Barolar da uyandı, hadi balığa gidelim

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Elle tutulamayan, gözle görülemeyen varlığı ispat edilmeyen, edilemeyen, edilmesi gerekmeyen, edilmeye ihtiyaç duyulmayan, zaman ve mekanla kayıt altına alınmayan fetöcülük, yargının tabutuna son çiviyi çakacak olan çoklu baro projesini için düğmeye bastı(!) Düğmeye basmakla da kalmadı, protesto için Ankara’ya yürüyen baro yöneticilerini Ankara girişinde hırpaladı, tartakladı, şehre sokmamaya çalıştı. 

Sihirli bir kelime ‘FETÖ’ baro meselesinde de işe yarıyor. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Çeşitli şehirlerdeki baro yöneticileri yürüye yürüye geldikleri Ankara’ya bütün fetöcü engellemeleri aşarak, hallerini, umutlarını, istek ve dileklerini Anıtkabir’e ulaştırmayı başardı. Hatta fetö’yü de Ata’ya şikayet bile ettiler.  

İçişleri Bakanı pek muhterem sayın Süleyman Soylu ile görüşme lütfuna erip, yürümeye devam edebilme iznini de, Metin Feyzioğlu’nu yürüyüşe sokmama yetkisini de aldılar. 

Yürürken, konuşurken, dertlerini dillendirirken, bağırıp çağırırken 18 yıldır ülkeyi yöneten sütten çıkmış ak kaşık kadar masum, mazlum ve mağdur olan Recep T. Erdoğan’ı neredeyse hiç anmadılar. Bir fetöye bir de Metin Feyzioğlu’na öfkelendiler, onun aslında kripto bir fetöcü olduğuyla ilgili araştırma ve ispat çabaları bu yazı hazırlandığı sırada devam ediyordu.  

Erdoğan’a muhalifmiş gibi rol yapanların onu bütün kötülüklerden arındırmak, hiçbir meseleyi ona dayandırmamak, her kabahati başka bir günah keçisine havale politikası, sadece korkuyla açıklanır bir ahmaklık gibi gelmiyor bana. Kanaatimce bunların hepsi yeni rejimin muvazaalı muhaliflerinden başkası değil.

15 Temmuz’u perde yaparak kurulan, her şeyin izne tabi olduğu ve devletin ‘her şey’ olduğu rejimi kurmayı derin devlet uzun zamandır istiyordu. Muhalif gibi görünenlerin şu andaki duruma sahici bir şekilde itiraz ettikleri yok zaten. Bütün mesele ceberrut devlet arabasını kimin süreceği noktasında düğümleniyor. 

Baro Başkanlarının son durak olarak Anıtkabir’de toplanmaları bile taleplerinin özünde hukuk, adalet olmadığını göstermeye yetiyor. Zaten evrensel hukuk, demokrasi, adalet gibi kelimeler gürültüde kaybolacak kadar az. Kimsenin rejimle problemi yok, sadece suyun başında oturan değişsin, yeter. Senin değil benim yönettiğim, senin değil benim ihale dağıttığım, senden değil benden izin aldıkları bir devlet… 

Ve bilindiği gibi bu rejimi kurarken kullandıkların en önemli araç fetö aparatı. Belirsiz, ispatsız, delilsiz, itiraz eden herkesin üzerine yapışan bir gulyabani ithamı! Kolay kullanılan, muhtemel bütün riskleri önlediği düşünülen ama ahlaksızca, ama sahtekarca olduğu her şeyiyle bilinen bir aparat…

Günün sonunda bugün baro başkanları İçişleri Bakanı ile görüşmeyi ve yürüyebilme izni almayı bir başarı olarak görüyorlar. Bir süre sonra payanda oldukları yeni rejimde nefes alabilme, su içebilme özgürlüğüne sevinir hale gelecekler. Hâlâ gerçek failleri örtbas etmeye, her şeyi ‘fetö’ye bağlamaya devam etsinler. 

Ama kendi başlarına kaldıklarında hizmet hareketi bu konularda bizi yıllar öncesinden ikaz etmişti, bugün olan her şeyi beş sene altı sene önceden yazmışlardı diye itirafta bulunsunlar. Başlarına gelen her şeyde, önceden ikaz edenlerden en azından iç dünyalarında özür dilesinler. Hakikate bir özür borcunuz var..  

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin