?

ANALİZ | LEVENT KENEZ

Bugün federasyon nasıl karar verirse versin en mutlu kişi Aziz Yıldırım olacak. Fenerbahçe’yi hükmen mağlup ilan etse, “Fenerbahçe’ye operasyon var, kumpas kuruldu” diyen Aziz Yıldırım kongreye yeni bir 3 Temmuz kampanyası ile gidecek. Maç yeniden oynansa Fener’in haklarını savunmuş, masaya yumruğunu vurmuş başkan olacak.

Gelelim meselenin gerçek yüzüne. Kongre canavarı Aziz Yıldırım 20 senelik devri iktidarında ilk kez kaybetme ihtimali ile karşı karşıya. Şu ana kadar 8 olağan 4 kez de olağanüstü kongre kazanan Yıldırım’ın karşısında bu kez çok güçlü bir aday var: Ali Koç. Fenerbahçe camiasının fanatik Fenerliliğine tümden kefil olduğu bir isim. Aziz Yıldırım’ın 17-25’i sayılan 3 Temmuz soruşturmasında yönetim kurulu üyesi. Koç Ailesi’nden. Yıldırım medyadaki yandaşları vasıtasıyla Koç aleyhine top çevirmek istese en büyük reklam veren Koç ailesinin bir ferdine bunu beceremeyeceğini biliyor. 3 Temmuz’da sattı dese bütün duruşmalarda yanındaydı. Ali Koç kongrede sadece kendi potansiyeli olan bir isim değil. Aziz Yıldırım’dan sıkılmış, gayri memnunların da gözünü kırpmadan oyunu vereceği bir isim. Ve 20 yıllık iktidarında ilk kez bir aday için daha iyi yönetir algısı var. Ayrıca fetö metö propagandasının etki etmeyeceği bir isim. Kongre bu kadar zorlaşınca Erdoğan’ın sadece R’leri söyleyemeyen versiyonu Aziz Yıldırım artık kamuoyunun ezbere bildiği taktikleri sergilemeye başladı.

Dün yaptığı basın toplantısında Fetö’nün operasyonlarına devam ettiğini söyledi. Cemaatin de zaten Fenerbahçe’den başka bir derdi yoktu. Kimsenin inanmadığı bu sakıza çok ama çok ihtiyacı var. Birinci sebebi 3 temmuz şike olayını üzerinden atması lazım. Türkiye’de takım tutmak şudur: Rakip bütün takımların her türlü pisliği yediğinden zerre şüphen olmaz ama kendi camianla ilgili en ufak bir iddiada yeri göğü inletirsin. Türkiye’de futbol kirlidir ve hiçbir takım bu kirden münezzeh değildir. Beşiktaş da Fenerbahçe de Galatasaray da şike yapmıştır. İmkanları oldukça yine yaparlar. Futbolla ilgili olanların gayet net hatırladığı üzere Beşiktaş’ın Rize maçında ayan beyan nasıl maçı sattığı mahkeme kayıtlarına kadar girmiştir. Bursalıların çok tepki gösterdiği o sezon 29 haftada sadece 5 galibiyeti olan takımlarının son 5 maçının hepsini kazanması kadar temizdir olay. Galatasaray’ın Beşiktaş ile yarıştığı sezonlarda Denizli ve Malatya maçlarında şike yaptığının futbolcu şahitleri çıkıp defalarca anlatmıştır. Bunlar sadece bildiklerimiz. Fenerbahçe’nin sahaya yansımadığı iddia edilen şike dosyası da oldukça kabarıktır. Futbolcunun üfürükçü hocaya şike parasını alıp almayı sormasından tutunda bagajda para dolu çanta ile yakalanan yöneticilere, tarlaların sürülmesinden hakem atamalarına kadar her şey ayan beyan ortadır. O zamanki Fenerlilerin bugünkü İslamcıların din sömürüsü gibi Atatürk, laiklik tarzı zihni sinir propagandaları da oldukça komiktir. Bütün mesele herkes şike yaparken neden biz yakalandık olayıdır. Halbuki aynı dosyada Beşiktaş da vardır O seneki ezeli rakipleri Galatasaray felaket bir sezon geçirmemiş olsa büyük ihtimal onlarda bu işlerde yer alacaklardı.

Şike dosyası Aziz Yıldırım’ın 17-25’idir. Bakanları da Mahmut Uslu, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu ve Cemil Turan’dır. Kamuoyunda herkesin hırsızlık olduğunu bildiği ama kumpas olduğu nasıl konforlarlarına geliyorsa yine bütün kamuoyu şike olduğunu biliyor ancak yokmuş gibi davranıyor. Aziz Yıldırım’ın Fener’i bulaştırdığı bu pisliği başka türlü açıklaması mümkün değil.

Aziz Yıldırım’ın içeriden çıktıktan sonra cemaate ve hükümete karşı saygılı tavırları dikkat çekmişti. İkisinin de kendisine bir komplo yaptığına inanmadığını söyleyen Yıldırım halen süren davadan dolayı oldukça tedirgindi. Şike yapmamış bir insanın özgüveni yerine dengeleri iyi seçmesi gereken bir suçlu psikolojisindeydi.

Ne zaman Cemaat aleyhine kanunsuz ve hukuksuz cadı avı başladı Aziz Yıldırım davadan yırtmanın hükümete yanaşmak ve yalakalık olduğunu gördü. Halbuki kamuoyuna sızan tapelerde Erdoğan’ın kendisine nedenli hakaretler ettiğini, oğlu Bilal ile birlikte Aydınlar’ın rakibi olduğu kongrede ne işler çevirdiğini çok iyi biliyordu. Ama can tatlıydı her türlü aşağılama ve hakaretlerine rağmen Erdoğan’a gidip biat etmekte tereddüt etmedi. Hem görevde kalabilecekti hem de hakkındaki dosya kapatılacaktı. Erdoğan’ın da canına minnetti. Davası sebebiyle kucağına oturttuğu bu değerli başkan vasıtasıyla şike sürecinin başından sonuna bilgisi, onayı ve dahli olduğundan kimseler bahsetmeyecekti. Gelenek olduğu üzere hırsızı yakalayan polis suçluydu.

Darbe heveslisi kirli paşalarla yan yana maç izlemekten, sırtını dayadığı yeri göstermekten zevk alan Yıldırım Türkiye’de değişen dengelerden sonra yaslanacağı başka bir kapı bulmuştu. Hırsızın af çıkmasına sevinci gibi Zaman gazetesine el konulduğunda savcının el konulma kararı ya da paçavrasında Fenerbahçe’ye kumpas yer almasında sevinçten deliye döndüler. Kulübün internet sitesinden mutluluklarını paylaşırken aslında ayaklarına kurşun sıktıklarının farkında değillerdi. Savcının yalanına dayanak yaptığı ismin Cihan Oskay olduğu kısa sürede anlaşıldı. Oskay yakın zamana kadar Aziz Yıldırım’ın verdiği para dolu çantaları rakip takımlara taşıdığını söyleyen itirafçıydı aslında. Şekip’in “meczup” dediği bir isme tutunmakta da bir beis görmediler.

Aziz Yıldırım, Erdoğan gibi eğer çıkarı var ise en büyük düşmanları ile işbirliği yapmaktan çekinmeyen bir isim. Şike sürecinde yerden yere vurduğu zamanın Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınları neredeyse hain ilan etmişti. Hatta Aydınlar için “Oğlu öldü, oyalansın diye Voleybol şubesini verdik” diyecek kadar bel altına inmişti. Aydınlar ağlamaktan tamamlayamadığı basın toplantısında “Voleybol şubesinin başına 2007’de geçtim, oğlum 2008’de öldü diyecekti”. Aziz Yıldırım Galatasaray’ın başkan adayı diye yaftaladığı Aydınlar’ın kulüpten ihracı için girişimlerde bulunduğunu da ekleyelim. Ne var ki kısa bir süre önce Aydınlar ve Yıldırım herkesi şaşırtarak kameralar karşısında geçti ve forma sponsorluk anlaşması için el sıkıştılar. Koç’a karşı bir ittifak olduğu iddiaları doğuran bu anlaşmaya en çok 3 Temmuz’da Aziz Yıldırım’ın gazı ile Aydınlar’a etmedik hakaret bırakmayan taraftarlar tepki gösterdi.

Beşiktaş maçında yaşanan olayların ille de bir kumpas olması şart değil. Türkiye’de tribünlerin hali ve insanların nasıl kafayı yediklerini görmek için biraz haberleri takip etmek yeterli. Takımları turu geçtiği halde birileri planlı bir şekilde olay çıkartmanın peşindeyse; dış güçler, kumpaslar, bizi devirmek isteyenler gibi şeylere kimin ihtiyacı varsa ki bunun Aziz Yıldırım olduğu kesin onlar yapmış olması gerekiyor.

Aziz Yıldırım devamlı olarak başkanlığı bırakacağını söyleyen ama bir türlü bırakmayan bir isim. Birilerinin 3 dönem esprisi gibi. Daha önce yalandan bıraktığında da kimse inanmamıştı. Kendisi de zaten ağlaya gidip bırakıp koşa koşa dönmüştü. Şimdi 20 yıllık başkanlıktan sonra sandıkta devrilme riski var. Ve 20 yıllık tek adam döneminden sonra oldukça ağır ve gurur kıran bir final olacak. Daha önce bir çok kez nankörler dediği taraftarlardan sonra şimdi de aynı akıbet delegelere nasip olacak. Kendisinin üye yaptığı delegelerin sayısına güvense de bu kez işi çok zor. Bakalım şike sandığa yansıyacak mı?

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin