‘Bir kuru ekmekle doyar insan. Milyonları olup doymayanlar da var’

Referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağını açıkladığı için Kanal D’den kovulan İrfan Değirmenci, “Benimkisi bir küçücük kıvılcım olur herhalde. Hayırlısı olacak. Gençler diyorlar ya; ‘Simit sat, onurlu yaşa’ diye. İşte o çok önemli. Bir kuru ekmekle doyar insan. Milyonları olup doymayanlar da var…” dedi.Referandum kampanyasında farklı görüş beyan edenlerin ötekileştirilmesine itirazının olduğunu söyleyen Değirmenci, ” Benim dedem Toroslar’dan göçebe bir yörük. Diğer dedem Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk öğretmenlerinden. Dedemin babası İstiklal Savaşı’nda savaşmış. Bizi bu topraklardan atamazlar.” ifadesini kullandı.

Sözcü Gazetesi’ne konuşan Değirmenci şunları söyledi;

Telefonla bildirdiler:Cuma günü benim de sıralarından geçtiğim Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin maruz kaldığı muameleyi gördüm. O duyguyla da oturup her vatandaş gibi, devletin önümüzde koyduğu iki seçenekten birisine oyumu kullanacağımı açıkladım. İşyerinden aradılar, işime son verildiğini söylediler. Bir saat sonra, bildiriyi internet sayfalarına koyduklarını gördüm.

İyiler mutlaka kazanır:Annemin haberi yoktu. Onlar Ankara’dalar, ben ise İstanbul’dayım. Anneme nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum ki, beni aradı. Halk TV izliyormuş, alt yazıdan görmüş. Bana, üzülmememi söyledi. “İyiler sonunda mutlaka kazanır” dedi. 4.5 yıl pek çok şeyi göze alarak mağdurların sesini duyurmaya çalıştık. İlk arayanlar da yıllarca haberlerini yaptığımız, ekrandan sesleri duyurduğumuz mağdurlar oldu. İşte o zaman, ‘bunca yıl boşuna kürek çekmemişiz’ dedik… ‘Görüşlerinize katılmasam da, söz söylemeye devam etmenizi istiyorum” diyenler oldu.

Belki bir işe yarar:İşsiz kalan pek çok gazeteci var. Hapse atılan, geçmişte canından olan meslek büyüklerim var. Pazartesi günü ekranlarını açıp da beni göremeyenler belki de ülkede bir şeylerin ters gittiğini, her şeyin normal olmadığını görecekler. Benimkisi bir küçücük kıvılcım olur herhalde. Hayırlısı olacak. Gençler diyorlar ya; ‘Simit sat, onurlu yaşa’ diye. İşte o çok önemli. Bir kuru ekmekle doyar insan. Milyonları olup doymayanlar da var…

Bu ülkenin birikimiyiz:Referandum kampanyasında farklı görüş beyan edenlerin ötekileştirilmesine itirazım var. Benim dedem Toroslar’dan göçebe bir yörük. Diğer dedem Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk öğretmenlerinden. Dedemin babası İstiklal Savaşı’nda savaşmış. Bizi bu topraklardan atamazlar.

Mağduriyet algısı:İşten çıkarılmam konusunda ‘danışıklı dövüş mü’ diye yazanlar oldu. “Algı operasyonu, üst akılın işi, danışıklı dövüş” diye yazılması gerçekten üzüntü verici.

Kahraman değilim: Ben bir kahraman değilim. Ama hain de değilim. Kimse, sadece devletin sorduğu bir soruda, ‘a’ ya da ‘b’ şıkkını işaretledi diye, kimseyi yaftalayamaz. Biz ülkemizi konuşmak zorundayız. Bunu hayatları boyunca yapan, dokuz köyden kovulup, 10. köyden yazmaya çalışan meslek büyüklerim var, bedel ödemiş meslek büyüklerim var. Biz de geçtik bu kervandan. Yarına, umutla direnenler ve halkının yanında duranlar kalıyor…

Ötekileştirenlerin romanını yazıyor 

40 yaşındaki İrfan Değirmenci, 12 yıl Ankara’da muhabirlik yaptıktan sonra, İstanbul’a taşındı. Önce Fox, ardından da Kanal D’nin sabah haberlerinin yüzü oldu.
İşsizliğinin ilk gününü barınaktan sahiplenip ‘Kızım’ adını verdiği köpeğiyle geçiren Değirmenci, önümüzdeki süreçte ekmeğini kalemiyle kazanmaya kararlı olduğunu söyledi. İrfan Değirmenci sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumda ötekileştirilen, istenmeyenlerin romanını yazıyorum. Hayatımı kalemimle kazanacağım.”
İşte ‘hayır’ manifestosu
Değirmenci, neden ‘hayır’ oyu vereceğini böyle açıkladı…
–Bilim insanını, sanatçıyı, yazarı, çizeri, öğrenciyi, işçiyi, çiftçiyi, itaat etmeyen herkesi düşman bilene…
–İrademi, hakkımda karar verme yetkisini teslim edeceğim kişiden adalet önünde hesap soramayacak olmaya, hesabı mahşere bırakmaya…
–Atatürk’e bitmeyen hınçlarını ve O’nunla hesaplaşma arzularını dizginleyemeyen vefasızların kibrine…
–Cumhuriyet’i kuran Gazi Meclis’in, vergilerimle oluşan bütçenin nasıl kullanılacağına dahi onay veremeyecek hale getirilmesine…
–Her seferinde aynı yalanları söyleyip hâlâ yalanı büyüterek inandırıcı kılabileceğini düşünen, aklı küçümseyen kasaba siyasetine…
–Zehrin içine koyduğu şekeri bal diye övenlere, şekeri hep kendi yiyenlere, balı küpüyle bitirip doydum demeyenlere…
–Evlat acısına saygısı olmayana, savaşı oyun, barışı kumar masası, askeri satranç tahtasında piyon sanana…
–Herkesin geleceğinin bir kişinin geleceğine endekslenmesine, bir kişinin ikbalinin mesele haline gelmesine…
–Allah’la kul arasına girilmesine, yalnız Allah’ın bileceği inançların,amellerin sorgulanmasına, dine siyasetle zarar verilmesine…
–Çocukların sevgiyle değil kinle yetiştirilmesine, eğitimde bilimsellikten uzaklaşılmasına, takiyeye…
–Demokrasiyi son durağa götüren vasıta, Meclis’i ayaklarda pranga,insan haklarını ne idüğü belirsiz üst akılların oyunu sananlara…
–Öyle uygun gördüğüm için #Hayır

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin