Darbe tartışmaları ve yargıda ‘bilek güreşi’…

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Darbe tartışmasını kim başlattı? Darbeyi gündeme ilk kim getirdi?

İktidar yandaşlarına göre, AKP’yi devirmek isteyen muhalefet, derin yapılar, üst akıl…

Muhalefete ve Ulusalcılara göre ise, iktidar yeniden mağduru oynamak ve tabanını konsolide etmek için bu yalanı köpürtüyor.

Demokrat çevreler ise, iktidarın bir daha seçilme ihtimali olmadığı için yeni bir 15 Temmuz planladığını ve yeni bir otoriterleşme atağı için bunu kullanacağı kaygısını dile getiriyor.

***

Önce iddianın kaynağına dönelim.

Darbe iddiası, ABD Ordusu tarafından desteklenen Rand Corporation tarafından ABD Ordusu için hazırlanan raporda geçiyor.

Detaylarını, Türkiye’nin esrar-ı derunu, ABD Ordusu’na sunulan o raporda… başlıklı 11 Şubat 2020 tarihli bu köşede yayınlanan yazımda bulabilirsiniz.

Çok dikkat çeken rapor, “Orta kademe subaylar üstlerinin politik tavrından ve Suriye politikasından rahatsız. Bu durum ileride bir darbeye neden olabilir…” şeklinde bir öngörüde bulunuyor.

ABD düşünce kuruluşlarının her darbe öncesi yazdıkları raporlar da, darbe ihtimaline dikkat çekmeleri ve her defasında doğ1Ωru çıkması, raporun ABD Ordusu’na sunulmuş olması, bir ‘ihtimal’ olarak dile getirilen ‘darbe’yi bu şekilde tartışılır hale getiriyor. 

İkincisi, Türkiye’de darbe geleneğinin 15 Temmuz ile son bulmadığı, bir daha ki girişimin 28 Şubat’ta olduğu gibi, “neo-post modern darbe” olabilmesi halen ihtimal dahilinde.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Aslında Rand Raporu’nda ‘darbe’ bir ihtimal iken, raporda gözden kaçırılan bir gerçek var. 

Rapor, TSK’da tasfiye edilen subay kadrolarının Ulusalcılar, AKP ve Avrasyacılar tarafından doldurulduğuna ve kapsamlı tasfiyenin Türk Ordusu’nun komuta ve savaş kabiliyetini zayıflatıp, hava gücünü sıkıntıya soktuğuna dikkat çekiyor. 

Yani raporda geçen bir ‘ihtimal’ üzerinden fırtınalar koparılıyor ama ondan çok daha ciddi ve gerçekleşmiş 40 bin tasfiye ve TSK’da oluşan zaaf konusunda kimse ses çıkarmıyor. 

***

Madem gerçeği görmemekte ısrarlılar, o halde biz de onların gündemindeki darbe ihtimalini tartışmaya devam edelim.

Ulusalcı ve Avrasyacı çevreler, emekli paşalar, darbeyi iktidarın gündeme getirdiğini ve yeni bir 15 Temmuz kumpası kurduğunu dile getiriyorlar.

Bu doğru değil. Kaynak ABD Ordusu’na sunulan o rapor.

1980 darbesinde görev almış, 28 Şubat’ta etkin görevlerde bulunmuş isimlerin hiç darbe ihtimali yokmuş gibi davranmaları, bunu sanki iktidarın gündeme getirdiğini ileri sürmeleri, dikkatleri başka yöne yöneltmek için gibi geliyor. Bir şeylerin üstünü örtüyorlarmış gibi görünüyor. 

İktidarın raporun önemini geç kavradığını ya da siyasi ayak tartışmalarını gölgelemek ve tabanını yeni bir darbe ihtimali ile korkutmak için köpürttüğü ise bir gerçek.

Siyasi ayak tartışmaları ve çıkışı olmasaydı, iktidarın “sıranın kendilerine geldiğine” uyanması ihtimali yoktu. 

Şimdi, Ergenekon ve Balyoz’u hatırlıyorlar… Cephanelikleri, suikast girişimlerini yeniden kaleme alıyorlar. Oysa hepsini kendileri yargıda akladı…

***

Doğru olan şu ki, iktidar ve gizli iktidar ortağı ulusalcılar yol ayrımına geldiler. 

Ulusalcılar, yargı süreçlerinden tamamen aklandılar. İktidarın artık üzerlerinde ‘demoklesin kılıcı’ gibi sallayabileceği bir tehdit yok. 

İktidar, içeride ve dışarıda o kadar yıprandı ki, o kadar büyük hatalar sarmalına girdi ki, aynı gemide batmak istemiyorlar. 

Yargıda başlayan hesaplaşma, yargıda devam ediyor. 

Ergenekon ve Balyoz iddiaları aklandı… 17/25 Aralık da…

Şimdi ‘siyasi ayak’ gündemde. AKP ve Erdoğan, “FETÖ’nün siyasi ayağı” olarak yargı önüne çıkarılmaya çalışılıyor. 

Yargı artık güçlünün sopası. Doğu Perinçek’in beyanı ile “iktidarın köpeği”… 

Karşılıklı olarak yargıya intikal eden ‘siyasi ayak’ kararları, yargının kimin kontrolünde olduğunun göstergesi olacak.

TSK’nın her şeye rağmen Erdoğan’ın kontrolünde olmadığı biliniyor. Hatta, TSK’da oluşan zaafa rağmen olanca güçleriyle, Erdoğan iktidarını kendilerine sütre ederek, TSK’da tasfiyeleri sürdürme, ‘kemiksiz et’ kıvamına getirme çabası içindeler.

Yargının vereceği karar ve alacağı pozisyon, bundan sonraki siyasi sürecin belirleyicisi olacak.

***

Gezi Davası kararını da yargıda ‘bilek güreşi’nin parçası olarak görüyorum.

Hukukçu Turgut Kazan’ın şu tespitine aynen katılıyorum:

“Rahip Brunson, Gazeteci Deniz Yücel davası nasıl olduysa Gezi Davası da öyle oldu. Şu anda bunun hangi gerekçeyle olduğunu bilebilecek durumda değilim. Ama sakın ola ki kimse bunu bir yargı kararı olarak düşünmesin”. 

Kimse yanlış anlamasın. Gezi Davası’nın uyduruk gerekçelerle açıldığını, 6 Mart 2019 tarihli “Gezi İddianamesi ve gerçekler…” başlıklı yazımda kaleme almıştım. 

Ancak Gezi Eylemleri, AKP için aynı şeyi ifade etmiyor. Onlar, Gezi’nin planlı ve dış destekli AKP hükümetini devirmek için gerçekleştirilen bir ‘darbe’ girişimi olduğuna içtenlikle inanıyorlar. 

Gezi Davası’nda verilen beraat, AKP için yıkım olmalı… 

Ne fark eder ki, Ergenekon ve Balyoz’u, 28 Şubat’ı akladılar, Gezi’ye neden takıntılı olsunlar? diyebilirsiniz.

Fark, öncekilerle şu an ‘gizli ortaklık’ kurabilmiş olması, Gezi ve bileşenlerinin ise bu kirli ortaklığa yanaşmaması… 

Erdoğan işte bu nedenle en azından Osman Kavala’nın “siyasi esir” olarak tutulmaya devam edilmesi talimatı verdi ve bunun kendi talimatı olduğunu da ifşa etti.  

***

15 Temmuz ile suçlayınca akan suların duracağını sanıyorlar.

Nasreddin Hoca’nın ünlü fıkrası gibi, “Kazanın doğurduğuna inanıyorsunuz da, öldüğüne neden inanmıyorsunuz?” ruh haletindeler. 

Ev kadınlarını, hamile kadınları, yaşlıları, öğretmeni, esnafı, gazeteciyi, akademisyeni, doktoru, hakimi, avukatı, hatta kanserli hastayı… 250 bin insanı 15 Temmuz yalanı ile hapse attıklarında ses çıkarmayanlar, Osman Kavala’nın “Soroscu darbeci” olduğu yalanına bir türlü inanmıyorlar. 

İktidar da bunu algılayamıyor, haklı olarak (!)

***

Sonuç olarak, yargıda bilek güreşinin galibi, Türkiye’nin önümüzdeki süreçteki siyasi geleceğinin belirleyicisi olacak. 

AKP ya ayarını bozduğu hukuk kantarında kendisi de tartılacak ya da gizli ortaklarını yargı eliyle açıktan tasfiye edecek. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin