Bağımsız bir Kürdistan bölgede ne anlama gelir?

ANALİZ | EBUBEKİR IŞIK

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (KRG) bağımsız bir devlet olması ile alakalı sorular ‘acaba olur mu?’ aşamasından ‘ne zaman olacak?’ noktasına evrildi. Irak Kürtlerinin uzun bir zamandır kendi dış politikalarını, ekonomik ilişkilerini ve kendi güvenlik stratejilerini Bağdat’a danışmadan yürüttükleri tüm bölge ülkeleri tarafından bilinen bir gerçek. Buna rağmen geçtiğimiz aylarda Mesud Barzani’nin Eylül 2017’de Kürdistan’ın bağımsızlık referandumuna gideceğini duyurması gerek bölgesel güçlerin gerekse de ulusal çıkarları itibari ile bölgede bulunan ABD, Rusya, Çin gibi süper güçlerin muhtelif reaksiyonlar vermesine yol açtı. Şüphesiz Bağdat ve üçüncü devletlerce ortaya konan pozisyonların kısa ve orta vadede nasıl bir hal alacağı, Kürdistan’ın bağımsızlığının bölgede oluşturacağı yeni dinamikler ve bu dinamiklerin bölgede aktif olan devletlerin ulusal çıkarları ile örtüşüp örtüşmeyeceği ile alakalı olacak.

Bağımsız Kürdistan’ın Kısa Vadede Bölgede Yaratacağı Etkiler

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (KRG) bağımsızlığını ilan etmesinin oluşturacağı en ani etki şüphesiz Irak’ın toprak bütünlüğünün sona ereceği gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. Diğer ikinci bir etki ise, Irak Kürdistan’ının Bağdat’tan kopması Irak nüfus kompozisyonunun Sünniler aleyhine tamamıyla ortadan kalkması sonucunu doğuracaktır. Bilindiği üzere Iraklı Sünniler Saddam Hüseyin devrildiğinden bu yana Şii yoğunluklu bir yönetim tarafından idare edilme korkusu yaşıyorlar. Hatta, kimi uzmanlar IŞİD’ı ortaya çıkaran temel dinamiğin bu korku olduğunu ifade etmekte. Dolayısıyla, büyük çoğunluğunu Sünni Kürtlerin oluşturduğu Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bağımsızlığını ilan etmesi, Iraklı Sünnilerin Irak nüfusu içerisinde azınlık konumuna düşmeleri neticesini doğuracaktır. Böyle bir ihtimal söz konusu olduğunda, Bağdat’ın Irak’ın batısını kontrol altında tutamayacağı gerçeğine istinaden bir takım Şii milis güçlerin Sünni yerleşim bölgelerine saldırmaları ihtimalinin Sünniler için hep bir korku unsuru olacağı son derece açık görünmekte.

Üçüncü olarak, Iraklı Kürtlerin bağımsızlıkları bölgedeki diğer milliyetçi Kürt hareketlerini de benzer adımlar atılması noktasında cesaretlendireceği kuvvetle muhtemel. Bu bağlamdan hareketle, kendi kendini yönetme iradesini ve bağımsızlık ajandasını güçlendirmek isteyecek en müsait aktör şüphesiz Suriye’nin kendi şartları da düşünüldüğünde Salih Müslim’in liderliğini yaptığı PYD olacaktır.

Benzer şekilde, Irak Kürdistan’ının bağımsızlığının dört Kürt coğrafyasında (Irak, Türkiye, Suriye, İran) gözleri bir anda Erbil’e çevireceği düşünülürse, PKK ilintili bazı grupların Türkiye’de (TAK), ve İran’da (PJAK) bir takım kalkışmalarda bulunması PKK’yı ve eylem tarzını bilenler için hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Bunları ifade etmekle beraber, Irak Kürdistan’ının bağımsızlık ilanı Kürtlerin yaşadıkları problemlere ve iç bölünmelere kısa vadede çare olmayacağı da son derece aşikâr. Irak Kürdistan’ının farklı bölgelerine hâkim olan iki gücün (Barzani’nin KDP’si ve Talabani’nin PUK’u) kendi iç ihtilaf ve muhalefetlerine üçüncü bir muhalefet olarak Goran Hareketi’ni eklemlediğimizde, bağımsızlığın Kürtler arası öteden beri var olan derin ayrılıklara çözüm olmayacağı ve belki de bu ayrılıkları bir nebze daha derinleştireceği iddiası kayda değer bir argüman olarak karşımızda durmakta.

Bağımsız Kürdistan’ın Uzun Vadede Bölgede Yaratacağı Etkiler

Uzun vadede Kürtlerin bölgede nasıl bir ittifaklar silsilesi içerisinde yer alacağı yalnızca Kürtlerin geleceği için değil bölge için de son derece önemli bir faktör. Burada, KRG için en önemli unsur Türkiye’nin desteğini alıp almamak durumuna göre diğer bölgesel güçlerle ittifaklar geliştirmesi olacaktır.

Erbil ile Ankara’nın son 10 yıldır AK Parti hükümetleri marifetince oluşturduğu son derece girift ilişkiler ağının, Türkiye’nin Kürtlere dair tarihi çekincelerinin etkisiyle uzun vadede farklılaşması gerek Erbil için gerekse de bölge için son derece menfi etkiler doğurabilir. Erbil’den uzaklaşan bir Ankara senaryosu şüphesiz Erbil’i Tahran’a daha yakın durma tavrına yöneltecektir. İran KRG’nin bağımsızlık niyetine karşı dursa da, KRG ile son derece iyi ilişkilere sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İran’ın KRG’de iki diplomatik misyon amirliği bulunmakla beraber, Irak Kürdistan’ı ve Barzani ailesi ile son derece derin ve kapsamlı ekonomik ilişkilere sahip olduğu bilinen bir gerçek. Hatırlanacağı üzere, IŞİD KRG’ye saldırdığında Türkiye Peşmerge’ye hiçbir destek vermemişti. Fakat, İran ise KRG’nin talep ettiği asker ve askeri teçhizatları Erbil’e sunmuş ve IŞİD’e karşı Erbil ile beraber mücadele etmişti.

Şayet Erbil ve Ankara arasındaki ilişkiler uzun vadede bugünkü gibi ya da daha da müspet bir havada ilerlerse, bu durum gerek KRG’nin gerekse de Ankara’nın elini Tahran’a karşı güçlendirecektir. Fakat böyle bir senaryoda, PKK ve benzeri güçlerin gerek İran yönetimi tarafından gerekse de Bağdat marifetince Türkiye ve KRG’ye karşı desteklenmesi durumuna şahit olabiliriz. PKK, Tahran ve Bağdat arasında bu tarz bir ilişkinin son dönemlerde daha da derinleştiğine dair özellikle Erbil ve civarında çok sayıda raporun yazılıp Ankara ile paylaşıldığı birçok uzman tarafından dillendirilmekte.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin