”Faize ve israfa buldukları parayı çalışan için bulamıyorlar”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Akkiraz, düzenlediği basın toplantısıyla haftanın öne çıkan gündemlerini değerlendirdi.

Geçtiğimiz hafta Hakem Heyeti’nin kararıyla sonuçlanan 5’inci toplu sözleşme görüşmelerine de değinen Akkiraz, iktidarın ekonomik krizin faturasını çalışana ödettiğini söyledi. “AK Parti iktidarı; sanayileşmeme, üretmeme, eğitmeme, çalışanın hakkını vermeme iktidarı olmayı tercih etmiştir” diyen Akkiraz, “Bu, faizci kapitalizmi benimseyen her iktidarın doğal bir karakteridir. Faizci kapitalist düzen, bir ezen ve ezilen düzenidir. Bu düzende ezen iktidar, ezilen ise toplumdur, üretenler ve çalışanlardır. AK Parti iktidarı; yürüttüğü faizci kapitalist düzen ile toplumu; faizle, bugünkü bankacılık sistemi ile eziyor, haksız vergiler ve cezalar ile eziyor, zamlar, israf ve ölü yatırım harcamaları ile eziyor, borca dayalı para sistemi ile eziyor. İktidar borç faizlerine ve israfa bulduğu parayı çalışan için bulamıyor.” dedi.

BİR AİLENİN AÇLIK SINIR 2 BİN 200 TL’Yİ GEÇTİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Akkiraz, düzenlediği basın toplantısıyla haftanın öne çıkan gündemlerini değerlendirdi.  Saadet Partisi’nin Balgat Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen basın toplantısına Akkiraz, yeni adli yılın adaletin tesis edildiği bir yıl olması temennisinde bulunarak başladı. Geçtiğimiz hafta Hakem Heyeti’nin kararıyla sonuçlanan 5’inci toplu sözleşme görüşmelerine de değinen Akkiraz, iktidarın ekonomik krizin faturasını çalışana ödettiğini belirterek şöyle devam etti: “Türkiye’de; 4 kişilik bir aile için açlık sınırı, yaklaşık 2 bin 200 TL, yoksulluk sınırı ise 6 bin 800 TL civarındadır. İktidar ise işçiye ve memura verilen zam oranlarıyla çalışanları sanki ‘köle’ yerine koymuş, ‘bir lokma bir hırka’ kabilinden bir artış yapmıştır. İktidar; akaryakıta, elektriğe, doğalgaza yaptığı zamlarla çalışanların giderini artırdığı halde, alım gücündeki kayıpları karşılamaya gelince kör ve sağır kesilmiştir. Bir önceki yıla göre çalışanlar, alım gücü itibarıyla en az yüzde 10’luk bir kayba uğramıştır. Doğalgaza 15+15, çalışana 4+4. Temmuz ayında TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon yüzde 16,65, bir önceki aya göre yüzde 1,36 artış göstermiştir. Yapılan artışlar, gerçekleşen enflasyonun altında kalmış ve çalışanın alın terinin karşılığı verilmemiştir.”

FAİZCİ KAPİTALİST DÜZEN BÖYLE GEREKTİRİYOR

“AK Parti iktidarı; sanayileşmeme, üretmeme, eğitmeme, çalışanın hakkını vermeme iktidarı olmayı tercih etmiştir” diyen Akkiraz, “Bu, faizci kapitalizmi benimseyen her iktidarın doğal bir karakteridir. Faizci kapitalist düzen, bir ezen ve ezilen düzenidir. Bu düzende ezen iktidar, ezilen ise toplumdur, üretenler ve çalışanlardır. AK Parti iktidarı; yürüttüğü faizci kapitalist düzen ile toplumu; faizle, bugünkü bankacılık sistemi ile eziyor, haksız vergiler ve cezalar ile eziyor, zamlar, israf ve ölü yatırım harcamaları ile eziyor, borca dayalı para sistemi ile eziyor. Devlet borçlanıyor ki Hazine bu ay borç ödemeleri için 30,7 milyar TL borçlanacak, kurumlar borçlanıyor, vatandaş borçlandırılıyor. İktidar borç faizlerine ve israfa bulduğu parayı çalışan için bulamıyor. Çünkü yürüttüğü faizci kapitalist düzen böyle yapmayı gerektiriyor” dedi.

OYNANMASI ZORUNLU BİR TİYATRO GİBİ!

Sendikaların solculuk, sağcılık ya da muhafazakârlık ile hak elde etmeye çalıştıklarını söyleyen Akkiraz, “Solculuk, sağcılık ve muhafazakârlık gibi ideolojik ve işbirlikçi duruş ve tavırlar ile çalışanın hakkının korunamayacağını sendikaların görmesi gerekir. Bu sendikalar, faizci kapitalizmin dengelerini gözeterek görüşme masasına oturuyorlar ve hiçbir hak elde edemeden de masadan kalkmak zorunda kalıyorlar. İktidar ise gereğini yapıyor ve ezilen yine çalışanlar oluyor. Bunun için görüşmeler; sanki ‘oynanması zorunlu bir tiyatro’ algısı vermekten öte bir anlam taşımıyor. Acı gerçek, bir millet nasıl ise öyle bir iktidar ile yönetiliyor. Millet kendi zihniyetini değiştirmedikçe de Allah, onları yöneten iktidarda bir değişiklik yapmıyor. Teklifimiz; Saadet Partisi olarak inancımız; çalışanlar haklarını ancak Saadet Partisi iktidarında, Milli Görüş zihniyetiyle, Adil Düzen ortamında alabilirler. Bu gerçek, 54. Erbakan iktidarı döneminde görülmüştür. Sendikalar, çalışanlarının hakkını korumak istiyorlar ise bu gerçeği görmek zorundadırlar. Sendikalar; Milli Görüş gibi doğru bir zihniyetin, Saadet Partisi’nin temsil ettiği adil siyasetin, Adil Düzen gibi faydalı bir nizamın yanında yer almadan iktidar karşısında etkili olamazlar. Sendikalar bunu yaparlarsa kazanırlar, yapmazlarsa ‘bir lokma, bir hırka’ köleliğine rıza göstermiş olurlar. Burada sendikaların vebali, iktidarın vebalinden daha büyüktür” diye konuştu.

EĞİTİMİN MUHTEVASI AB’NİN İNSAFINA BIRAKILDI

Yeni eğitim-öğretim döneminin de 9 Eylül’de başlayacağını hatırlatan Akkiraz, “Öğretmen açığı, derslik yetersizliği sebebiyle artan ikili eğitim, disiplin, kayıtlarda yaşanan kargaşa gibi sıkıntılar ile başlayacak olan eğitim-öğretim yılında, esas ele alınması gereken mesele, ‘eğitimde muhteva ve kalite’ konusudur. 17 yıllık AK Parti iktidarı döneminde 15 kez sistem ve 7 kez gerçekleşen bakan değişikliği ile eğitim içinden çıkılmaz hale getirilmiştir. Bu sebepten dolayı sistem kaliteli insan yetiştiremiyor. Öğrenciler, ‘yarış atı’ olarak kullanılıyor. Gayesiz ve kimliksiz bir nesil yetiştiriliyor. Eğitim gerçekte ‘muhteva’ demektir. Eğitimin muhtevası konusunda 17 yılda tek müspet adım atılmamıştır. Muhteva tamamen AB’nin insafına terk edilmiştir. AB ise materyalist bir muhtevayı dayatıyor ve etkili de oluyor. Müslüman bir ülkede yapılan eğitimin ‘muhtevası’ insan fıtratına ve Müslümanlığa uygun olmalıdır. Benimsenen müfredata baktığımızda, talim ve terbiye bakımından içi boş, yerli ve milli olmayan, hayâ, edep ve iffete kapalı bir muhteva ile karşılaşıyoruz” dedi.

CUMHURBAŞKANI VE BAKANA SORMAK İSTİYORUM…

“Akidesiz, fıkıhsız, lügatsiz bir eğitim ile karşı karşıyayız” diyen Akkiraz şunları kaydetti: “Buradan tek sorumlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Bakan Ziya Selçuk’a sormak istiyorum. Yürüttüğünüz materyalist muhtevalı eğitim; ‘çocuğun kalbine ne koyuyor?’ Neden gençlerimiz arasında “deizm” hızla yayılıyor? Neden sistem; dünyanın en küfürlü konuşan neslini yetiştiriyor? Neden eğitimin ‘terbiye boyutu’ ihmal ediliyor? Biz Saadet Partisi olarak, bu soruları önemsiyoruz ve akidesiz, fıkıhsız, lügatsiz bir eğitimden hayır gelmeyeceğini buradan ilan ediyoruz. Materyalist eğitimin ‘bir kitle imha silahı’ olarak kullanıldığına ve bu eğitimle de Türkiye’nin çökertildiğine inanıyoruz. Türkiye, materyalist eğitimden, maneviyatı önemseyen bir eğitime geçmediği sürece geleceğinden emin olamaz. Bizim benimseyeceğimiz eğitim; hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatçılığı benimseyen ve çocukların kalbine ‘Allah korkusunu’ koymayı hedefleyen bir eğitim olmak zorundadır.”

(Kaynak: Milli Gazete)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin