Durum ciddi: Canımı yakarsanız patlatırım, dedi

YORUM | TARIK TOROS 

Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki anlamlandıracak zaman kalmıyor.

Öncelikle, kadim kaidedir:

Halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkı vardır.

Geriye doğru muameleye bakılırsa şu görülür:

Kimi halkların bu hakkı vardır, kiminin yoktur.

BU YAZIYI YOUTUBE’DA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Yine:

“İşgal” kelimesinin anlamı bellidir, değişmez.

Siyasi, dini veya ideolojik yaklaşıma göre bunun adı “harekât”, “fetih”, “müdahale” olur.

“Kurtarma” veya “barış” gibi kelimelerle süslenir.

***

“Nerede Rus varsa orası Rus toprağıdır.”

Bu, tehlikeli bir yaklaşımdır.

Kırım mesela…

Bir zamanlar Rus toprağı olabilir, öncesinde de Osmanlı toprağıydı.

Ne yapacağız şimdi?

Anadolu da bin yıl önce Rum ve Ermeni yurduydu.

Sonu gelmez bu davanın.

***

Ukrayna’da olan, tipik biçimde “halkların kendi kaderlerini tayin hakkını” tanımamaktır.

Ve unutmayın, hiçbir işgalci “işgali” kabul etmez.

Buna kılıf bulmakta da ustadır.

İşgal sürerken engelle karşılaşınca…

“Sivilleri kalkan olarak kullanıyorlar” söylemi, modası geçmiş klişe bir laftır.

Putin bunların hepsini yaptı.

Dünyanın artık nur topu gibi bir sorunu var.

***

O arada…

Rusçular, NATO ve muhiplerini işgalin merkezine oturtabilirler.

Çocuğuna tekme tokat giren birinin “ama sözümü dinlemedi” bahanesine sığınması gibi bir şey bu.

Geçelim.

***

Putin’in işgalle amaçladığı: Ukrayna’nın yeni Belarus olması, Kiev’e de Lukaşenko gibi birini atamaktı.

Bunu hızlı hayata geçireceğini, direnişle karşılaşacağını ummuyordu.

Dünya kamuoyunda yalnızlaşacağını, müttefiklerinin dahi yanında durmaktan çekineceği bir durumda kalacağını belli ki hesap etmedi.

Düşünün: Azerbaycan Başkanı, Ukrayna’ya petrol desteği verdi.

***

Dönelim.

Putin, Donbas’taki iki cumhuriyetçiği tanımasına tepkiler umduğu gibi olunca…

İki gün sonra Ukrayna’ya girdi.

Oysa, “girelim” dediği için kendi istihbarat başkanını kameralar önünde haşlamıştı.

İşgal öyle beklenmedik anda geldi ki…

Alman istihbarat başkanı, haberi Kiev’deyken aldı. Çatışma bölgesinden güç bela çıkardılar.

(“NATO! NATO!” diye dolananlara bunu hatırlatın, yeterli.)

***

Kremlin, savaşın tek taraflı olmasını bekliyordu.

Olası yaptırımları satın almıştı.

Putin sıkıntıyı kısa ve orta vadede önceden rezerv ettiği iç kaynaklarla çözecekti.

Büyük ölçüde Rus gazına bağımlı olan Almanya, İtalya, Macaristan, Finlandiya gerçeği varken… Acımasız bir paket dayatamazlardı nasılsa.

***

Sadece Rus şirketleri değil, mafya babalarından Asya ve Afrika otokratlarına binlerce kişinin “vergi cenneti” adalarda, İsviçre bankaları gibi “dokunulmaz” kasalardaki varlıkları çorap söküğü gibi ortaya çıktı, çıkıyor.

Bunlara sıra gelmedi çünkü kimse “sistemin” felç olmasını istemiyor.

Haliyle, henüz kimse yakıcı anlamda “yaptırımla” sınanmadı.

Samimiyet testi yaklaşıyor.

Eğer gerçekten Putin’e karşı ciddiyseniz, Kremlin’le ilişkili insanların servetlerini takip edersiniz.

***

Çok tehlikeli bir süreçten geçiyoruz.

Putin’in nükleer bombaları alarma geçirmesi, blöf değil.

Baş parmağı pimin üzerinde.

Adeta, “Canımı yakarsanız patlatırım” diyor.

İşler ters giderse…

Kaybeden Ukrayna halkı ile birlikte dünya barışı olabilir.

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

1 YORUM

  1. Ne yapsın batı, aman dünya barışı diye Ukraynayı altın tepside mi sunsun? Hele durum bu noktaya gelmiş takke düşüp kel görünmüşken. Putin “Vallaha satarım köyü haa” dedi ama muhtemelen marabalar depoları o farketmeden boşaltacaklar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin