Euro 2020 hüsranının ardından

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Euro 2020’ye gelirken umutlarımız tavan yapmıştı. En genç takımdık. Saha kenarında yılların tecrübesi vardı. Avrupa’nın önde gelen kulüplerinde top koşturan lejyonerlerimiz, harika bir sezonu geride bırakmıştı. Dahası maçlarımızın ikisini “dost ve kardeş ülke” Azerbaycan’da, yani bir anlamda sahamızda oynayacaktık. Ama olmadı. Güzel bir rüya, 180 dakika sonunda kabusla bitti.

Hezimet sonrası suçlu arama yerine nedenlere odaklanmalıyız. Galler maçı sonrası sosyal medyada dolaşan paylaşımlar, henüz Türkiye’de ‘milli takım’ kavramının oluşmadığı gerçeğini bir kez daha gösterdi. Aklı başında yorum ve analiz beklediğimiz isimler dahi, kulüp formasıyla meydana çıkıyordu. Oynatılmayan oyuncular üzerinden Şenol Güneş’e yükleniyorlardı. Kellesini isteyenler yerine gelmesi gereken isimleri yazıyordu.

KİMLİK BULAMAMA

Türk futbolunun genel hastalığı, kimliğinin olmaması. Nasıl bir oyun anlayışına sahip olduğumuzu bilmiyoruz. Oyun sistemimiz yok. Rakibe göre taktik anlayışımız yok. Günümüzde olursak maç kazanıyoruz. Euro 2020’ye tesadüfen mi geldik? Asla! 2018 Dünya Kupası’nı kazanan Fransa’ya iki maçta da yenilmedik. Sahamızda yendik, deplasmanda berabere kaldık. Son yıllarda belalımız olan İzlanda’yı geride bıraktık. Günümüzde olursak, yenemeyeceğimiz takım yok. Ama maalesef bu konuda sürekliliğimiz hiç yok.

İtalya, Türkiye, Galler, İsviçre… Futboldan biraz anlayan ilk sıraya İtalya’yı tereddütsüz yazar. Nitekim ilk iki maç sonunda İtalyanlar bunu gerekçeli bir şekilde gösterdi. Hem Türkiye’ye hem de İsviçre’ye 3’er gol attı. Hepsi bu mu? Son 10 maçta kalesinde gol görmedi. Leblebi gibi gol atıyor, savunmada Çin seddi kuruyor.

İtalya banko. İkinci sıra için net bir isim yazmak mümkün değil. Ancak Euro 2020 yolculuğunu dikkate aldığımızda Türkiye adı daha ağır basıyordu. Oyuncu kalitesi ve teknik adam tecrübesi bizi Galler ve İsviçre’nin bir adım önüne taşıyordu ama maçlar kâğıt üzerinde kazanılmıyor malum.

LİDER FUTBOLCU YOK

Kimliksiz futbolumuzun bedelini iki maçta da ağır ödedik. Sahada lider futbolcumuz yoktu. Gol umudumuz Burak Yılmaz, şımarık ve hırçın kimliğine büründü. Abartılı itirazlar, hakemin nesebini sorgulayan küfürler, dokununca kendini yere atmalar… Lille’de bunları yapamadığı için başarılı bir sezon geçirmişti. Milli takıma dönünce “kendini” buldu. Takımın kaptanı “abilik” yapması gerekirken, kavgaya ilk koşan oldu.

10 numarayı giymekle 10 numara olunmuyor. Hakan Çalhanoğlu, benim için hep abartılan isimdi. Takım zora düştüğünde sorumluluk almıyor. Dahası varını yoğunu ortaya koymuyor. Hadi biraz da ben abartayım, neredeyse terlemeden maç bitiriyor.

ŞENOL HOCA HAYAL KIRIKLIĞI

Benim için hayal kırıklığının bir numaralı adresi Şenol Güneş. Türk futbolunun mütevazı ve bilgili hocası, Güneş’e güvenim tamdı. Abartıdan uzak işini yapan Güneş, futbolumuzda en fazla gadre uğrayan isimdi. Onun kadar yıldız oyuncu yetiştiren yoktur. Hatta söndü denen nice isimler Şenol Hoca’yla yeniden doğdu. Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Umut Bulut, Olcan Adın, Engin Baytar ve Volkan Şen, Güneş’le ikinci şans bulup yıldızlaştılar. Yine milli takım düzeyinde en büyük başarımız olan 2002 Dünya Kupası üçüncülüğümüzde saha kenarında Şenol Güneş vardı.

Tecrübesiyle Milli Takım’ı Euro 2020’ye taşıyan Güneş, öne çıkması gereken maçlarda hüsranın adı oldu. Rakibi iyi analiz etmediği aşikardı. Gerektiği yerde oyuna müdahale etmedi. İlk maçta 11’de şans verdiği Merih Demiral ve Yusuf Yazıcı’yı Galler maçında kulübeye çekti ama ikinci devrenin başında oyuna aldı. Neden yedek bıraktın? Neden devre başında oyuna aldın? Çağlar – Merih stoper hattını bozmanın mantığı neydi?

Cesur davranmadı. Elinde Çağlar, Ozan Kabak ve Merih Demiral gibi Türk futbolunun gördüğü en iyi stoperler varken, üçlü savunmayı denemedi. Oysa Euro 2020’de bir çok takım sahaya bu taktikle çıktı. Galler maçını kaybedeceğimiz daha ilk yarıda belliydi. Risk alınacak dakikalarda Şenol Hoca da bizim gibi maç seyretti. Güneş kalitesindeki bir bilgeye yakışmayan teknik adamlık sergiledi. Şenol Hoca, milli takımların tüm kademelerinde aynı taktik anlayışını ortaya koymalı. Sistem ve taktiğini oturmazsa, saman alevi başarılarla avunuruz.

TEK KÖTÜ GİDEN FUTBOL DEĞİL

Devenin verdiği cevap gibi, Türkiye’nin neresi doğru ki, futbolu düzgün olsun. Futbol federasyonu başkanı müteahhit, kulüp başkanları amigodan hallice, teknik direktörlerimiz sezonluk işçi… Bu ortamda başarıyı Edirne sınırları içindekilerden değil, Avrupa’da top koşturan lejyonerlerden bekledik. Umudumuzu arttıran onlardı ama sınıfta kaldılar. Euro 2020 hüsran oldu, artık hedef 2022 Dünya Kupası bileti olmalı. Elimizi çabuk tutmazsak o tren de kaçacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin