Bir coğrafyanın içli hayali: Feyruz

YORUM | M. NEDİM HAZAR 

“Seni terk eden delidir, ey Beyrut!
Halkımın kanayan yarası,
analarımın akan gözyaşısın.
Benimsin sen ey Beyrut!
Benimsin…”

Böylesi bir ruh haliyle dillendiriyor şarkılarını ve şairin dediği gibi harfler harp düzeni alıyor adeta. Feyruz sanat ya da sanatçıdan çok daha fazlası aslında; bir kentin, bir ülkenin ve dahi bir bölgenin ruhu, umudu, arzuhali, beklenen lisanı oluyor.

Sevgili kelamını bir vatanseverlik portresiyle özdeşleştiriyor misalen. Sevgiliye de sözü var, ülkesine de, insanlığa da elbet! Ancak öyle bir bölge düşünün ki, yıllarca kimlik, güvenlik, çatışma ekseninde ulus devlet sancılarıyla kıvransın…

Lebanese singer Fairuz' 1987 LP Maarifti Feek reissued for the first time

Bir ülke düşünün ki, “Doğu’nun Paris’” denilen inci bir kent iken çatışmaların ve iç savaşın kıskacında harap olsun. Dolayısı ile ülkesine milletine, barışa bu kadar düşkün ve o eski, güzel günlerin hasreti ve geri dönmesi umuduyla yaşayan bir sanatçının ülkesinin ve Beyrut’un kaderiyle ilgilenmemesi, bunun üzerine biz söz söylememesi, hatta politik olmaması mümkün mü? Ancak Feyruz bunu öyle büyük bir sorumlulukla, birleştirici, kuşatıcı, etnisite üstü, dinî ve mezhepsel çatışmalar üstü, politika üstü bir sanatla icra ediyor ki, bütün kesimlerin ortak dili, Beyrut’un çok kültürlü ve bir o kadar hoşgörülü; Ermeni’nin, Maruni’nin, Dürzi’nin, Arap Hıristiyan’ın, Müslüman’ın, Şii’nin, Sünni’nin yaşadığı ortak paydanın ortak hayali, gelecek tasavvuru oluyor.

Fairuz: 5 Times the Lebanese Star Was a Style Icon | MILLE

Feyruz demek, Beyrut, Lübnan, Filistin, Suriye, Hıristiyan, Müslüman demek… Feyruz demek politik ve suni sınırlarla parçalanmış bir Arap coğrafyasının, beşeri ayrılıklar üstü birliği, huzur içindeki rengârenk, öteki haritası demek oluyor. Bu anlamda Feyruz, sanatın, ayrıştıran diğer bütün argümanlar karşısında birleştiriciliğini sadece müzikal icraatlarıyla ispatlayan bir örnek, paramparça bir coğrafyanın bir bütün hayalinin ortak rengi oluyor.

Orta Doğu’nun en tanınmış sanatçılarından birisi Feyruz. Lübnanlı şarkıcı son elli yıldır ülkesinin geçirdiği sosyal ve siyasi dönüşümün sosyokültürel bir yansıması olduğu kadar, Arap müziğinin yirminci yüzyıldaki en önemli dünya çapında temsilcilerinden biri.

An artist uniting a nation: Lebanon's Fairuz | Daily Sabah

Arap kültürü ve müzikal dokusunun, tarihi ortak geçmişinin beslediği bir duruşun yanında, Arap dünyasının güncel siyasî meselelerine karşı sanatsal ve sosyal anlamda sergilediği duyarlılık Feyruz’u Feyruz yapan temel etkenlerden biri. Feyruz, müziği ve duruşuyla sanatın birleştirici gücünün, sosyal sorumluluğunun ve sanatçının vicdanî yükümlülüğünün bu coğrafyada ne anlama geldiğini ve ne kadar büyük bir role sahip olduğunu gösteren kült bir örnek.

BİR COĞRAFYANIN HAYALİ KÖPRÜSÜ

Çok güzel bir efsane anlatılır. Lübnan’ın bir saldırı sonucu bütün köprüleri yıkılmıştır. Ve bir söylenti dolaşır sokaklarda; İsrail Başbakanı Olmert, Beyrut’ta yıkamadığı tek köprüyü — Lawziyeh Köprüsü’nü — aramaktadır. “Bir tek şarkıcı Feyruz biliyor,” derler köprüyü. “Bir tek o gösterebilir köprünün yerini.“

It's All About Manners..

Dalga geçmektedir Lübnanlılar İsrail saldırılarıyla. Böyle bir köprü yoktur ve hiç olmamıştır! Lawziyeh; yıllar önce Feyruz’un bir şarkısında kurduğu hayalî bir köprünün adından başka bir şey değildir! “Tüm köprülerimizi yıkabilirsiniz ama içimizdeki vatan sevdasını ve birlikteliğimizi asla!” der Feyruz. O, sırf bu yüzden Arap coğrafyası için bir tahayyülün ve motivasyonun vücut bulmuş hali, dili, ruhu ve umududur. Esrik bir tınıdan, sekiz oktav ve eşsiz iniş çıkışlarıyla çıkardığı mükemmel seslerden, kudretli müziğinden öte bir ‘şey’dir Feyruz. 

Lübnan’ın ve Orta Doğu’nun en önemli sanat markalarından biri olan Feyruz, dünyanın hemen her yerinde sanatını icra etmiş. Ödüller almış, takdir görmüş ve kitle oluşturmuş bir sanatçı. Hayatı ve müziği belgesellere ve akademik makalelere konu olmuş, sosyolojik tespitlerin odağı olmuş kültürel bir aktör. Lübnan’ın sosyokültürel, hatta siyasî tarihi ve çalışmaları üzerine araştırma yapanların değinmeden geçemeyecekleri, istemeseler de anlamak zorunda kalacakları bir gerçeklik aynı zamanda. Ya da kısaca, 20. yüzyıl Arap müziğinin ‘Diva’sı, efsanesi, özeti…

Ülkemizde pek tanınmış olmamasının, bizim kendi ulus-devlet sürecinde izlenen, Doğu’dan uzaklaşma çabaları ile nedensellik bağları mevcut. Ancak Türkçeye uyarlanmış şarkıları, dinleyeni şaşırtacak kadar tanıdık. Ajda Pekkan’ın seslendirdiği ‘Sana Neler Edeceğim’, ‘Tanrı Misafiri’, Gönül Akkor’un seslendirdiği ‘Böyle Gelmiş Böyle Geçer’, Erkin Koray’ın seslendirdiği ‘Eyvah’ gibi…

Outrage in Lebanon over article 'slandering' Fairuz | Middle East News | Al Jazeera

BİR SES Kİ, PARLAK VE YUMUŞAK!

Onun hayat hikâyesi, bölgenin kadim kaderinin öyküsüdür aynı zamanda.

Feyruz, o zamanki ismiyle Nouhad Haddad, 1935 yılında Lübnan’da Maruni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Orta halli bir Süryani Ortodoks ailenin en büyük kız evladıdır. Daha sonra Beyrut’a taşınan Feyruz, 1947 yılında sesini Beyrut Konservatuvarı öğretmenlerinden birine duyurmayı başarır. Lübnan siyasî bağımsızlığını kazanalı henüz birkaç yıl olmuştur. Profesyonel müzik hayatına radyo korosunda başlar. Benzersiz sesiyle, sesinin kudretiyle, Doğu-Batı enstrümanı fark etmeksizin uyumlu gırtlağıyla çok kısa bir sürede Lübnan ve Suriye’de büyük bir ün kazanır. Birkaç yıl içinde Beyrut’un önde gelen iki sanatçısı Assy ve Mansur Rahbani ile çalışmaya başlar.

Bu yıllar Beyrut’un, Lübnan’ın gelişmekte olan rüya kentidir ve inanılmaz göç alıyordur. Özellikle, kırsal kesimlerinden gelenler, Feyruz’un köy hayatına ve onun sadeliğine, güzelliğine, dinginliğine vurgu yapan ve duyulan özlemi dile getiren şarkıları, sokak aralarında adeta günaydın-iyi akşamlar selamı olmuştur. 1950’li yıllar, Feyruz ve Rahbani Kardeşleri iş hayatında birleştirir. Lübnan’ın ünlü ‘Baalbek Müzikal Festivali’nde müzikal tiyatrolar sergilemeye başlarlar. Lübnan folklorunun ve Lübnanlı kimliğinin gelişmesine Feyruz daha o yıllardan katkı sunmaya başlamıştır. Nitekim çoğu kez devlet desteği ile sergileniyordur bu müzikaller.

Ils étaient tous là dimanche pour Assi Rahbani, sauf Feyrouz... - L'Orient-Le Jour

1960’lara gelindiğinde Beyrut ve çevresi ‘iki siyasî kültürün hâkim olduğu iki farklı şehir’ görünümündedir. Beyrut’un doğusunda daha ziyade varlıklı ve çoğunluğu Arap-Hıristiyan aileler otururken, şehrin batısında Filistin’den gelen pek çok göçmenle birlikte yoksul Şii, Sünni aileler yaşıyordur. Dinî kimliklerle örtüşen iktisadî kutuplaşma ve artan gelir eşitsizliği kısa sürede şiddetli bir toplumsal çatışmaya dönüşür. Feyruz ve Rahbani kardeşlerin sergiledikleri oyunlarda tasvir ettikleri ‘barış içinde yaşayan tek bir ulus’ idealine ve bu idealin Lübnan’da pek çokları tarafından benimsenmesine rağmen iç savaşın önüne geçilemez. Beyrut ve Lübnan, bu sefer gerçek anlamda ikiye bölünür.

16 yıl süren iç savaş boyunca umuda ve barışa dair şarkıları söylemeye devam eder Feyruz. Ancak konserlerine verdiği uzun arayı iç savaşın ardından çıktığı Şehitler Meydanı’nda, Eylül 1994’te son verir. Bir umut tazelenmesidir bu, bir inancın tekrar hayat buluşu. Özgürlüğü emzirir müziği ve “Turkuaz” hayallerin arasındaki mesafe Feyruz kadardır!

There's A Massive Mural Of Fairuz In Beirut Now!

Asıl adı Nouhad Haddad olan sanatçıya Feyruz yani Türkçede Firuze (Turkuaz) adını onu keşfeden hocası vermiştir. Sesinin zarafetine verilen renk, ülkesinin hayallerinin rengi, adı olur böylece. Hayaldir Feyruz. “O yoktu aslında,” diyor onu tanıyanlar, “Lübnan’ın hayali vardı!”

Şarkıları bir halka söylenmiş olsa da, hep evrensel değerlere ve birliğe işaret ediyordur. Üstelik Lübnanlılığıyla olduğu kadar, Araplığıyla da dışlayıcı olmaktan ziyade birleştirici bir Arap coğrafyası portresi çizmiştir her zaman.

BİR RUH SENTEZİ

Her işgal onları kanatır, dökülen her damla kan çığlık olur şarkılarda. Onun hassasiyeti insanlığın ortak haysiyetinin inceliğini yansıtır adeta. Ve eskimez Feyruz şarkıları… Bir sentezdir aynı zamanda, Batı ile Doğu’nun içsel bileşkesi.

Fairuz next to her Husband Assi Rahbani | Middle east culture, Art music, Arab beauty

Tarz olarak doğaçlama söylenen uzun geleneksel Arap şarkılarından farklı olarak sahne öncesi provalara dayanan bu yapıtlarda Arap müziğinde sıkça kullanılan ut ve kanun gibi birtakım müzik aletleri kullanılmazken, yerel vurmalı sazlara ağırlık veriliyor ve arka planda akordeon, piyano ve kaval gibi çalgılar ön plandadır.

1950’li ve 1960’lı yıllar, Rahbani Kardeşler ve Feyruz’un dünyaca yetkin Batı ve Arap söz yazarları ve bestekârları ile çalıştığı yıllardır. Feyruz’un Muhammed Gazi ve Lübnan Halk Topluluğu ile çalıştığı Endülüs, Rahbani Kardeşler’in Muhammed Abdelwahab ile çalıştığı 1961 tarihli Ishar, Philemon Wehbe’in bestelerinin öne çıktığı Safarberlek albümleri bu dönemin klasikleri arasındadır. 1980 sonrasında ise şarkılarının çoğunu oğlu Ziad Rahbani’nin yazdığı ve bestelediği, caz ve orkestral unsurların ağırlıkta olduğu Kefik Inte ve Marifti Fek gibi albümler öne çıkar.

Feyruz, bugün 85 yaşında. Eşsiz bir ses ve sanatsal yetkinlik onun sınırların ve ideolojilerin ötesinde kazandığı ünü yeterince açıklıyor belki. Sanatın sorumluluk ifade etmediği bir çağda Feyruz’un sanatı başka türlü bir sanatsal bilincin varlığına ve gücüne işaret ediyor.

Unmasked Macron meets legendary Lebanese singer Fairuz | Middle East Eye

Lübnan’da gençler bugün Feyruz dinliyor. Bir hayali, belki de gerçekte hiç var olmamış bir geçmişi hatırlıyor onun şarkılarında yeni nesil. Geçmişin hatırası ile geleceği düşlüyor bugün onu dinleyenler. Onca yıkımın ardından umutla direnebilmek adına, yeni bir gelecek için direnen ve mücadele eden tüm sanatçıların ortak bestesini seslendiriyor adeta:

“Er ya da geç, şarkılar kazanacak bir gün!”

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin