Cezaevlerinin boşaltılması için ortak hareket şart

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Dünyayı tehdit eden Koronavirüs’e karşı her ülke kendi imkanları ölçüsünde tedbirler açıklıyor. Bahreyn ve İtalya’da bütün tutukluların serbest bırakıldığı haberleri geliyor… İran da yaklaşık 85 bin mahkûmun geçici olarak serbest bırakıldığını açıkladı. Serbest bırakılanların yarısına yakınını siyasi mahkumların oluşturduğu söyleniyor.

Sosyal medyada “KoronayaKarşı AcilTahliye” kampanyaları açılıyor, dünya genelinde bu TT oluyor, halk bunu önemsiyor. Zira Çin’de İtalya’da neler olduğunu, nasıl kitlesel katliam gibi ölümler yaşandığını gördü herkes… Temel vazifesi, kuruluş gayesi vatandaşının hayatını, sağlığını korumak olan devletin buna kayıtsız kalmaması gerekiyor.

İş işten geçmeden Türkiye de aynısını yapmalı. Kanunen “tutukluluğun tedbir sayıldığı” yerde tutuklu yargılananlar adli kontrolle yargılanabilir. En kötü ihtimalle tutuklulara elektronik kelepçeyle ev hapsi seçeneğini düşünülmeli… Eğer geç kalınırsa ve virüs içerde yayılırsa, korkunç bir katliama dönüşebilir!

Bundan 20 yıl önce, 19 Aralık 2000’de “Hayata Dönüş” adı verilen 20 cezaevine birden yapılan operasyonda 32 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Bugün, o operasyonun yapılmasında katkısı bulunan siyasetçisinden yargı mensubuna kadar herkes lanetle anılıyor!

Bugün cezaevlerinde Korona salgını başlar ve bu yüzden insanlar hayatlarını kaybetmeye başlarsa siyasi iktidar bunun hesabını veremez. Ülkenin tek karar vericisi olan Recep T. Erdoğan, gelecekte lanetle anılmak istemiyorsa acil harekete geçmelidir.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

CEZAEVLERİNDE SON DURUM

Türkiye’deki 220.000 kapasiteli 375 cezaevi kapasitesinin çok üstünde doluluk oranına sahip. 300.000 tutuklu ve hükümlünün içinde 780 bebek, 2.500 çocuk, 1.333 hasta tutuklu ve 457 Ağır hasta var!

Mahkumlar mevcut durumda bile tedavi için doktor bulamıyor. Zamanında müdahale yapılmadığı için cezaevlerinde hayatını kaybedenlerin sayısı, düşük ölçekli bir savaşta ölenlerin sayısını geçmiş durumda. Ya bir de korona virüsü yayılırsa!..

Cezaevi hekimliği yapmış olanların anlattıklarına göre, şimdilerde geçici çalışan doktorlar genelde aile hekimi ve çoğu haftada birkaç gün (o da sadece birkaç saat!) cezaevine uğrayabiliyorlar. Böyle bir ortamda devlet bu tutukluları ısrarla hapiste tutmakla büyük bir risk alıyor.

Ya bunu öngöremediğinden yapıyor… Ya da daha kötüsü, muhtemel bir salgın sonucu cezaevlerinde toplu ölümlerin olabileceğini öngörüyor ve bu insanların soykırıma uğramasını istiyor!

Böylesine sağlıksız koşullara sahip cezaevlerinde muhaliflerini üst üste istiflemeye devam etmesinin başka izahı yok.

NELER YAPILABİLİR?

Şu ara Türkiye’de mahkemeler bile duruşmaları ertelemeye başlamış durumdalar. Acil tutukluluk durumları hariç duruşmasız görülüyor yargılamalar…

İçişleri Bakanlığının talimatı ile -insanlar toplanmasın diye- bar-pavyon kapatılıyor, okullar tatil ediliyor, Diyanet tarafından camilerde cemaatle namazlar bile tehir edildi. Kabe bile ibadete kapatılmış halde!

Devletin kendi raporlarında bile hapishane şartlarının sağlıksız ve aşırı kalabalık olduğu yazılı. Bu şartlarda yaşamaya zorlanan tutuklular için devletin daha fazla tedbirler alması gerekiyor…

CMK’da tutukluluğun ceza değil, bir tedbir olduğu belirtilir… Tedbir ise insan hayatı için tehlike arz etmemelidir. Ceza ve tutukevlerinin aşırı dolu olduğu yerde, Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın da teklif ettiği gibi, “Kasten öldürme ile kadın ve çocuklara karşı işlenen suçların sanıkları dışında tüm tutukluların acilen tahliyesi, Korona tehlikesine karşı alınması doğru bir önlemdir.”

En azından aylardır çıktı çıkacak dedikleri şartlı ceza indirimi ve denetimli serbestlik yasasını acilen çıkarılmalı, bu şekilde cezaevlerindeki sayı azaltılmalıdır…

Bu konularda asıl sorumluluk ve görev Adalet bakanlığı ve hükümet yetkililerine aittir lakin yasaları uygulamakta olan yargı mensuplarına da sorumluluklar düşmektedir. Tutukluluk durumlarının devamı hususlarını değerlendirirken, cezaevlerindeki durumu göz önünde bulundurup tahliye yönünde kararlar vermelidirler. Ayrıca yeni adli vakalarda da tutukluluk tedbirine başvurmamalı, adli kontrol vb. alternatifleri düşünmelidirler… Aksi takdirde, ileride cezaevlerinde hastalığa bağlı ölümler yaşanmaya başladığında (hem cezai hem de hukuki anlamda) sorumlu sayılacaklardır.

Her şeyden önce de cezaevlerindekilerin dışarıdan içeri sürekli temasları kontrol altına alınmalı ve aşırı kalabalıktan dolayı hastalık ve salgınların hızlı yayılmasını önlemek için koğuşlardaki kişi sayıları azaltılmalı, koğuşlardaki temizlik ve hijyene azami dikkat gösterilmelidir. İnsanları itirafçılığa zorlamak için şartları kötüleştirme, suları bile kısıtlama zorbalığından bir an önce vazgeçilmelidir!

Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Edirne cezaevinin karantinaya alındığını açıkladı! Aynı gün Balıkesir Kepsut cezaevinin de karantinaya alındığını bilgisi geldi. Bu durum daha da yayılmadan Adalet Bakanlığı acilen harekete geçmeli. Kronik rahatsızlığı olan hastalar, hamile kadınlar, bebekler ve çocuklar, 60 yaş üstü risk grubu öncelikli olarak serbest bırakılmalıdır.

BİREYLERE DÜŞEN…

Bütün tutuklular, yakınları ve avukatları, cezaevlerindekiler için acil kodlu ulusal genel sağlık olayından ötürü, cezaevindeki kalabalık ve kötü hijyen koşullarını gerekçe göstererek dilekçe vererek tahliye talebinde bulunmalıdırlar.

Bu talepleri reddedilirse de konuyu Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Komitesi’ne veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (Rule 39 gereği) taşımalıdırlar.

Yargıtay tarafından cezası onananlar da (1 aylık süre içinde) AYM’ye –tedbir talepli olarak– normal başvurularını yapmakla birlikte, ülkede etkili bir iç hukuk yolunun olmadığı belirtilerek BM Keyfi Tutuklama Komitesi’ne başvurabilirler…

Devlet, siyasiler, bürokratlar, yargı mensupları…

ilk sorumluluk sahipleri!

Ama onların harekete geçmesini beklemeden insan hakları kuruluşları, sivil toplum örgütleri bu konuda bir an önce harekete geçmelidirler. Tutuklu yakınları bahsetmiş olduğumuz gerekli müracaatları yapmalı yanında kamuoyunu da harekete geçirme noktasında adım atmalıdırlar.

İnsan olanları cezaevlerindeki bu salgın tehlikesine karşı dayanışmaya çağırıyorum. İnsanlıktan nasibi olmayanlara zaten sözüm yok, onların üzerine alınmasına gerek yok!

2 YORUMLAR

  1. Medeniye galebe ikna iledir… Siz bile makalenizde kac defa “soylendi”, “soyleniyor” diyorsunuz. Hergun onlarca yalan/hatali haber okuyor, mesaj aliyoruz. Neyin dogru, neyin yalan oldugu birbirine karisti. Hangi soylenene guvenelim? Iran gercekten de 85 bin tutukluyu saldi mi? Bunun yarisi siyasi tutuklu mu? Toplam tutuklularin sayisi kacti? Kapasiteleri kacti? Ayni sorular, Bahreyn ve Italya icin de gecerli. Corona sadece bu uc ulkede yok? Diger ulkelerde hapistekiler icin alinan onlemler neler? Onlar da mi birakiyor yoksa koruma tedbirleri mi aliyorlar? Bunlari okuyucular arastirmaz; arastiramaz. Gorev yine siz gazetecilere dusuyor… Allah yardimciniz olsun…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin