Ekonominin beka sorunu

HABER-ANALİZ | ALİ DENİZ

Belirsizlik enflasyonun nedeni değil, sonucudur. Karasızlık çok kötüdür.

Erdoğan Suriye operasyonunu aylarca anonsladı. Dünyada bağıra çağıra askeri operasyon yapan başka ülke var mı? Kimi zaman blöf yaptı. Kararlı bir duruş sergilemedi. Sonra sırf iç siyaset için Suriye’ye Ruslardan ve Amerikalılardan izin alınarak girildi. Dağa ovaya atılan bombaların, harcanan paraların hesabı bilinmiyor. Var mı Suriye operasyonlarının hesabını bilen? Olan gene halkın parasına oldu. Dış siyasi kazanım da sıfır!

Amerika’ya S400 blöfü çekti, Amerikalılar oralı olmadılar. Parasını Rusya’dan kredi alarak ödedi. Sandı ki S400 alım sürecinde Amerika Suriye’de ne isterse ona verecek. Putin’e de söz verince geri adım da atamadı. Olan bize oldu. Yok zamanda 2.5 milyar doları çöpe atmış olduk.

Avrupa’dan mülteciler için para istedi. Avrupa’yı Suriyeli mültecileri göndermekle tehdit etti. Halbuki Avrupa zaten Türkiye’ye şimdiye kadar 5,8 milyar Avro gönderdi. Gönderdiği paranın hesabını istiyor yıllardır, hesap kitap veren yok.

Türkiye’nin Suriyeli mülteciler için Avrupa’dan gelen parayı nereye harcadığını net olarak bilen yok. Avrupa harcama dökümlerini bekliyor hala.

Olan gene millete oldu, Avrupa artık para göndermiyor. Devletin kasası tam takır hala Suriyelilere para harcıyoruz.

Erdoğan’ın ‘yapmam’ deyip te sonradan yaptıklarını burada anlatmaya kalksak günler sürer. Batılılar Erdoğan’a güvenmiyor. Sürekli fikir değiştiren sağı solu belli olmayan bir lider olduğunu görüyorlar.

Erdoğan’ın kafası çok karışık.

Cemaate ve gerçek muhaliflere saldırma hariç hiçbir konuda kararlı bir tutum sergilemiyor. Rusya ve ABD Erdoğan’ın mal varlığını nasıl edindiğini ve nerelerde parası olduğunu çok iyi biliyorlar. Erdoğan’ın karasızlıklarının bir sebebi de bu. Korkuyor. Bu korku devlet yönetiminde kararsızlık getiriyor.

Erdoğan’ın korkuları, kararsızlıkları devletin kaygılarının da üstünde. Karasız bir başkanın, kararsız bakanları ve emirsiz hareket edemeyen kararsız bürokratları var. Erdoğan’ın bizzat kendisi Türkiye için büyük bir risk.

Düşünün Türkiye Cumhuriyeti devlet başkanı ‘kendi bekası’ için başka ülkelerin suyuna gitmek zorunda kalıyor.

Normalde meydanlarla kükreyen Erdoğan’ın ABD senatosundan kendisi, ailesi, bakanları ve Ermeni Tasarısı hakkında çıkan kararlardan sonra Büyükelçisini çekmesini beklenirdi. Ama eli mahkum. Rusya ve ABD ne yaparsa yapsın itiraz edemiyor.

Devlet kararsız olarak da yönetilir, hayat devam eder… Ama olan ekonomiye olur. Bunu da halkı kandırarak idare ettiği yere kadar taşırlar.

Amerikalıların 1980’lerde enflasyonla mücadelesi gibi ‘kararlı’ bir tutum sergileseydik ekonomi düzelmeye başlardı.

1980’lerde ABD’de enflasyon %16, faiz %20 olduğunda Amerika Merkez Bankası (FED)’te faizleri arttırdı, yüksek faiz politikası uyguladı, kararlı duruş sergiledi. Sonra enflasyon %2’ye, faizlerde %5’e düştü. 80’lerin üçüncü çeyreğinden sonra ABD ekonomisin büyüme hızı arttı.

Tabi bunu bağımsız olan Amerikan Merkez Bankası (FED) yapabildi, bizde böyle bağımsız bir Merkez Bankası yok. Hatta bizde hiçbir bağımsız kurum kalmadı.

Enflasyondaki belirsizlik, piyasalardaki güvensizlik uygulanacak politikalar konusundaki belirsizlikten ve siyasetçilerin ekonomi kuramlarına göre hareket edeceklerine duyulan kuşkudan kaynaklanıyor.

Eğer ekonomide yalan söylemeyi bırakırlarsa her şey mükemmel olmasa bile yıkıcı etkileri olmayacaktır. Enflasyonun düştüğüne ve düşeceğine herkes inansaydı bugün piyasalardaki görünüm çok farklı olurdu.

Ekonomide beklenen enflasyonun dengeleri bozmaz, beklenmeyen enflasyon ise kısa dönemde dengeleri sarsar, belki de gereksiz panik havası verir.

Şu an beklenen bir döviz kuru var. Herkes bekliyor. Onca açıklanan ekonomi paketlerine rağmen dolarlarını bozduran yok, aksine TL’yi bulan vatandaş dolar almaya devam ediyor.

Beklenen döviz kuru gelse, yani dolar 8-9 TL civarında bir yere otursa kısa dönemde bir dalgalanma olacak ama ardından ekonomik parametreler yürümeye başlayacaktır. Dolar bozdurulmaya başlanacak, piyasada TL bollaşacak, tüketim artacak, üretim artacaktır…

Gözümün kulağımız her zaman ABD ve Avrupa Merkez Bankalarında. Ama içerde işinizi düzgün yapmadıktan sonra dışardan gelip hiç kimse sizin işlerinizi yapmaz. ABD Merkez Bankası (FED) lehimize ne yaparsa yapsın ekonomide disiplinden taviz veriliyorsa bize hiçbir faydası olmaz.

Daha önce Doların nasıl baskılandığını anlattık. Hala bu baskılanma devam ediyor. Önceden de çok kullanılan SWAP ile bugünlerde dolar baskılanmaya çalışılıyor. Bir dahaki yazıda aslında bunun da nasıl bir saatli bomba olduğunu anlatacağım.

Ekonomi yönetimi başta Sayın Bakandan başlayarak değiştirilmeli. Ekonomi politikacıların siyasi çıkarlarına göre hareket etmemeli. Teknik kadrolar, bürokratlar bağımsızca düşünebilmeli, uygulama yapabilmeli.

Ekonomik parametrelerdeki hedefleri bir müddet mümkünse siyasetçiler değil bürokratlar açıklasın.

Açıklanan her türlü istatistiki bilgi ve hedefler her ne kadar korkudan çok fazla dillendirilemese bile alay konusu oluyor.

Enflasyon, büyüme, işsizlik, bütçe açığı, cari açık, MB politikası gibi konularda açıklamalar net ve inandırıcı olmak zorunda.

Bunların hiçbiri siyasete malzeme yapılacak konular değildir.

Ama Erdoğan bu dediklerimizin hiçbirini yapmayacak. Çünkü kimseye güvenmiyor.

Türkiye’nin kaynakları hiçbir dönemde böylesine çarçur edilmedi. Hastanelere müşteri arayan bir başkanımız var. Dünyada bunun da örneği yok.

Artık bu saatten sonra bu siyasi yönetim oldukça Türkiye’de yapılacak olumlu ekonomi paketleri olsa bile işe yaramayacak. Bunu hep birlikte göreceğiz. Ekonomi sıkıntıdan, darboğazdan kurtulmayacak.

Erdoğan daha önce defalarca bahsettiğimiz ‘güven’ sorununu ne yaparsa yapsın artık çözemez. Ticarette ‘güven’ birinci kuraldır.

Erdoğan’ın ‘karalılık’tan anladığı; eşe dosta rant sağlamak, çok zengin olmak, bu uğurda devletin her imkanını sonuna kadar kullanmak. Bu konuda çok kararlı!

Erdoğan’ın Trump ile arası iyi filan değil. Bu tamamen safsata, gene iç siyaset için kullanılan bir argüman.

Trump bir iş adamı. Müşterileri ile arası hep iyi… İyi bir tezgahtar. Aslında açık açıkta bunları söylüyor. Bulmuş Türkiye gibi yağlı müşteriyi, neden arasını bozsun! Zaten kendi iç kamuoyunda yeterince başı belada. Türkiye gibi ülkelerden kazandığı paralarla ekonomisine pik yaptırmaya ve bu konuda iç siyasette yürümeye çalışıyor.

ABD ile ticaret hacmimiz 100 milyar dolara çıkacak diye sevinen garibanlar var. İhracatçı birlikleri ve bazı iş çevreleri televizyonlarda konuşuyor, gülüyorum hallerine. Ülkem adına da üzülüyorum, aklı selim kalmamış!

Biz ABD’ye ne satacağız? Bir şey üretmeye başladık ta bizim mi haberimiz yok!

Erdoğan herhalde ihracatçılara ‘ABD ile anlaşma yaptık, ticaret hacmimiz 100 milyar dolar olacak, bu bir emirdir! 50 milyar dolarlık mal satın!’ diye ferman göndererek bu işin gerçekleşeceğini sanıyor.

ABD bize 90-95 milyar dolar tutarında, başta silah sanayi olmak üzere malı dayayacak, yumuşak karnı çok olan Erdoğan’da bunları kabul edecek. Olan gene halka olacak. Erdoğan gelen silahları resmi geçit ile halka tanıtıp beka meselemizi çözüyoruz deyip gene alkışı alır.

17 sene ülkeyi yönettiler ama başımıza açtıkları zarar ziyanı kaç senede çözeriz bilemiyorum.

Asıl ‘beka bilançomuzu’ Erdoğan’dan sonra görebileceğiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin