Ben bir kaçağım ama adımı temize çıkarmalıyım

YORUM | TARIK TOROS

 

Misyon, darbeyi aydınlatma misyonudur.

Bu, herkesin üzerine düşen bir görevdir.

Adem Yavuz’un TR724’te güzel yazıları var, ayrıca blogunda konuyu takip ediyor.

Yine burada, Ahmet Dönmez’in titiz ele alınmış yazı dizisi çıktı.

Eldeki veriler: Şüpheli ifadeleri, iddianameler, duruşma notları ve gazete haberleriydi.

 

***

Geçmişi unutan yok lakin milat 15 Temmuz’dur.

Bugün ülkede olan biten her şeyin müsebbibi 15 Temmuz’dur.

20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’dir.

Kış lastiği bununla düzenleniyorsa…

Yaz saati dahi OHAL’le halledilmeye çalışılıyorsa…

Sonraki tüm işlemler 15 Temmuz süreciyle ilişkilidir.

 

***

Tıpkı 28 Şubat süreci gibi 15 Temmuz süreci ve buna neden olan “darbe girişimi” aydınlatılmadan süreç anlaşılamaz.

Bu en başta Cemaat’in sorumluluğudur.

Uluslararası bir komisyon incelemiyorsa bunu, her bireyin en başta gazetecilerin, araştırmacıların ve siyasilerin vazifesidir bu.

 

***

15 Temmuz’a otomatikman “darbe” diyen, ne kadar OHAL’i inkâr ederse etsin, kurulan düzene katkı sağlamaktan başka bir şey yapmamış olur (Bugünkü CHP ve kimi vekilleri gibi).

Duruşma ifadeleri, (işkence altında imzalatılan) gözaltı ifadeleri ile tutmuyor diyerek kolaycılığa kaçmadan…

Her şeye ve her ifadeye şüpheyle yaklaşarak…

Tüm açıklamaları ve olayları alt alta koyarak sorular sorup…

Bu soruların cevaplarını muhataplarından bir biçimde alarak yürümek gerekiyor.

Ve bunu, 20 sene sonra çekilecek belgesele bırakmamak icap ediyor.

Meşhur “Batı Çalışma Grubu”nu bir basın toplantısında itiraf eden dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya hiçbir 28 Şubat belgeseline konuşamadı.

Demirel de gitti, Erbakan da…

28 Şubat demokrasiye bir hançerdi, 15 Temmuz giyotin oldu.

Aydınlatılmadıkça, bu tuhaf öğreti ülkeyi kasıp kavuracak!

 

***

Bireysel çabalar bir yere kadar ve filmlerde oluyor ancak.

Kaçak (The Fugitive) filmi gibi.

Karısını öldürmekle suçlanan adamın polisten kaçarken gerçek katili aramasının öyküsü…

Biliyor ki, olağan şüpheli.

Biliyor ki, deliller aleyhine, karısını ölü bulmuş, üstelik alkollü.

Biliyor ki, medya katil olduğuna inanıyor.

Biliyor ki, polisler paçayı kurtarmak için kendini suçluyor.

Biliyor ki, katili bulmadan kaçak hayatı bitmeyecek.

Biliyor ki, yakalanırsa gerçek katil hiç bulunamayacak.

 

***

Onun için…

15 Temmuz’u, tek başına Cemaat’e…

Erdoğan’a…

Hakan Fidan ve Hulusi Akar’a…

Ergenekon’a…

Üst Akıl’a ihale etmeden…

Açıklığa kavuşturmak, düşünen her insanın başlıca yurttaşlık görevi.

 

***

The Fugitive demişken…

Aynı isimli Iron Maiden şarkısı da var.

Onun sözleri ile bitirelim:

“Being at the wrong place

And at the wrong time

Suspected of a hit that was my crime

I am a fugitive being hunted down like game

I am a fugitive but I’ve got to clear my name”

Türkçesi:

“Yanlış yerde, yanlış zamanda bulunmak
Ve böylece cinayetin sanığı olmaktı suçum

Ben bir kaçağım aranmakta olan tıpkı oyunlardaki gibi
Ben bir kaçağım ama adımı temize çıkarmalıyım.”

6 YORUMLAR

  1. Her Günkü Şarkım

    Her gün ekmeğimi bölüşürsün,
    Yalnızlığımın sofrasında,
    Yorganım altında üşürsün,
    Her güz ve bahar arasında.

    Bağlayansın her göz yaramı,
    Gülmek görevin ben gülünce;
    Yağmur senin gibi ağlar mı
    Gözlerimden yaş dökülünce?

    Her düşüncemin ıstıraplı
    Serüveni,hayırlı rüyam.
    Sen ey,günahlı sevaplı
    Allahlı ve şeytanlı dünyam!

    Her günkü şarkısı dudağın,
    Havayı dolduran kokusu
    Yağmura kavuşmuş toprağın
    Yediğim ekmek içtiğim su.

    Ahmet Muhip Dranas

  2. Sayın Toros, yazınız için teşekkürker. Hint felsefesinde de önemli bir yeri olan “ne yiyorsanız osunuz” (You are what you eat) iddiasının doğruluk derecesini bilemem ama sanırım yazarların çalışmaları, okumaları, hatta düşünme yöntemlerindeki değişiklikler de yazılarına büyük ölçüde yansıyor. Son zamanlarda çok mu Ingilizce çalışıyorsunuz? Sizin için normalleşmiş olabilir ama Türkçe bir makalede Ingilizce 38 kelimelik bir şarkı sözü, Türkiye’de hala bir “hava atma” gibi algılanabiliyor. Sevdiğim bir yazarsınız ve çok güzel yazılarınız var. Türkiye’deyken yazdığınız makalelerin birinde bunun yarısı kadar olsun Ingilizce kullandıysanız eleştirimi geri alır özür dilerim.

  3. Rize’de iftar topu erken patlamış. Müftü: “Rizeliler bir günlük orucunu kaza etsin” demiş. Almanya’da yaşayan Mehmet amca müftüye telefon açıp: “Müftü Efendi! Ben de Rizeliyum. Ha benum da orucumu kaza etmem lazim midur?” demiş. Değerli Tarık bey, “Ha şimdi bu Mehmet emuca Türk vatandaşlığından çikmaduysa, darbe tiyatrosunu araşdirmak bunun da “başlica” yurtdaşlik vezifesu midur?

  4. Kardeşim, siz bir kaçaksınız ama ne sizin ne de diğer kaçak kardeşlerimizin adları zerre kadar kirlenmedi ki temize çıkarmak gibi bir göreviniz olsun. Sizlerin herbiri, bulunduğunuz yerlerde, bizi ve bizim insanımızı temsil eden şanlı bayrağımız hükmünsesiniz. “Oralarda yenilecek ekmeğiniz içelecek suyunuz varmış ki nasibiniz sizi aldı, oralara götürdü”. Oralardaki insanlara anlatacaklarınız, oralardaki insanlardan öğrenip bize iletecekleriniz varmış ki oradasınız. Insanın ailesinden, anne, baba, kardeşlerinden, dost, arkadaş ve akrabasından ayrılmasının, doğup büyüdüğü, sevdiği sevildiği yerlerden koparılmasının ne anlama geldiğini, vicdanı tefessüh etmemiş her insan hisseder. Mal, menal, makam, mansıp ya da her neyse, fani olan az bir menfaat karşılığında sizleri burada kaçmak zorunda bırakanlar utansın. “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir”, “Kanunsuz suç ve ceza olmaz”, “Mahkeme kararıyla ispatlanmadıkça kimse suçlu sayılamaz” gibi Mecellei Ahkamı Şeriyye’nin yanısıra uluslararası hukuk kuralları olarak kabul edilen düzenlemeleri görmezden gelseler bile , “Kimse kimsenin günahından mes’ul değildir” Kur’ani düzenlemesini görmezden gelerek yüzbinlerde insanı işsiz bırakan, onbinlerce insanı içeri, binlerce insanı dışarı atanlar, onların işbirlikçileri, destekçileri utansın…

  5. “I am a fugitive being hunted down like game” ifadesindeki “game” kelimesi oyun anlamina gelmemektedir. Kelime bu cumlede “av hayvani” anlamindadir.

  6. Tarık Bey, çok isabetli bir yazı olmuş.

    Bugün masumlara yapılan korkunç zulmü destekleyen şuursuz çoğunluk ‘ama siz de bizim 240 insanımızı şehit ettiniz’ diyerek ağızlarda kirli bir sakız haline gelmiş iftirayı tekrarlıyor. Bununla vicdanlarını (hala varsa) rahatlatıyorlar.

    Siyasetçi, gazeteci, yorumcu gibi gündemi belirleyen veya yayan kişiler tarafından hergün yüzlerce kez tekrarlanan bu iftiranın toplumun çoğu tarafından satın alınması bir ölçüde makul karşılanabilir.

    Bu büyük dezavantaj karşısında iki potansiyel avantaj var. Birincisi yalanı değil doğruyu savunuyor olmak. Doğru o kada güçlüdür ki Bediüzzamanın enfes yorumuyla 1 danesi 1 harman yalanı yok eder.

    İkincisi potansiyel avantaj ise internet / sosyal medya.

    Bu iki potansiyel etkin kullanıldığında güzel sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Sosyal medya kampanyaları sayesinde tahliye edilen bazı kanser hastaları ve yeni doğum yapmış anneler oldu.

    Çoğunluğu öyle gözükse de toplumun tamamını vicdansız/kör/sağır olarak görmek doğru değil. Doğruları anlattığınızda dinleyen veya dinleme potansiyeli olan çok sayıda medeni insan da var.

    Tarık Bey’in de vurguladığı gibi bugün doğruları anlatmak, iftiralarla ilgili detaylı araştırmalar yapıp sosyal medyada veya blog hesaplarında bunları çürüten ve somut verilere dayanan yazılar yazmak en önemli görev diye düşünüyorum.

    15 temmuzun hemen sonrasında iftiralardan bunaldığım ve sarsıldığım dönemde kırık dökük de olsa internet üzerinden elime geçen hakikat parçaları benim için bir nevi hayat kaynağı oldu. Doğruları anlatmasını beklediğim çok sayıda kişinin sessizliğe büründüğü o günlerde youtube da Fuat Baran’ın canlı yayın videolarını bulunca nasıl sevindiğimi anlatamam.

    Geçenelerde, tutuklu bir masumun içerden gönderdiği bir mesajda ‘F.tö yaftasından o kadar bunaldım ki dışarıda olup doğruları anlatmayanlara hakkımı helal etmiyorum’ mealindeki sözüne rastladım.

    Değerli dostlar, sonuç olarak, haber altına veya youtube videosu altına yazacağımız bir yorumla da olsa hakikatleri her platformda dile getirelim ki insanlara doğruları bilme şansı sunmuş olalım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin