“Cehennem Topuzu”

YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN

Ben bilmiyordum…

Saray kontenjanından Hürriyet’te yazan Abdulkadir Selvi’nin yazısından öğrendim; ‘Cehennem Topuzu’ diye bir bitki varmış. 

Kalp krizinden kansere kadar bir çok hastalığa iyi geliyormuş. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Korona salgını nedeniyle kendini bahçe işlerine vermiş ve bahçesine domates-biber ekmiş.

Selvi’nin yazdıklarına göre yurt dışından getirilen öğrenciler Bakan Çavuşoğlu ile çok samimiymiş, ona ‘Mevlüt abi’ diye hitap ediyorlarmış. 

Yan tarafta Nedim Şener ve Ahmet Hakan’ın köşelerini görmesem kedimi Norveç Dışişleri Bakanı ile röportaj yapan İskandinav bir gazetecinin yazısını okuyor sanacaktım.

Aslında uzun süre tereddüt etmedim değil. 

Çünkü Dışişleri Bakanının ‘Cehennem Topuzu’ ekip kabak yetiştirmekle uğraştığı, gazetecilerin bunları köşesine taşıdığı güzide ülkemin Adalet Bakanı da köpeklerle fotoğraf paylaşıp hayvan sevgisi üzerine demeçler veriyordu.

Döndüm baktım fotoğraf eski tarihli mi diye. 

Değilmiş, yeni çekilmiş. Abdulhamit Gül resmi sosyal medya hesabından bu fotoğrafı paylaşıp -merhamet-hassasiyet vurgusu yapmış. 

Dünyayı kasıp kavuran Korona salgını nedeniyle yüzbinlerce insanın hayatı tehlike altında ancak Erdoğan başta olmak üzere AKP kurmayları ve medyası ‘paralel bir evren’de yaşıyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

KURT YAPMAZ BU TAKSİMİ!

İktidar ortakları AKP ve MHP’nin imzasını taşıyan yeni infaz düzenlemesi bugün TBMM Genel Kurul’unda görüşülecek. Meclisteki sandalye dağılımı göz önüne alınırsa teklif AKP ve MHP’nin istediği şekilde yasalaşacak.

Maalesef Adalet Komisyonu’nda yaşananlar umutlu olmayı imkansızlaştırıyor. 

HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun olağanüstü gayretlerine rağmen AKP ve MHP’li vekiller paketi yangından mal kaçırırcasına geçirdi. 

Gelinen noktada katiller, mafya üyleri, hırsızlar, bilimum suçlular haftasonundan itibaren evlerine giderken aralarında Ahmet Altan gibi yazarlar, Sedat Laçiner gibi akademisyenlerin bulunduğu onbinlerce masum insan ölüme terk edilecek.

Lafı eğip bükmeye gerek yok.

Virüsün dünyayı kasıp kavurduğu şu günlerde 300 bin insanı cezaevlerinde tutmak biyolojik soykırımdır. 

Gaz odasına atmaktan farksızdır. 

15 kişilik koğuşlarda 60 kişi kalan, normal zamanlarda bile hijyeni sağlanamayan cezaevlerinde binlerce kişinin enfekte olması ve (Allah korusun) hayatını kaybetmesi kaçınılmaz. 

Durum bu kadar açık ve acil iken Erdoğan rejimi ‘bırakın cezaevlerinde ölsünler’ modunda. Yüzbinlerce insanın hayatından bahsediyoruz ama Saray ve çevresi kapı duvar.

SİZ HANGİ GEZEGENDE YAŞIYORSUNUZ? 

Bir de az da olsa vicdan kırıntısı taşıyanlar var. 

Onlar Erdoğan rejimine açıktan eleştiri de bulunamıyorlar ancak ‘ara formül’ olarak ‘yeni yasal düzenlemeye gerek yok, hakimler mevcut yasalara göre tahliye kararı verebilir’ görüşünü dillendiriyorlar. 

Bu çevrelere göre TBMM gerekli düzenlemeleri yapmadı ama Anayasa Mahkemesi’nde bu hata düzeltilebilir.

Keşke öyle olsa ama her iki görüş de realiteyle uyumlu değil.

Çünkü Anayasa Mahkemesi Saray’a doğrudan bağlı. Saray’ın iradesine muhalif bir karar alması mümkün değil.

Ancak Erdoğan ile AYM arasında bir ‘danışıklı dövüş’ varsa belki. 

Fakat bu da reel bir görüş değil. Tüm planlarını sandık endeksli yapan Erdoğan tahliyeler nedeniyle kazanacağı siyasi rantı AYM’ye bırakmaz. 

Ayrıca AYM süreci en hızlı şekilde gerçekleşse bile en iyi ihtimalle 2 ay sürer. Ki bu süre zarfında virüs cezaevlerini kasıp kavurur. 

Yani TBMM faslı köprüden önceki son çıkış. 

Gelelim diğer ‘argüman’a. Yani yeni düzenleme yapılmadan hakimler savcılar ‘gereğini’ yapabilir !

Bu tezi ileri sürenlerin nerede yaşadığını merak ediyorum doğrusu. 

Türkiye’de yargı hiçbir zaman tam bağımsız olmadı ama 2013 sonrası yaşananlar kadar da zıvanadan çıkmamıştı. 

Erdoğan’ın çakma darbesiyle tutuklanan binlerce hakim savcının yerine atanan AKP’li hakim savcıların hukuku referans alacaklarını mı sanıyorsunuz ?

Sayısız örnek verebilirim ama bugün mecliste görüşülen infaz yasasında ‘kapsam dışı bırakılan’ kişilere dair birkaç hatırlatma yapayım;

Bir çoğu mesai arkadaşım, can yoldaşım, meslektaşım 21 gazeteci bomboş dosyalarla tutuklandı. Yazı yazmak, tweet atmak ya da rt etmekle suçlandılar. İstanbul 25.Ağır Ceza Mahkemesi 31 Mart 2017’de tahliye kararı verdi. İsmail Saymazlar ve Aktroll çetesi kampanya yapınca aynı gün yeniden tutuklandılar. Tahliye kararı veren heyet açığa alındı, soruşturma açıldı ve mahkemeye yeni heyet atandı. Yeni heyetin hangi yönde karar vereceği belliydi; öyle de oldu. Meslektaşlarımın infazı bitti ama Yargıtay süreci bitmediği için hala tahliye edilmeyenler var. 

-Benzer bir durum ÇHD avukatlarında da oldu. Tahliye kararı veren hakimlerin yeri jet hızıyla değiştirildi. 

-Malatya’da görülen 15 Temmuz yargılamasında bir albaya tahliye veren mahkeme başkanı görevden alındı. Yeni atanan heyet tahliye edilen albayı tekrar tutukladı.

-Antalya’da görülen Cemaat davalarında 8 sanığı tahliye eden 2.Ağır Ceza Mahkemesi heyeti görevden alındı. Başka illere sürüldü. 

-MİT tırları davasında tahliye yönünde oy kullanan hakim ve eşi Sarıkamış’a sürüldü.

-Gazeteci Ayşenur Parıldak’a tahliye veren hakim tenzili rütbe ile görevden alındı.

-Bylock’un tek başına delil olmayacağına karar veren Antalya  ve Gaziantep hakimleri tenzili rütbeyle başka illere tayin edildi.

-HDP milletvekili İdris Baluken’e tahliye kararı veren mahkeme başkanı hakim görevden alınıp Ankara’ya düz hakim olarak atandı. 

Erdoğan rejiminin ‘bağımsız yargı’ uygulamalarına sayısız örnek verebilirim. 

Bizzat Saray’ın müdahalesi ile duruşmasız bırakılan Deniz Yücel ya da ABD ile pazarlık yapılarak bırakılan Rahip Brunson gibi örnekler de var. 

Kaldı ki HSK’nın hakim savcılara dağıttığı kitapçıkta “tahliyeler konusunda HSK ile mutlaka istişarede bulunduktan sonra irade oluşturulacaktır” diye açıkça ‘talimat’ verildi. 

Kısacası iktidar kendi teşkilatlarından atadığı hakim savcılara bile büyük baskı uyguluyor. Dolayısıyla ‘hakimler dosyaya bakar ve karar verir, suçsuzlarsa çıkarlar,’ diyenler hayal aleminde yaşıyorlar. 

‘CEHENEM’İN TOPUZU’

AKP rejiminin hukuk düzeni, mahkemeleri ve cezaevlerine dair sayfalar dolusu örnek verebilirim. 

Bırakın tutuklamayı, soruşturma konusu bile yapılmayacak iddialar nedeniyle yüzbinlerce insan hayati tehlike altında. 

Tüm dünya salgını önlemek için radikal tedbirler alıp cezaevlerini boşaltırken Türkiye akla ziyan bir düzenleme ile masum insanları cezaevinde tutmaya devam ediyor. 

Aslında hala geç değil. 

Şimdi siyasi tartışmaların, politik hesapların zamanı değil. Bugün TBMM’de yapılacak küçük düzenlemelerle yüzbinlerce insanın hayatı kurtulabilir. 

Burada yaşam hakkından bahsediyoruz ve yarın çok geç olacak.

AKP ve MHP’li vekillere bir hatırlatma yaparak bitirelim; 

Mevlüt Çavuşoğlu’nun bahçesine ektiği, ‘kalbe ve kansere iyi gelen Cehennem Topuzu’nu bilmem ama ‘mazlumun ahını almamanız gerektiğini’ iyi biliyorum. 

Ölüme terk ettiğiniz yüzbinlerce insanın ahı başınıza gerçek bir ‘Cehennem topuzu’ olarak inebilir. 

2 YORUMLAR

  1. Adamlarin istedigi bastan beri bu degilmiydi butun cemaattekileri yok etmek. Simdi ellerine gecen bu firsati kaciracaklarini mi dusunuyorsunuz. Rabbimin inayeti disinda bir kurtuluslari oldugunu dusunmuyorum. Kim bilir ruzgar tersine doner. Iceridekiler disaridakilarden daha guvenli olur. Bu gunun hurmetine Rabbim butun masumlari korusun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin