Burhan hocam, bize de bir mütalaa versene!

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN

İstanbul Üniversitesi’ne başladığımız yıllarda “dindar olduğu için doçentliği engellenen Burhan Kuzu” hikayelerini üst sınıftaki abilerimizden dinlerdik ve onun adına üzülürdük. Neyse ki yıllar sonra önce doçentliğini sonra da profesörlüğünü alabildi de biz de üzülmekten kurtulduk.

Burhan Hoca sonradan Pennsylvania’ya gidecek kadar cemaate yakın durmaya özen gösteren biri oldu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Abant toplantılarının renkli siması idi. KHK ile kapatılan Zirve Üniversitesi’nde kapatılıncaya kadar ders vermişti.

Hoca sosyal medyaya fazlasıyla meraklı. Son derece kötü ve imlası bozuk bir Türkçe ile her gün takipçilerine ayar veriyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Yazdıkları yüzünden de zaman zaman başı derde giriyor. Bundan 1 ay kadar önce takipçileriyle paylaştığı bir mesajında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na laf sokarken “F.TÖ’nün siyasi ayağı” demesi, geçmişte kendisiyle muarefesi olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Eski Başkanı Harun Tokak’ın tepkisini çekti.

Harun Tokak “Bu kuzu gibilerin ‘siyasi ayak’ topunu başka mahallelere atma gayretlerini gördükçe iyice tiksiniyorum. Yahu Abant toplantılarının müdavimi sen değil miydin? ‘Erdoğan’a söyle beni cumhurbaşkanı yapsın’ diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun?” deyince, Kuzu’nun bu iddiaları doğrulayan cevabı şu oldu:

Abant Platformu’nun elbette ki müdavimiydim. Tüm toplantılarına katıldım. Harun Tokak’la da derin dostluğumuz vardı. Bunlara bir Hizmet Hareketi olarak katıldım. Ama 15 Temmuz’da gerçek yüzleri ortaya çıktı. Darbecilerin yanında nasıl durabilirim?

Burhan Hoca bu cevabıyla 15 Temmuz’a kadar Gülen Hareketiyle içli dışlı olmanın suç olmadığını kayıtlara geçirmiş oldu. Birazdan bu konuya tekrar döneceğiz.

“SİYASETİN ADALETİ YOK”

Twitter’da yazdıklarına bakınca Burhan Hoca’nın aklına geleni ölçüp biçmeden, lafın nereye gideceğini, nasıl anlaşılacağını hesap etmeden pat diye söyleyen biri olduğu anlaşılıyor. Belki de bu yüzden AKP’nin kurucusu ve 3 dönem milletvekili olmasına rağmen bir türlü bakanlık koltuğuna oturmak kendisine nasip olmadı.

2017’de kabineye girecekler arasında adı geçtiği halde gene hüsrana uğrayınca sosyal medya hesabından “Siyasetin adaleti yok. Allah’a havale ediyorum.” diye tepki göstermişti. O günlerde katıldığı bir TV söyleşisinde üç dönem boyunca her seferinde TBMM Başkanı olmak istediğini ama Tayyip beyin izin vermediğini de söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin hayata geçmesiyle beraber, 9 adet politika kurulu oluşturuldu. Bu kurullara Cumhurbaşkanı tarafından 76 isim atandı.

İşte bu kurullardan biri de Hukuk Politikaları Kurulu. Yıllarca kırmızı plaka kovalayan Burhan Hoca sonunda muradına erdi ve bu kurula üye seçildi.

Ne iş yaparlar ne yerler ne içerler ne kadar maaş alırlar, bilmiyoruz. Bu kurulun faaliyetlerine dair Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yer alan, biri 2018’de biri de 2019’da olmak üzere iki defa toplantı yaptıkları haberinin dışında tek satır bilgi yok.

BURHAN HOCA’NIN BAŞI YİNE DERTTE

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi Burhan Kuzu bu aralar yine gündemde. Bir uyuşturucu baronunu, yargı üzerinde baskı kurarak tahliye ettirdiği iddiasıyla hakkından soruşturma başlatıldı.

Soruşturmaya konu olan olay şu:

İranlı “uyuşturucu baronu” Naci Şerifi Zindaşti 6 Nisan 2018’de tasarlayarak kasten öldürme” suçundan tutuklanır. Yakalandıktan 6 ay sonra 11 Ekim 2018’de altı adamıyla birlikte sürpriz bir biçimde tahliye edilir. Savcılık tahliyeye itiraz eder ancak Zindaşti ve adamları çoktan kayıplara karışmıştır. O gün bugündür ortalarda yok.

Olay duyulunca Hakimler ve Savcılar Kurulu, Zindaşti ve adamlarını tahliye eden sulh Ceza hakimi Cevdet Özcan hakkında soruşturma başlattı. Hakim Özcan’ın görev yerini değiştirdi.

BURHAN KUZU YALAN SÖYLEDİ!

Haber ilk yayınlandığında Burhan Kuzu’nun “tanımam etmem” dediği Zindaşti ile yemek yerken çekilen fotoğrafları ortaya çıktı. Bunun üzerine kendisini arayan gazeteciye “2011 veya 2014… Vatandaşlık için yardım istedi. Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’ne müracaat etti. Ben de genel müdürü aradım yardımcı olmalarını istedim. Bir daha da görmedim adamı, ilk ve son görüşümdü.” dedi.

İstanbul Cumhuriyet savcılığının konuya ilişkin başlattığı soruşturma kapsamında ilgili hakim ve savcılardan alınan ifadelerden öğreniyoruz ki meğer Burhan Hoca Zindaşti için hakim ve savcılarla defalarca görüşmüş. Hem de 2018 yılında.

ARADIM EVET; AMA SOR Kİ NİYE ARADIM!

Savcılık önceki gün Burhan Kuzu’nun da ifadesini aldı. Kuzu ifadesinde Zindaşti’yi tahliye eden hâkimi aradığını ancak baskı yapmadığını iddia etti. Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre Kuzu, “Eski bir öğrencim olan Zindaşti’nin avukatı İlker, uzman görüşü şeklinde hukuki mütalaamı mahkeme hâkimine bildirmemi istedi. Talimat ve telkinde bulunmaksızın düşüncemi iletmek amacıyla Cevdet Özcan’ı telefonla aradım. Eğer delil yoksa tutuklanmanın bir tedbir olduğunu serbest bırakılabileceğini söyledim” dedi.

Normal bir hukuk devletinde olsa onun oturduğu koltukta oturan biri şu yaşananlardan sonra çoktan istifa etmiş olurdu.

Düşünebiliyor musunuz… Bir savcısınız ve telefonunuz çalıyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden aradığını söyleyen bir kişi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu’yu telefona bağlıyor. Kuzu telefonda size tutuklu bir organize suç örgütü yöneticisinin serbest bırakılması için “tavsiyelerde bulunuyor.”

Şimdi Burhan Hoca’ya bazı sorularımız olacak:

  1. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi olan birinin, mahkemelere sunulmak üzere hukuki mütalaa vermesi etik mi?
  2. Bu şekilde kaç kişiye hukuki mütalaa verdiniz? Bu hizmetleriniz karşısında me kadar ücret aldınız?
  3. Hukuki mütalaa veren birinin “hakimi arayıp da mütalaa bildirmesi” gibi bir usul var mı?
  4. “Hakim Cevdet Özcan’ı telefonla aradım. Eğer delil yoksa tutuklanmanın bir tedbir olduğunu serbest bırakılabileceğini söyledim” diyorsunuz. Bu yaptığınızın TCK 288’e göre Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs suçunu oluşturduğunu bilmiyor musunuz?
  5. Zindaşti için “2011 veya 2014’te bir kere görüştüm bir daha da görmedim adamı, ilk ve son görüşümdü.” dediğiniz halde 2018’de serbest bırakılması için hakim ve savcılarla defalarca görüştüğünüz ortaya çıktı. Yani bizlere yalan söylediniz. Bunun bir bedeli olması gerekmez mi?
  6. Bu suçu işlediğiniz kendi ikrarınızla belli olduğuna göre halde hala Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyeliğine devam edecek misiniz?

HOCAM, BİZE DE BİR MÜTALAA VERSENE!

Burhan Hocam, son olarak sizden bir mütalaa talebim olacak: 

Harun Bey’in “Abant toplantılarının müdavimi sen değil miydin?” sözlerine, “Abant Platformu’nun elbette ki müdavimiydim. Tüm toplantılarına katıldım. Harun Tokak’la da derin dostluğumuz vardı. Bunlara bir Hizmet Hareketi olarak katıldım. Ama 15 Temmuz’da gerçek yüzleri ortaya çıktı. Darbecilerin yanında nasıl durabilirim?” cevabını veren sizsiniz.

Bu cevaptan anlıyoruz ki siz de 15 Temmuz’u milat kabul ediyorsunuz. Öyleyse bu tarihten önce cemaatin faaliyetlerine katılmak suç değil!

Halbuki mahkemeler bunu dikkate almıyor, o tarihten yıllar öncesine ait bir gazete aboneliği, bir okul kaydı veya SGK kaydını terör örgütü üyeliğine delil sayarak tutukluyor.

Katil bir uyuşturucu baronunun hukukunu korumak için hakimleri arayıp mütalaa bildiriyor ve tahliyesini sağlayabiliyorsunuz. Bugün katil ya da uyuşturucu baronu olmayı bırakın, karıncayı bile ezmemiş on binlerce insan 15 Temmuz öncesinde cemaat faaliyetlerine katıldıkları için cezaevinde.

Siz Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesisiniz. Sözleriniz hâkim ve savcılar tarafından dikkate alınır. Hakimleri aramanıza gerek yok, “15 Temmuz öncesinde cemaat faaliyetlerine katılmış olmak suç değildir, kimseyi tutuklamayın.” derseniz belki bir şeyler değişir.

Bu mütalaa için para lazımsa aramızda toplayıp onu da veririz. Ne dersiniz?

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin