Donarak ölmeyen canlılar da var!

HABER-İNCELEME | BETÜL GÜL

Tr724 ÖZEL | Okyanus suyu yaklaşık -1,9 derecede donuyor. Tipik bir balığın, çevresindeki suyun sıcaklığı -0,8 dereceye düştüğünde donmaya başlayacağı, suyun daha da soğuması durumunda, vücudunda dokularına zarar verecek küçük buz kristallerinin oluşacağı ve hayvanın dakikalar içinde öleceği belirtiliyor.

Peki ama, kutup balıkları neden oldukları yerde donup kalmıyor? Bazı balıkların kanlarında ve vücut sıvılarında bulunan antifriz proteinler, buz kristallerine bağlanıp büyümelerine engel oluyor. Antarktika’yı çevreleyen sularda yaşayan timsah buz balıkları (Channichthyidae) da bunların arasında. Zoolog Ditlef Rustad 1927 yılında, gezegenin en ücra köşelerinden birine, Antarktika yakınlarındaki Bouvet Adası’na yapılan zorlu yolculukta rastlamıştı bu garip balığa.

Pulları yoktu, vücudunun bazı kısımları yarı saydamdı, çenesi timsahınkini andırıyordu. Kanı şeffaf, solungaçlarının içi, hatta kalbi bile beyazdı.

Uwe Kils (CC BY-SA 3.0)

Timsah buz balığı türlerinin hiçbirinin kanında, omurgalıların hayatı için zaruri sayılan kırmızı kan hücreleri ve dokulara oksijen taşıyan hemoglobin yok. Uzun yıllardan beri bu balıkları araştıran Amerika’nın Northeastern Üniversitesi’nden Prof. William Detrich, sıcaklık düşük olduğunda kanda ne kadar çok hücre olursa kanın akışkanlığının o kadar azalacağını söylüyor. Buz balıklarınınki gibi “ince” kanın soğukta daha kolay vücutta dolanacağı ifade ediliyor. Peki bu hayvanlar kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin olmadan nasıl yaşıyor? Antarktika sularının oksijen açısından zengin olması, derisinin pulsuz olması, dolayısıyla daha fazla oksijen geçirebilmesi, kalbinin ve damarlarının büyük olması gibi bir çok etkenin bir arada bulunmasıyla yaşıyor buz balığı.

Alaska’da yaşayan orman kurbağası (Rana sylvatica) kışı yaprakların, kar tabakasının altında geçiriyor. Vücut sıcaklığı eksi 6 dereceye düşüyor, bedenindeki suyun üçte ikisi donuyor, kalbi duruyor, beyin faaliyetleri duruyor, nefes almıyor ama ölmüyor! Çözülmesinden sonra birkaç saat içinde tüm hayati fonksiyonları geri dönüyor. Dokularda buz oluşması büyük hasara neden olabilir. Buz hücrelerin içine kadar ulaşmasa bile, hücreler aşırı su kaybedip büzülerek zarar görebilir. Hem, damarlardaki kan donunca organlara oksijen ve besin de gitmiyor. Peki kurbağa nasıl zarar görmeden donup çözülüyor ve ilkbaharda normal yaşamına devam ediyor?

Dave Huth (CC BY 2.0)

Yirmi yılı aşkın bir süre kurbağaları yeniden hayata döndüren süreçleri inceleyen Kanada’nın Carleton Üniversitesi Biyokimya Enstitüsü’nden Prof. Kenneth Storey ve Jan Storey’in araştırmalarına göre, kurbağanın derisinde buz oluşmaya başlamasıyla karaciğeri glikojeni glukoza çevirmeye başlıyor. Kalbi durana dek kanı pompalıyor, çok yüksek miktarda glukoz kana karışıyor. Glukoz insan kanında da bulunan kan şekeri. Ancak, orman kurbağasının kan şekeri normal seviyenin 100 katına çıkıyor. Jan Storey, “şeker hastalarının, kan şekerleri yalnızca 2-10 katına çıktığında maruz kaldıkları ağır zararlardan hiçbiri kurbağada görülmüyor” diyor. Organların çevresindeki buzlanmadan dolayı kurbağanın hücrelerinden biraz su çekiliyor ama, bu hücrelerdeki glukoz yoğunluğunu daha da artırıyor. Sonuçta hücre içinde donmayan, koyu şerbet kıvamlı bir sıvı kalıyor. İlkbahar geldiğinde buzlar eriyor, kurbağanın kalbi çalışıyor, nefes almaya başlıyor. Alaska Üniversitesi’nden Dr. Don Larson ve meslektaşları, akademik dergi Journal of Experimental Biology’de yayımlanan makalelerinde doğal ortamlarında gözlemledikleri orman kurbağalarının aylarca donmuş halde kaldığını, sıcaklığın −18.1 dereceye kadar düştüğünü, kurbağaların hepsinin sağ kaldığını belirtiyorlar.

Kuzey Kutbu yakınlarında yaşayan yay kuyrukluların (Onychiurus arcticus) vücutlarında olup bitenler de akıllara durgunluk verecek türden. Sıcaklıklar düşmeye başladığında böceklere benzeyen bu minik hayvanların vücutlarında çamaşır suyu gibi bir madde olan hidrojen peroksit üretiliyor. Yay kuyruklulara ilişkin araştırmalar yapan Dr. Melody Clark, bunun bir dizi biyokimyasal işlemi tetiklediğini söylüyor. Derileri daha gözenekli hale geliyor, vücutları kuruyor. Bedenlerinde trehalose adlı bir madde sentezleniyor ve buzlanmadan zarar görmeden durağan bir evreye giriyorlar. “Bu süreçte vücut tüm suyunu kaybediyor. Tamamen susuz kaldığında geriye normal görünümlü bir kafa ve buruşuk, kırılgan bir pakete benzeyen bir vücut kalıyor.” diyor Dr. Clark. Baharın gelmesi ve buzların erimeye başlamasıyla buruşturulmuş paketleri andıran bu hayvanlar da yavaş yavaş normale dönüyor, canlanıyor.

“Haşirde bütün ruh sahiplerinin diriltilmesi, Cenab-ı Hakkın kudreti için, kış mevsiminde ölüme benzer bir uykuya yatmış bir sineğe baharda yeniden hayat ve vücut verilmesinden daha zor olamaz. Zira ezeli kudret zatidir, kendindendir; değişmez, ona acz karışamaz, engeller müdahale edemez… Onda mertebeler olamaz… Her şey ona nispeten birdir.” (Kısmen Sadeleştirilmiş Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin