Aylardan mayıs, hava kurşun gibi ağır

Yatırımcı anlayacağını anladı

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Türkiye’de şeffaflıktan hazzetmeyen bir iktidar var ve o iktidar bütün müesseseleri manipülasyon için seferber etti.

En hazini de piyasanın “deniz feneri” gibi gördüğü Merkez Bankası’nın (TCMB) beyan ve tavırlarındaki tutarsızlık.

O KADROLAR MERKEZ BANKASI’NA DADANDI

İktisadî modeli tamamen çökmüş bir hükûmet ve o hükûmetin verileri kendine yontmaya alışmış kadroları, dolar şokunun yaşandığı 2018 senesi ağustos ayından beri TCMB’yi mesken tuttu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) üzerinden enflasyon ve büyüme rakamlarını manipüle etmeye alıştılar nasıl olsa!

Banka Meclisi’ne kanun hiçe sayılarak Saray kontenjanından iki bürokratı tayin eden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Merkez Bankası bağımsızlığının üzerine beton atmış oldu.

ZARARINA DÖVİZ SATMAK ÇARE OLMADI

Dolar yükseldiğinde sıhhatli bir teşhis koymak yerine kamu bankalarına zararına döviz sattıran, yabancıları “Zinhar dolar alamasın!” diye TL kasalarının kapısını kilitleyen bir Türkiye’nin imajı yerlerde sürünüyor.

Merkez Bankası’na kimsenin itimadı kalmadı. Net döviz rezervi bahsi bütün itimatsızlığın tuzu biberi oldu.

İtibar gibi eşsiz bir hazine de sıfırlanınca yabancı yatırımcının, bir başka ifade ile 450 milyar dolar borçlu olduğumuz yabancıların insaf ve merhametlerine iltica ettik.

ÇETİNKAYA FIRTINA GEÇİNCE KONUŞURMUŞ

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya bugün gazetecilere “fırtına dindiğinde iletişimi tercih ettiklerini” söylerken başında bulunduğu bankanın temel vazifesini zerre kadar anlamadığını itiraf etti.

Güya vaktinde müdahale etmediğine ve maçı tribünden seyrettiğine dair tenkitlere cevap veriyor.

Ne demek fırtına dindiğinde? İş işten geçince konuşsanız ne olacak, konuşmasanız ne olacak?

Bilakis Merkez Bankası fırtınalı bölgelerden mümkün mertebe uzak durmalı ve mürettebatı ve yolcuları fırtınaya karşı haberdar etmelidir.

LİYAKAT OLMAYINCA…

Ekonominin dümenine geçmek liyakat ister. Liyakat varsa, beyanla fiil arasında tutarlılık varsa piyasa oyuncuları sizi takip eder, işaretlerinize göre hareket eder.

Çetinkaya, “Bizim ülkemiz gibi dolarizasyonun yüksek olduğu ülkelerde rezerv tartışmalarının brüt rezervler üzerinden yapılması en uygun olan yöntem.” diyerek yatırımcıdaki tereddütleri izâle etmek şöyle dursun daha da çoğalttı.

İhtisas sahibi kimseler gayet iyi bilir ki brüt rezerv başka, net rezerv başka. Çetinkaya ne kadar “dolarize” bir ekonomi olduğumuzu cümlenin girişinde kendisi itiraf ediyor.

182 milyar dolar döviz tevdiat hesabı (DTH) bankalardaki mevduatın yüzde 53’üne tekabül ediyor. 2001 krizinde bile bu kadar yüksek değildi. Türkiye’de TL’ye ne kadar itimat edildiğini gösteren ibretlik bir tablo.

DÖVİZ TUTARI KÂFİ DEĞİLSE NETİCESİ AĞIR OLUR

Madem tablo bu kadar vahim o hâlde net rezervin muadili ekonomilere göre daha yüksek seviyede tutulmasını elzemdir. Kabul görmüş tanımı ile Merkez Bankası en az üç aylık ithalatı karşılayacak kadar dövize sahip olmalıdır.

Defaatle ifade ettim. Tekrar altını çiziyorum: Türkiye, kasasında asgari 50 milyar dolar net rezerv tutmalıdır. Türk Lirası’nın kırılganlığına dair müspet bir adım atmak isteniyorsa bunun yolu bellidir.

Döviz gelirinizi artıracaksınız. Ürettiğiniz kadar değil, bir müddet ürettiğinizden az tüketeceksiniz ki tasarruflarınız artsın.

Yatırımları yurt dışından borç alarak finanse etmenin eninde sonunda kur krizi ile karşı karşıya getirdiğini idrak etmeyen bir ekonomi idaresi için günü birlik beyanlar kâfi…

O SÖZLERİ PİYASA KALE ALMADI

“Rezerv tartışılırken rezerv yeterliliğini tartışıyoruz aslında. Bu da brüt rezervler üzerinden tartışılmalı.” diyen Çetinkaya sözlerinin yatırımcı nezdinde ne kadar kale alındığını merak ediyorsa dönüp döviz kurlarına baksın.

Çetinkaya konuşmadan evvel 5,94 TL civarında seyreden dolar 5,97 TL’ye yükseldi. Euro 6,69 TL’yi geçti. TL son bir ayda yüzde 12 eridi.

Yatırımcı anlayacağını anladı.

Aylardan mayıs… Baş kaptan İstanbul ve Ankara’yı kaybetmenin öfkesinden ne yaptığını ne dediğinin farkında değil. Amerika’ya rağmen gemiye S-400 füzeleri yüklemek üzere.

Kâfi derecede ne filika ne de can yeleği var güvertede.

Deniz fenerinden gelen sinyaller karmakarışık. Hava kurşun gibi ağır. Kasırga koptu kopacak.

Bu şartlarda açık denize çıkmaya karar verilmiş.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin