Ekonomiye güvenen beri gelsin [Analiz: Semih Ardıç]

Devrin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘teğet geçti’ dediği kriz 8 sene evvel yaşandı. 2009 krizinde Türkiye yüzde 4,7 küçülmüştü. Teğet geçmiş hali bu. Hukuk devleti ayakta olduğu için yatırımcı ilk şoku atlattıktan sonra elini cebine atmış ve ekonomi kayıplarını hızlı telafi etmişti. Millî gelir (GSYH) 2010’da yüzde 8,9, 2011’de yüzde 9,2 artmıştı.

2009 krizinden nasıl çıktığımızın cevapları mevcut krizin sebeplerini de ortaya koyuyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı, o gün yaptıklarının tam aksini icra ederek krizi derinleştiriyor. Mülkiyet hakkı kalmadı, muhalif sesler hapse atıldı. Haklarında tahkikat bile açılmamış 120 bin kişi kamudan bakanlar kurulu kararı ile atıldı. AB kriterlerinden uzaklaşıldı.

OHAL REJİMİ SERMAYEYİ ÜRKÜTTÜ

Temel hak ve hürriyetlerin çiğnenmesi, hukukî teminatın rafa kaldırılması demokrasi ile telif edilemez. Anti demokratik çizgiyi silmek yerine daha da kalınlaştıracak adımlar atılıyor. Şirketlere kadar varan müsadere kararları, OHAL rejimini rutinleştiren keyfî uygulamalar sermayeyi ürküttü.

2009 krizi 2008’de ABD’de patlak veren mortgage krizinin artçı şoklarından biriydi. İktidardaki AKP’nin dahli yoktu. Buna rağmen AKP krizin mesuliyetini üzerine almış, birleştirici siyasetiyle Türkiye’nin krizden en az hasarla çıkmasını temin etmişti.

Hâlihazırda iktidarda yine AKP var. Kriz her geçen derinleşiyor. Bakanların her biri ayrı telden çalıyor. “Petrol de bol döviz de.” nevinden içi boş hamasî sözler hudutların ötesinde makes bulmuyor. Zira hakikat öyle değil. Türkiye’de kimse önünü göremiyor.

Ekonomiye güveni olan beri gelsin ve kimsenin kendini güvende hissedemediği şu günlerde bunu nasıl başardığını tane tane anlatsın..

EKONOMİYE GÜVEN YERLE BİR

bakkalHer sahada gelen gün gideni aratır oldu. Ocak 2017 Ekonomik Güven Endeksi (EGE) önümüzdeki günlerin sıkıntılı geçeceğini haber veriyor. EGE Aralık 2016’ya nazaran yüzde 3,9 geriledi, 85,7 seviyesine indi. Buraya dikkat! EGE, Nisan 2009’da yani krizde 83.9 seviyesinde idi. O tarihten beri ikinci en berbat veri ile ocakta karşı karşıya geldik.

EGE’nin alt kalemlerinde dört sektördeki ‘hissiyat’ın ne olduğu ölçülüyor. Pekâlâ, hizmet, reel kesim (imalat sanayi), inşaat ve perakende ticaret sektörlerinde nasıl bir hissiyat varmış? Hepsinde gerileme var ve bu iyiye işaret değil. Hizmet 87,5’e, reel kesim 100,5’e, inşaat 74,8’e ve perakende ticaret 95,9’a geriledi.

Birbirinden farklı sektörlerin aynı anda inişe geçti. Manası şu: Münferit, lokal bir sarsıntı yaşanmıyor. Ekonomi, kronik bir krize dûçar oldu. Hükümet, dört koldan gelen moral bozan haberleri ciddiye alınmalı, çarelere kafa yormalı.

101 BİN 614 ESNAF İFLAS ETTİ

EGE ile aynı gün Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun (TESK) verileri açıklandı.  2016’da 101 bin 614 esnaf kepenk indirmiş. Bir sene içinde bu kadar hâne ‘ekmek teknesi’nden mahrum kalmış. Daha dikkat çekici tarafı var: İflaslar son üç ayda adeta patlamış. Sene biterken her ay yaklaşık 10 bin dükkân kapandı. Temayül bu sene ocak, şubat ve martta da değişmeyecektir.

En fazla iflas ise İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi ticaret merkezlerinde. Demek oluyor ki kriz yaygın ve tesirli. Kapanan iş yerleri arasında bakkal ve büfeler ilk sırada yer alıyor. ‘Ne var bunda, bakkal devri bitti’ diyebilirsiniz. O vakit bu kadar insana maişetini nasıl temin edeceğini de anlatacaksınız.

REFERANDUMA BİR KALA NEREDEN ÇIKTI BU KRİZ!

Hükümetin önünde iki yol var. Ya krizle yüzleşecek ya da ‘kriz yokmuş’ gibi ıslık çalmaya devam edecek. Birinci yolu tercih ederse krizi aşmak için atılacak ilk adım da Merkez Bankası’nı rahat bırakmak olmalıdır.

Vakit geçirmeden güçlü bir paket açıklanmalı. Kamuda israfa son vermek, ‘geçsen de geçmesen de 65 TL’ tarifesi ile milletin cebine ateş düşüren köprü ve otoyolların tarifelerini makul seviyeye çekmek, OHAL’i kaldırmak ve AB ile yeniden masaya oturmak gibi maddeleri ihtiva eden güçlü paketle kriz yönetimine geçilmelidir. İncitici, nobran, kutuplaştıran ve sokağı geren siyaset dilini yumuşatmak da elzem.

Partili cumhurbaşkanlığı’ referandumunda halkı ‘evet’e ikna etmek için bütün bu moral bozucu haberleri ve öncelik verilmesi icap eden işleri halının altına süpürmek de bir tercih. Amma velâkin halktan gelen mesajları iyi okuyamamak ya da kabullenmemek ters tepebilir. Anketler ‘evet’ diyenleri yüzde 45 civarında gösteriyor ki AKP açısından keyif veren bir oran değil bu. İktidar bundan tedirgin olduğunu ele veriyor.

SEÇMEN CEBİNDEKİ PARAYA BAKAR

Geçen hafta Kadir Has Üniversitesi’nin anketinde halkın yüzde 71’inin ‘kriz var’ demesi seçmenin referanduma giderken ‘hayır’a yakın durduğunu gösterdi. EGE’nin kriz senesi 2009’a rücu etmesi de iktisadî faaliyette bulunanlarda morallerin bozuk olduğunu gösteriyor.

Fitch’in notumuzu çöpe attığı günün ertesinde Borsa’nın yüzde 2 yükselmesindeki sunilik yanıltmasın. Bozuk moralleri düzeltmeye matuf bir hamle bu. Zira kredi notu indirilen ekonomide Borsa’nın yükseldiği vaki değil.

Sokağın hissiyatı 1 Kasım 2015 Genel Seçimi’ndeki hissiyattan çok uzak. Bugün sandık kurulsa ‘hayır’cıların zaferi ile neticelenir. İddialı gelebilir bu tespitim.

Ekonominin seyri ile seçmen davranışları arasındaki illiyete atıf yaptığım için esasında hiç iddialı değil. 2009 krizinin ucunun göründüğü ilk 3 aydaki seçmen hissiyatı, 30 Mart Yerel Seçimleri’nde AKP’ye verilen desteği yüzde 45’ten yüzde 38’e düşürmüştü.

Bariz kural: Ekonomi iyiye gitmiyorsa fatura iktidara kesilir.

Aynı hânede 30 seçmenin kaydı görünmezse, plakasız arabalardan okullara çuval çuval mühür basılmış pusula nakli yapılmazsa, mükerrer oy kullanılmazsa ve akşam oylar sayılırken kediler trafoya girmezse referandum sandığı Saray ve iktidarın beklemediği bir mağlubiyeti tesciller.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin