El birliğiyle AİHM’in altını oyuyorlar [Haber-Yorum: Mehmet Dinç, Strazburg]

AİHM’in nihai olarak karar verdiği davalardan yaklaşık 10 bini, henüz üye devletler tarafından uygulanmadı. Rusya, Türkiye, Ukrayna, gibi ülkeler sabıkalı listesinde. Hukuk sistemindeki ciddi yapısal sorunlar, iktidarların keyfi uygulamalarıyla birleşince ortaya kocaman bir ‘İnsan Haklarını Umursamama Mahkemesi’ çıkıyor. Diğer taraftan AİHM’in işleyişindeki yavaşlık ve aldığı kararların (özellikle son dönem Türkiye kararları) tarafları tatmin etmemesi ve kararların uygulanmaması Strazburg’daki mahkemenin itibarına gölge düşürüyor.

Avrupa Konseyi bakanlar komitesinin açıkladığı rakamlara göre yaklaşık 10 bin mağdur, kararlar uygulanmadığı için bir kez daha mağdur olmuş durumda. Romanya, Macaristan, Yunanistan, Bulgaristan, Moldovya ve Polonya, Rusya, Ukrayna ve Türkiye, gibi ülkeler bu hukuk çatısı altındaki hukuksuzluğu alışkanlık haline getiren ülkeler.

Rusya sistemi bloke ediyor

Parlamenterlere göre bazı kararların uygulanmamasının en önemli sebebi ülkelerdeki siyasi dirençler ve siyasi irade eksikliği. Fakat Rusya, Ukrayna ve Türkiye özelinde kararların uygulanmaması ve AİHM’e karşı takınılan tavır, mahkemenin itibarını kasıtlı olarak zedeliyor. Örneğin Rusya, aldığı kararla, AİHM’in kararını nihai karar olarak tanımıyor, kendi Anayasa Mahkemesinin onayını istiyor. Ayrıca 2 senedir Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisine (AKPM) vekillerini göndermiyor. Bununla yetinmeyen Rusya son olarak iki hafta önce Avrupa Konseyi’ne göndermeyi daha önce taahhüt ettiği katkı payının 11 Milyonluk son ödemesini bloke etti. Gerekçe olarak Rusya’ya karşı olumsuz tutumlarda artış olduğunu öne sürdü.

47 üye devlette, temel insan hakları ve özgürlükleri güvence altına alan, devasa demokrasi ve insan hakları kaleleri pozisyonundaki kurumlar her gün biraz daha yıpratılıyor. İktidar hırsını yenememiş, kendi vatandaşlarına zulüm etmekten geri durmayan yöneticiler tarafından her gün bir tarafı yıkılmaya çalışılıyor.

Son 4 senedir Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Azerbaycan gibi ülkelerin vatandaşlarına uyguladıkları hukuksuzluklar meclis gündeminin ilk maddelerini  oluşuyor. AİHM’in yıllık raporlarına göz gezdirdiğinizde, bu ülkelerin dava sayıları ve verilen kararların uygulanmamasında en başı çektiğini görürsünüz.

AİHM kendi  işleyişinde reforma gitmeli

Fransız parlamenter Pierre-Yves Le Borgn bu konu hakkında detaylı bir rapor hazırladı ve 47 üye ülke temsilcilerinin bulunduğu genel kurulda tartışılıp onayladı. Parlamento,  AİHM’nin gözden düşürülmesine yönelik her türlü siyasi bildirinin kınanmasını öneriyor. Ayrıca sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin izlenmesini sağlamak için parlamentoda yeni  yapılanmaların kurulmasını istiyor. Artık kriz haline gelen bu durumun çözümü için yeni yöntemlerin uygulanması gerektiği kanaati var. Cezaevi koşulları, yasa dışı tutukluluk, kötü muamele ve yargı süresinin uzun sürmesi en çok yaşanan hak ihlalleri. Örneğin Rusya’nın 15 yıldır hala uygulamadığı kararlar var. Mahkeme, kararlarını uygulatmakta zorlandığı için şöhretini sönme tehlikesiyle karşı karşıya.

‘Bazı ülkeler AİHM’in yetkisini kabul etmekte zorlanıyor’

Avrupa Konseyi’nin 47 ülkeyi ve 820 milyon insanı bağlayan, yegane yargı kurumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Dünya tarihinde bu kadar farklı ülkenin iştirak ettiği, tanıdığı, saygı duyduğu başka bir yargı kurumu bulunmuyor. Birkaç hırsına yenik düşmüş liderin anti-demokratik tavırları sebebiyle bu demokrasi kalesinin yıkılmaması lazım. Ayrıca AİHM’in işleyiş ve denetim mekanizmasını yenilemesi gerekli. Bu kanaat meclis çatısı altındaki parlamenterlerin de gündeminde. Örneğin sosyalist partiden Çilevisc’in “AİHM çalışma yöntemlerinde reform yapılmalı”, ifadesi ve Fransız vekil Le Borg’un “bazı ülkeler AİHM’in yetkisini kabul etmekte zorlanıyor” cümleleri, bu sorunun çözümüne yönelik çağrılar.

Türkiye resmen bataklığa saplandı

Son 10 yılın rakamları incelendiğinde, 2013’e kadar Türkiye’de yapılan yargı reformları, AYM’nin bireysel başvuru kabul etmesi gibi, ülkedeki demokratik ve özgürlükçü hava sebebiyle  AİHM’deki dava sayıları sürekli düştü. Fakat Türkiye için ilk kırılma noktası olan 2013 yılındaki 17-25 yolsuzluk operasyonlarından sonra hukuksuzluklar serisi ivme kazandı. İnsan hakları, ifade özgürlüğü gibi hak ihlalleri arttı. 2016 Temmuzundaki sözde darbe girişimiyle zirve yaptı. OHAL’in ilan edilmesi ve hukuksuz KHK’larla Türkiye hukuksuzluk ve temel insan hakları ihlallerinde yeni rekorlara imza arttı. 2014’te 10 bin dava bandının altına inmeyi başaran Türkiye 3 sene içinde 24 bin 500 davaya ulaşarak kırılması güç bir rekora imza attı. Dava artış hızı yüzde 300’leri buldu. Artık Türkiye Avrupa’nın en zalim, en hukuksuz, ülkesi durumuna düştü. AİHM verdiği kararlarla, bırakın Türkiye’yi hukuk çerçevesine çekmeyi, bataklığa sürüklüyor.

Işıl Karakaş da (işlemeyen) OHAL komisyonuna güveniyor

İki sene öncecine kadar, dava sayıları düşen, AYM’sine bireysel başvuru hakkı  tanındığı için Avrupa’da örnek gösterilen Türk yargısı, Haşim Kılıç konseye davet edilerek  takdir görmüştü, bir anda en hukuksuz ülkeler seviyesine çıktı. AİHM’in Türk yargıcı Işıl Karakaş DW’de Kayhan Karaca’ya verdiği mülakatta AYM’nin bireysel başvuruları kabul etmesiyle Strazburg’a gelen davaların azaldığını söylemişti. Mahkemenin Türkiye hakkında aldığı KHK kararlarında iç hukuka yönlendirirken “OHAL komisyonunu” işaret ettiklerini söyledi. Komisyonu etkili iç hukuk yolu olarak kabul ettiklerini söylüyor.

Fakat darbe girişiminin üzerinden bir sene gecesine rağmen hala komisyon işlemedi, kaldı komisyonun bu kadar yükün altından kalkamayacağını Sayın Karakaş kendisi de ifade ediyor. Karakaş “AİHM’in önünde 47 ülke için toplam 80 bin başvuru var, Türkiye’nin önünde ise 90 bine yakın dosya var. Bir ülkede,  47 ülkeden daha fazla dosya var. Nasıl baş edecek bilemiyoruz. Bu rakamlar göz önünde bulundurulursa Türkiye’de yaşanan insan hakları katliamları daha net ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Davalar Türkiye’den sel gibi geliyor’

Avrupa konseyi genel sekreterinin “Eğer önü alınmazsa Türkiye’den Strazburg’a davalar sel gibi gelecek” ifadesi yerini buldu. Türkiye’nin 2015 istatistiklerine göre AİHM’deki davası 84 bin 500 civarında, 2016’da bu rakam 12 bin 500 oldu 31 Mayıs 2017 itibariyle 24 bin 500. Yani her ay ortalama 2500 dava geliyor. Bu gidişle yıl sonuna 40 binleri bulacak. Sel, yavaş yavaş tsunamiye dönüşüyor. Bu yıkıcı dalgaların altında hem Türkiye hem de AİHM kalabilir. Tekrar bu hukuk şehrini inşa etmek uzun zaman alabilir

AKP’li vekiller Avrupa Konseyinde çatır çatır yalan söyledi

AKP milletvekili, Avrupa Konseyi parlamenteri Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, 47 ülkenin temsilcilerinin gözlerinin içine baka baka yalan söyledi, hatta aynı konuşmada kendi kendini yalanladı. Perşembe günü Strazburg’da AKPM genel kurulunda AİHM kararlarının uygulanmaması konuşuluyordu. Sayın vekil söz aldı, ‘fetö’ ifadesini kullanan cümlelerinden sonra, “Türkiye’de yargı sistemi AİHM kararlarını uyguluyor, zaten son 15 yılda öyle reformlar yaptık ki AİHM’e gelen dosyalar oldukça azaldı” deyiverdi.

Ceritoğlu Kurt’a göre 2012’de 400 olan başvuru sayısı, 2016 Eylül’de 117’ye düşmüş.

Yalan 1: Türkiye AİHM kararlarını uyguluyor

Gerçek 1: Türkiye AİHM kararlarını en çok uygulamayan ülkeler arasında

Yalan 2: Türkiye’nin 2016 Eylül ayı itibarı ile başvuru sayısı 117

Gerçek 2: AİHM başkanının ifadesiyle, Türkiye’den 8 bin 308 başvuru oldu OHAL ile ilgili olmayan 2945 başvuru ulaştı.

Türkiye 31 Mayıs 2017 tarihi itibariyle birinciliğe yükseldi. 24 bin 500 davası var, dava artış hızı yüzde 276. Ayrıca AİHM’in 2016 yılında verdiği 88 milyon Euro tazminat cezasının, 20 milyonunu tek başına Türkiye ödemek zorunda, geriye kalan 60 milyon 46 ülke bölüştü…

Ceritoğlu Kurt diğer taraftan kendi kendini yalanladı. Mercan ve Köksal kararlarını örnek göstererek “Türkiye’de komisyon çalışıyor bu sebeple 18 bin 000 dosya iç hukuka geri dönecek” diyor. Yani bizim de haberimizin olmayan 18 bin 000 dosyanın Strazburg’a ulaştığını ve bu dosyaların geri döneceğini itiraf etmiş oluyor.

Acı olan tarafı ise salonda CHP, MHP ve HDP milletvekilleri olmasına rağmen söz alıp bu büyük yalanı düzeltmediler.

Serap Yaşar, AIHM’i eleştireyim derken, ayağına kurşun sıktı

Yine AKP milletvekili Serap Yaşar, ki kendisi avukattır, AİHM’in siyasi kararlar verdiğini kendi yaşadığı tecrübelerle örneklendiriyor. Ama farkında olmadan AİHM son dönemde KHK’larla ilgili verdiği kararları eleştirmiş oluyor. Yani AİHM’in KHK mağdurları ilgili verdiği “olmayan iç hukuku tüket de gel” kararları da siyasi olabilir.

Avukat olarak, şu anda bu salonda bulunan Leyla Şahin Usta’nın AİHM’e getirdiği başörtüsü davasında siyasi karar verdiğini ifade ediyor: “Tıp öğrencisi iken sadece başörtülü olduğu için engellendi, AİHM’e başvuruda bulunduk, AİHM eğitim hakkı ve siyasete katılıma aleyhine karar verdi. Mahkeme kararlarının siyasi sonuçları olmakta bu konuya dikkat çekmek gerekiyor”. Bu cümleleriyle AİHM’in, Türkiye hakkında verdiği son 3 KHK kararını da eleştirmiş oluyor. Yani “AIHM verdiği kararla mağdurları değil, hem kendini kurtardı hem de Türk hükümetini memnun etti” eleştirilerini bir nevi onaylıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin