Cerattepe’de adalet aranıyor

Gürhan Savgı

Yargı, daha önce Cerattepe maden projesini, ‘Artvin yaşam alanı olmaktan çıkar’ hükmü ile iptal etti. Fakat proje, mevzuata uydurularak tekrar hayata geçirilince dünyanın en büyük çevre davası açıldı. İptal kararı veren heyet tamamen değiştirilirken yeni bilirkişiler madene olumlu rapor yazdı. Ancak bilirkişi raporu hata ve tezatlarla dolu. 

“Kimsenin sevmediği bu yokuş memleketi biz sevdik” diyen Artvinliler için Kafkasör Yaylası, Cerattepe ve Genya, atalarından miras aldıkları bir sevda… Karadeniz müziğindeki duygusallıkla bu sevdayı hissedebilirs
iniz belki. Yöre halkı, Yeşil Artvin Derneği çatısı altında 21 senedir Cerattepe’de madenciliğe açılmaması için ihtiyarı, genci, kadını, erkeğiyle mücadele etti. Mahkemeler yaşam alanlarını savunan bu ince duygulu insanları defalarca haklı buldu. Bilim insanları, hazırladıkları çok sayıda raporda Cerattepe’de madenciliğin yörenin sonu olacağını cümle âleme ilan etti. Dünyanın önde gelen maden şirketlerinden COMINCO’ya karşı açtıkları ruhsat iptali davasını 2008’de kazandılar. Yargı kararlarına rağmen Cerattepe ve Genya Dağı’nın ruhsatları tekrar ihale edildi. Bu süreçte Yeşil Artvin Derneği, Ankara’da çalmadık kapı bırakmadı. Çok sayıda eylem yaptı. İhale, 97,6 milyon dolarla Özaltın firmasında kaldı. Bir yıl sonra da ruhsatı Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır AŞ’ye devretti. Bu şirket 2006’da Murgul bakır madenini özelleştirmeden almıştı. Buradan çıkardığı bakır madenini boru hattı ile Hopa’ya sevk eden Eti Bakır, buradan da Samsun’daki İzabe Tesisi’ne hammadde olarak gönderiyor. Eti Bakır’ın, Cerattepe’ye göz koymasının asıl sebebinin Murgul’da rezervin azalması sebebiyle kurulan sisteme hammadde bulma arzusu.

Eti Bakır’ın hazırladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi’ne karşı açılan davada Rize İdare Mahkemesi 2015’te verdiği “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı’’nın iptali ile on noktayı dile getirmişti. Kararını çok temel ve net bir gerekçeye dayandırmıştı: “Maden faaliyetinin hayata geçirilmesi, Artvin’in yöre sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan çıkarır”. Cerattepe aslında hemen sınırdaşı olduğu Hatila Milli Parkı’nın bir parçası. 1.298 tür bitkiden 119’u sadece bu yöreye özgü. Ayrıca oldukça zengin bir yaban hayatı mevcut.
Yaygın bir alışkanlık burada da nüksetti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu tür iptalleri geçersiz bırakmak için çıkardığı 2009/7 sayılı genelgesine dayanarak ‘ÇED Olumlu Kararı’nı yeniledi. Şu garabete bakın ki, bir genelge, yargı kararını bertaraf etmek için kullanıldı.

Artvinliler yılmadı. Mahkemenin iptal kararları by-pass edilerek verilen yeni ÇED’e karşı açılan davaya 751 kurumsal ve şahsi şikâyetçi ile 61 avukat katıldı. Bu yargılama, dünyanın en geniş katılımlı çevre davası olarak hukuk tarihine geçti. Cerattepe girişinde 21 Haziran 2015’ten itibaren 242 gün nöbet tutan Artvinlilerin nöbeti 16 Şubat 2016’ya kadar sürdü. Bu tarihte Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır Şirketi’nin makinelerine yol açmak isteyen jandarma ve polis, Cerattepe girişindeki Artvinlilere orantısız müdahalede bulundu. Komandoların desteğinde harekete geçen şirket personeli, 3 gün canla başla süren direnişin ardından amacına ulaştı. 21 Şubat 2016’da Artvin halkı şehirden Cerattepe’ye ulaşmak için bir kez daha harekete geçti. Devlet Hastanesi kavşağında barikat kuran Çevik Kuvvet ekipleri geçişe izin vermedi. Artvinlileri temsil edecek bir heyetin çıkış isteği de reddedildi. Kadın ve çocuklardan oluşan topluluk, biber gazı, su, plastik mermi ve cop kullanılarak dağıtıldı. Bu sırada çok sayıda kişi yaralandı. Bu orantısız müdahalede yere düşen Türk bayrağını postalların altından almak isterken darp edilen Ayşe Yıldırım, adeta hırpalanan tüm yaşlıların, kadınların, çocukların sembolü idi.

Bu gergin ortamda devreye dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu girdi. 24 Şubat’ta Artvin’den bir heyeti ilgili bakanların da katıldığı bir toplantıda bir araya getirdi. Bu girişimden maden faaliyetlerinin yargı süreci sonuçlanıncaya kadar durdurulması kararı çıktı. Davutoğlu’nun bu girişimine rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cerattepe’ye sahip çıkan Artvinlileri, ‘yavru Geziciler’ olarak niteledi. Dış bağlantı imasında bulundu.
Artvin halkı yaralıydı. Ancak yine de yargıdan umudunu kesmemişti. Oysa yargıya her fırsatta uzanan meşum el ‘Ya maden, ya Artvin’ diyen Rize İdare Mahkemesi heyetine de ulaştı. Heyet birer birer dağıtıldı.

Cerattepe davasını başından beri yürüten Yeşil Artvin Derneği Avukatı Bedrettin Kalın, yargı organları, bilirkişiler ve adalet sisteminin başlı başına bir baskı altında olduğuna dikkat çekti. Kalın; “Cerattepe’de maden yapılamayacağına karar veren 2 hâkim daha gitmişti, son hâkim de son çıkan kararname ile gönderildi. Dava görülürken heyeti sürgün ederseniz bu bir gözdağı olur.” dedi. Kalın, dava ile ilgili değerlendirmesine şöyle devam etti: “Biz buradan adalet bekliyorduk. Artık adil bir karar verme iradesi ortadan kalktı. Dolayısıyla bizi bağlayan bir karar olmaktan çıkar. Verilecek karar bizi bağlamaz. Bizim zaten iptal kararımız var.”

‘Ağaçları taşıyalım’ teklifi

Dünyanın en geniş katılımlı çevre davasında bilirkişi incelemesi 14 Mart 2016’da yapıldı. Yeşil Artvin Derneği üyesi ve madene karşı olan akademisyenler Cerattepe’de olası riskleri yerinde gösterdi. Bilirkişiler, mahkemeye ulaşan raporlarında ÇED raporunu olumlu buldu. Raporda, açık madencilikten kapalı madenciliğe geçilmesi çıkarılacak cevherin kapalı kabinli teleferik sistemi ile taşınması halinde çevreye zararlarının azalacağı belirtildi. Üç bin 314 ağacın kesileceği vurgulanan raporda maden sahasında kalan yalnızca o bölgede yetişen (endemik) bitkilerin kazı ve dolgulardan etkilenmemesi için aynı ekolojik şartlara sahip alanlara taşınıp dikilmesi önerildi. Raporda, maden bölgesinde kaliteli su kaynağından söz edilemeyeceği dile getirildi. ÇED raporuna uygun hareket edilmesi halinde su kaynaklarının kirlenmeyeceği savunuldu.

Murgul Çayı’nı kirletmesi bile madeni durdurur

Olumlu verilen bilirkişi raporu çelişkilerle dolu. Bilirkişi, Cerattepe’den çıkarılacak cevherin nakledileceği Eti Bakır AŞ’nin Murgul ilçesindeki bakır üretim tesislerine yönelik bir eleştiri yöneltiyor: “Yapılan deşarjların Murgul Çayı’na geri akmaları görülmüştür. Dolayısıyla madenin taşınacağı tesisten çevreye kirlilik yaratacak maddelerin salınmaması gerekmektedir.” Aslında bu durum bile tesislerde üretimin durdurulması için başlı başına bir gerekçe. Ayrıca bilirkişiler, Cerattepe’de 500 bin ton cevherin çıkarılması için yapılacak patlatma, kırma ve teleferik istasyonuna nakli sırasında çıkacak toz emisyonlarının modellemeye katılmadığını da tespit ediyor.

Bilirkişinin Cerattepe projesine olumlu bakmasında en büyük rol oynayan teleferik projesinin de yetersizliğini aslında yine kendi raporunda ortaya koyuyor. Raporda; “Projede önerilen yılda 500 bin ton cevher üretiminin 292 ton taşıma kapasitesine sahip teleferik hattı ile tamamının taşınması teknik olarak mümkün görülmemektedir.” ifadelerine yer veriliyor. Bilirkişi burada cevherin yaklaşık yarısının kamyonlarla taşınacağını görmezden geliyor. Ayrıca heyelan riski de raporda dikkate alınmıyor.

Kapalı maden işletmesi önerisi gerçekçi değil

Bilirkişi raporunu değerlendiren Avukat Bedrettin Kalın, 1 ayda gelmesi gereken raporun müdahaleler sebebiyle 3 ayda geldiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: “ÇED raporundan alıntı yapılarak yazılmış bilimsel niteliği zayıf bir rapor.” Kalın, zaten ÇED raporlarına katılsalar dava açmayacaklarını dile getiriyor.

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, bilirkişilerin kapalı maden işletmesine dönülmesini olumlu değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Karahan, teleferikle 500 ton cevherin 292 tonunun taşınacağına dair değerlendirmesinin de hatalı olduğunu dile getiriyor. Bu hesabın teleferiğin 365 gün çalışıyor gibi yapıldığını belirten Karahan, oysa kendi belgelerine göre işletmenin ayda 22 gün, 10 ay çalışacağını söylüyor. Bu sebeple teleferikle taşınacak cevher bilirkişinin hesabından daha az olacak. Bilirkişi raporunda yer alan kayda değer bir yer altı su potansiyeli olmadığına dair değerlendirmesine tepki gösteren Karahan, yörede yaşanacak bir kirlenmenin tüm Artvin’i etkileyeceği uyarısında bulundu. Proje sahasında Hatila Deresi’nin olduğu, yer altı sularının da içme suyu ve hayvancılıkta kullanıldığına dikkat çekti.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin