Erdoğan’ın ‘söke söke’ sözüyle ilk kez dillendirdiği şey

HABER ANALİZ | MUHSİN AHMET KARABAY 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul’un başlangıcı diye sunulan köprü temel atma töreninde çok önemli bir söz sarf etti. Muhalefet tarafından dillendirilen, iktidara geldiklerinde burayı yapan müteahhitlere para ödemeyeceklerini açıklamaları üzerine söylediği, “söke söke alırlar” cevabında farklı kesimlerin görüp eleştirdiğinden çok daha öte anlamlar var.

Gündemi yakın takip etmeyenler için küçük hatırlatmalarla başlayayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam tamına 10 yıl önce yani Haziran 2011 seçimleri öncesinde “Çılgın Proje” diye duyurduğu Kanal İstanbul projesinin temelini 26 Haziran’da attı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, her ne kadar Kuzey Marmara Otoyolu’nun Sazlıdere Barajı bölgesinde yıllar önce planlanan Kesim-8 diye adlandırılan bölümünün temelinin atıldığını söylese de konumuz o tartışmalara girmek değil.

Muhalefet parti liderleri, Kanal İstanbul projesine katılacak yerli ve yabancı şirketlere haftalar öncesinden bir duyuru yaptı. “Biz iktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’un yapımına katılan konsorsiyum üyelerine ödeme yapmayacağız” diye ilan ettiler.

İNADINA YAPMAKTAN SÖKE SÖKE ALMAYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan da “inadına yapacağız” dediği projenin temelini atmanın gururu ile kürsüden muhalefete gönderme yaptı. Cevabı aynen şöyle oldu:

“Yatırımcıları, bankaları tehdit ediyorlar, hızlarını alamayıp projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Bu ne terbiyesizliktir! Devletlerde devamlılık esastır, bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Sizler nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar.”

Cumhurbaşkanı, muhalefet liderini tehdit ediyormuş gibi görünerek aslında Türkiye’yi nasıl bir sarmalın içine soktuklarını ortaya koyuyor. Ödememe gibi bir durum olamayacağını, yabancı bankaların tahkime giderek bu paraları Türkiye’den söke söke alacağını söylüyor.

Muhalefet konuya hep buradan baktı. Bir anlamda “kifayet-i müzakere” noktasına gelindiği için ilave bir söze gerek yok. Erdoğan’ın “söke söke”li cevabı bir ilki içinde barındırıyor. Cumhurbaşkanı bu sözlerle ilk kez kendi sonrasına ilişkin bir cümle kurmuş oluyor.

Bu cümle öyle birden ağızdan çıkan bir söz değil. Bilinçaltının yönlendirmesi sonucu söylenmiş bir söz olduğunu anlatmaya çalışmayacağım.

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Erdoğan, büyük projeler için bir süredir devlet garantisi veriyor. Oysa yakın zamana kadar Türkiye’de hükümetler özel sektörün yaptığı projelere devlet garantisi vermezdi.

AK Parti hükümetleri köprü, otoyol ve hastaneler için bir süredir kullanım garantisi ve yapılan borçlanmalar için de devlet garantisi veriyor. Daha yalın ifade ile devlet bu projeleri yapan şirketlerin aldığı kredilere kefil oluyor.

ERDOĞAN İLK KEZ KENDİ SONRASINA İLİŞKİN KONUŞUYOR

Anlatmak istediğim bu da değil. İktidar, şimdi büyük projelerin tamamında Türk mahkemelerini yetkili olmaktan çıkarıyor. Uluslararası mahkemeleri yetkili kılıyor. “Biz iktidardan gittiğimizde attığımız imzaların yükümlülüklerinin devam etmesini garantiye alalım” derdinde.

Şehir hastanelerinde bir ihtilaf halinde, yakın zamana kadar Türk mahkemeleri yetkili idi. 15 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazete’de “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” adı altındaki düzenleme ile 6639 Sayılı Kanunun 3. Maddesinde önemli bir değişiklik yapıldı.

Resmi Gazete’de yer alan bu düzenleme 7 Haziran seçimleri öncesine ait. O tarihlerde yapılan anket sonuçları iki aydan daha kısa süre sonraki tarih olan 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin iktidarı kaybedeceğini gösteriyordu. İktidarın muktedirleri, yaptıklarını garanti altına alabilmek için şehir hastanelerinin yasasında yaptıkları bu düzenleme ile Türk mahkemelerini yetkili olmaktan çıkardı. Devlet ile bir ihtilaf yaşanması halinde uluslararası tahkim mahkemelerini yetkili kıldı.

Erdoğan, “söke söke” derken kendini çıkardığı kanun ve kararnamelerle havuzun müteahhitlerini ve onlarla işbirliği yapan uluslararası şirket ve bankaları garantiye almanın garantisi içinde görüyor. Bu güvenle de kendi iktidarı sonrası dönem hakkında yorum yapıyor.

HANİ YAP İŞLET PROJELERİ DEVLETTEN 5 KURUŞ ÇIKMADAN YAPILIYORDU?

Erdoğan, daha düne kadar yap-işlet-devret adı altında yapılan projeleri halka anlatırken, “Biz bu projeleri devletin cebinden 5 kuruş para çıkmadan yapıyoruz” diye konuşuyordu.

Benim gibi bir miktar ekonomi ve siyasetle uğraşanlar da bu projelerin çok maliyetli yapıldığını anlatıyorduk. Devlet garantili yapıldıktan sonra bunları devletin kendisinin yapmasının çok daha ucuza mal olacağını rakamlarla ortaya koymaya çalışıyorduk.

Erdoğan, temel atma töreninde yaptığı konuşma ile bizlerin dile getirdiği bu iddiaların doğruluğunu da itiraf etmiş oldu.

Ayrıca her şeyde “yerli ve millilik” arayan iktidar bir devletin bağımsızlığının temel direklerinden biri sayılan kendi yargısını yok saymasını uzlaştırmak mümkün olmasa gerek. Uluslararası tahkim mahkemeleri yeni sömürü sisteminin en önemli ayağı değil miydi? Tahkimi bağımsızlığın rehin alınması olarak gören iktidar kendi iktidarları değil miydi?

Sözün kısası, Erdoğan gitmeyi kendisine hazmedilir hale getirmeye çalışıyor. Yoksa “Ey Kılıçdaroğlu!” diye başlayan cümleler kurardı.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin