Fatih’in özgürleştirdiği yaştasın

ALPER ENDER FIRAT

Tarihimizi daha doğru bir açıdan okumuş olsaydık şehirlerimiz bu kadar harabe ve kaotik, dünyaya bakışımız bu kadar faşist ve ırkçı olur muydu diye hep sorarım kendime. 

Netflix’te Osmanlı dizisini izlerken bunu bir kere daha düşündüm. ‘Rise of Empires: Ottoman’ Fatih Sultan Mehmet’i ve İstanbul’un fethini anlatan 8 bölümlük yarı belgesel bir dizi. 

Bugün Türkiye’de Fatih Sultan Mehmet kimdir diye sorsanız ülkede yaşayanların yüzde 99.9’u ismini bilir ve İstanbul’u fetheden padişah diye söyler. Hakkında başka ne biliyorsunuz diye sorduğunuzda bunun yarısına yakını kardeşlerine öldürme fetvası veren adamdır der. Onun haricinde yüzde 0.1’i İstanbul’u fethederken yaptıkları haricinde üçüncü bir şey söyleyemez. Buna az çok mürekkep yalamış insanlar da dahildir. 

Netflix’teki diziyi izlerken bunlardan başka bir şey söyler mi diye heyecanla bekledim ama maalesef o da başka bir şey söylemedi. Ottoman dizisindeki Fatih Sultan Mehmet sadece savaşan bir adamdan başka bir şey değildi. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Tıpkı bize öğretilen gibi! Maalesef biz tarihi çoğunlukla savaş olarak öğreniyoruz. Bizim tarihimiz, çoğunlukla savaşlarımız, savaşlarımız ve diğer savaşlarımızdan ibarettir. Hamaset ve hakaret arasında gidip geldiğimiz ve nesnel okumayı beceremediğimiz için de bize hiç ışık tutmaz. 

Fatih’in ne gerekçeyle olursa olsun kardeşlerini boğdurabilme fetvası çıkarması izah edilir bir şey değildir. Bunu savunmayı, açıklamaya çalışmayı da kendi adıma gerekli görmüyorum. Ancak bir insan mutlak iyi ya da mutlak kötü değildir. 

Sultan Mehmet bu iki konu haricinde kendisinden sonra gelecek asırlara tesir eden çok önemli bir şey yapıyor.

Dünyanın göz bebeği olan şehirde farklı dini inanca ve etnik kimliğe sahip insanların bundan sonra da güvenle yaşayabileceği ortamı hazırlıyor. Onları dini ve kültürel bakımdan özgür bırakıyor. Sonra da kendi özgün dokusunu bozmadan kenti yeniden tezyin ettiriyor. 

Sultan Mehmet bugün karşı karşıya kaldığımız iki çok temel sorunu, 460 yıl önce bugüne de ışık tutması gereken şekilde çözüyor.  

Bundan beş asır önce, kente insanların barındığı değil yaşadığı yer olarak bakıyor ve buna göre yeniden imar ediyor. İstanbul’un geçmişine saygı göstererek, onun dokusuna uyumlu olarak kendi damgasını vuruyor. Ve kültürel olarak da işgal değil fethediyor. 

Sultan Mehmet’in, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin şehirde özgürce yaşamasına müsaade etmesi iki kelimeyle anlatılacak bir mesele değildir. Bu tavır kendinden sonra gelecek 350 yılda Osmanlı’nın hakim olduğu bütün topraklarda dini özgürlüğün kapılarını sonuna kadar açmıştır. Ve Osmanlı’nın hakim olduğu topraklar bütün inançların varlığını sürdürdüğü bir habitat olmuştur. 

O dönem ve sonrasındaki yüzyıllarda Avrupa’da Hristiyan olmayanlara karşı hunharca katliamlar yapılmaktaydı. İspanyollar Endülüs’te, İtalyanlar Sicilya ve çizmenin belli yerlerindeki Müslümanları ya kılıçtan geçirmekte ya da yurtlarını terk etmeye zorlamaktaydılar. Kathar inancına sahip kişileri de hunharca katlediyorlardı. Yahudilerin de başına benzer şeyler geliyor onları ya din değiştirmeye ya da göçe zorluyorlardı. Sultan Mehmet’in İstanbul’da inanç özgürlüğünü teminat altına aldığı dönemde Avrupa’da Hristiyan olmayanlara yok olmaktan başka bir seçenek bırakılmıyordu. 

Sultan Mehmet farklı olana özgürlüğün kapısını sonuna kadar açmış, Rum Ortodoks ve Ermeni Patrikhanesi ile Yahudi Hahambaşının bulunmasına da izin vermişti. 

Fatihi anarken gemilerini karadan yürüterek İstanbul’u zapt etmesine vurgu yaptığımız kadar farklı dinlerle nasıl uyumlu yaşamayı başardığına vurgu yapabilseydik bugün çok daha farklı bir ülkede yaşıyor olacaktık. 

İstanbul’da on yıllardır belediye yönetiminde bulunan milli görüşçüler her kürsüye çıktıklarında “Fatih’in İstanbul’u fetih ettiği yaştasın” şiirini okuduğu kadar Sultan Mehmet’teki kent estetiğini,  sanatını okusalardı o muhteşem coğrafyayı böyle hunharca katlederler miydi? 

Fatih’in savaşçılığına sürekli referans veren sağcılar onun estetik ve sanatının yüzüne neden bakmazlar ki?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin