Elif Çakır: AK Parti bugün cami cemaatinden bile oy kaybediyor

Star'da çalıştığı dönemde Kabataş Yalanı olarak tarihe geçen Bahçelievler Belediye Başkanı'nın gelininin 'Gezi Eylemcileri'nin taciz ve saldırısına uğradığı' haberi yalan çıkmış ve Çakır'ın alet olduğu olay ve yalan haber çokca tartışılmıştı.

31 Mart ve 23 Haziran yenilgilerinin ardından AKP’de başlayan muhalif hareket ve yeni oluşumların mücadelesi medyaya sıçradı. Dün ağır bir yazı kaleme alarak eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ‘Konuşmazsan adam değilsin’ diyen Hilal Kaplan’a Davutoğlu cephesinden cevap geldi.

Karar’dan Elif Çakır, “Bize hain denilirse” başlıklı bir yazı kaleme alarak tartışmaları aktardı.  Yazısında AK Parti’yi eleştiren Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’a gösterilen tepkini partiyi ahlaki ve vicdani çizgiden daha da uzaklaştırdığını belirtti.

“AK Parti’ye oy vermeyenin hain olara yaftalandığı bir süreçten geçiyoruz” diyen Elif Çakır, Peki 18 yıl önce güzel başlayan bir hikâye nasıl oldu da bu hale geldi” diye sordu.

Çakır’ın yazısı şöyle:

Bize dahi hain denilirse…

AK Parti’nin iktidar olup da muktedir olmadığı o yıllarda 2012 yılında (CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile terör sorunun çözümüne yönelik bir araya geldiği gün) TİM Genel Kurulu’nda konuşan dönemin Başbakanı Erdoğan, demokratik siyasete inanan her partinin diyaloğa açık olması gerektiğini işaret ederek şöyle söylemişti:

“Kapıları kapatmakla bir yere varılmaz. Siyasette küslük olmaz, köprüleri atmak olmaz. Hasmane duygular içine girmek, rakiplerini düşman olarak, hain olarak yaftalamak olmaz.” (7 Haziran 2012)

Bir örnek daha verelim.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ve AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı İhsan Arslan HAK-PAR’ın kongresine katıldıkları için kendilerini “vatan haini” olmakla itham eden MHP lideri Devlet Bahçeli’ye şu yanıtı vermişlerdi:

“Kendileri gibi düşünmeyenlere hakaret etmeyi, vatan haini ilan edip tehdit etmeyi alışkanlık haline getirenlerin üslubuna aynıyla cevap verme seviyesizliğine düşmeyeceğimizin bilinmesini isteriz.”  (28 Ekim 2010)

Gördünüz mü? 2010 yılında da 2012 yılında da takdire şayan bir tutum içinde olan ve çizgisini bozmayan AK Parti var.

Neden?

AK Parti’de o dönemler ortak akıl mekanizmaları işliyor. AK Parti o dönemlerde kadro hareketi olarak yol alıyor.

Son beş yıldır ise “kutlu hareketi” beraberce omuzladığı ve ülkeye hizmet aşkıyla yola beraberce çıktığı ve büyük başarılarının altında imzası olan “dava arkadaşlarını” trenden atmakla, trene bir daha almamakla suçlayan bir AK Parti vardı.

Son birkaç aydır ise direkt olarak onları “hainlikle ve ihanetle” itham ediyor.

Şimdilerde 18. Yaşını kutladığı bugünlerde, 18 yılın ardından, AK Parti’yi beraberce kuran, ağır sıkıntıları beraberce yaşayan ve büyük başarıların altına imza atan Abdullah Gül’ün, Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan’ın “hain” olduğu keşfediliyor! Hain oldukları öğreniliyor!

Ne sebeple?

AK Parti’de emeği olan bu isimlerin suçları partilerine “kurucu ilkelerini” hatırlatmak, dostane uyarılarda ve samimi eleştirilerde bulunmak. Ahlaki ve vicdani kriterlere geri dön çağrısında bulunmak…

AK Parti dava arkadaşlarının tavsiyelerini dinlemek ve nerede hata yapıyoruz muhasebesini yapmak yerine onları “davaya ihanet” ve “davayı terk” etmekle suçluyor. Ve Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın isimleri AK Parti tabanında “makam verilirken her şey çok güzeldi” gibi söylemlerle itibarsızlaştırılmaya çalışıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin